Orta doğu…
Kan, gözyaşı, zulüm ve ölümün sıradanlaştığı coğrafya…
Neden Avrupa’da güvenlik sorunu olmadan yaşam kendi ekseninde dönerken, orta doğu her gün cehennemi yaşıyor?
Geçtiğimiz ay Prag’da bırakın alışveriş merkezlerini uluslararası havalimanına girerken bile XR cihazının olmadığını görünce bu soruyu sormuştum kendi kendime.
Hesap açık aslında; Avrupa bu bölgeleri karıştırıp kendi ülkelerinde huzuru temin ediyor. Çünkü her Avrupa ülkesinin uzun vadeli 100 -150 yıllık yönetim politikası var. Eğitim, güvenlik, ekonomi, sağlık sistemi bir tablo üzerinden yürüyor.
Oysa geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan orta doğu ülkelerinde hep kargaşa, hep savaş, hep kaos hakim!
Doğu’da Avrupa’nın aksine sisteme değil insana yatırım yapılıyor. Hep bir kurtarıcı bekleniyor, iş başına gelen kendi sistemini kuruyor!
Ekonomi, eğitim, adalet sil baştan yapılıyor. Kültürel kodlar bir şekilde aynı kalmaya dirense de ülkeyi yönetenler kendi fikir ve düzenini kurmaya çalışıyor.
***
Türkiye harici orta doğunun tamamına yakını baskı rejimi ile yönetiliyor. Her türlü karışıklılık ve teröre çanak tutan Avrupalı hakim güçler, bu bölgelerde at koşturup çıkarları doğrultusunda politika üretiyor. Konjüktöre göre ülkeleri domino taşı gibi yıkıp, kartları yeniden dağıtıyor!
Arap baharı ile yakılıp yakılan orta doğuya hiç bahar gelmedi!
Tüm dünya Gazze’de yaşanan vahşeti izlerken Suriye hapishanelerinde ortaya çıkan görüntüler, insanlığımızdan utandırdı. Bir liderin kendi halkına yaptığı işkence ve zulme şahit olanlar gözlerine inanamadı.
Bir insan bir insana böylesi bir durumu nasıl yaşatabilir?
Sözüm ona asker üniforması altında kendi vatandaşına bu aşağılık muameleyi yapanlar nasıl insan olabilir?
Suriye halkı daha ne görebilir bu dünyada!
***
Din, meshep, ırk üzerinden yapılan siyasetin bir ülkeyi nereye götürdüğüne hep birlikte şahit oluyoruz.
Coğrafya bir kader değil, dayatılan bir fikirdir aslında…
Verimli toprakların, öz kaynakların tüm bölgeyi besleyeceği zenginliye sahipken emperyalizmin oyuncağı olmak başka nasıl açıklanır ki…
Bir halkın kendi öz vatanında mülteci olmasına Gazze’de, Suriye’de, Lübnan’da, Kudüs’de gördük.
Tüm bu yaşananlar uzun vadeli projeler üretip, demokrasiden asla vazgeçmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini bizlere gösteriyor. Ya da emperyalizmin elinde orta doğu gerçeğini yaşamaya mahkum bırakılırız.
Bölgemizde yaşananlardan sadece devlet olarak değil, birey olarak da ders çıkarmalıyız. Vatanımıza, bayrağımıza, milletimize, kültürümüze ve inandığımız değerlere dört elle sarılıp kenetlenmeliyiz.
***
Tüm coğrafya talan edilip parsel parsel işgal edilirken, Türkiye’nin saf dışında bırakılması düşünülemez. Bugün değilse yarın bu gerçekle karşı karşı kalınacağı bir kehanet değil görünen köydür…
Bir ülkenin sahibi o ülkeyi yönetenler değil bizzat halkın kendisidir. O siyasi irade bu halk içinden çıktığına göre safları sıklaştırma, vatana sahip çıkma vaktidir.

PROF. ŞAHİN’İN UNUTAMADIĞI ERZURUM ANISI
PROF. ŞAHİN’İN UNUTAMADIĞI ERZURUM ANISI
MADIRLI MAZBATASINI ALDI
ERZURUM’DA KADIN DAYANIŞMASI
600 BİLİM İNSANI ERZURUM’DA BULUŞTU
ÖNCE TEDBİR, SONRA TAKDİR
ERZURUM’DA YARGILANACAK
Eğitimin Unuttuğumuz Kalkanı: Şiddetle Mücadelede Aile, Okul ve Toplum
