Erzurum Haber

şişli escort beylikdüzü escort fatih escort acıbadem escort anadolu yakası escort aksaray escort bodrum escort bayan

YAŞADIĞIM İSTANBUL

YAŞADIĞIM İSTANBUL
21 Kasım 2016 - 16:55

Bir kitap düşünün ki her sayfasında İstanbul’un tanıdık tanımadık sokakları, mekânlarında gezinti yapılsın. Hele benim gibi İstanbul’u pek bilmeyen biri bile orada geziyormuş gibi hissetsin. Yine aynı kitap üzerine düşünmeye devam edin. Yine o sayfalarda bilindik bilinmedik yazarlar yaşasın. O yazarların eserlerinden konuşulsun. Bilmediğiniz eserler de karşınıza çıksın.
Düşünün ki aynı kitapta yol alırken tiyatro sahneleri, sinema perdeleri kurulsun. Sahnede hep o yetenekli isimler… Biraz daha yol alın kitapta. Birdenbire yemekler çıksın karşınıza mis kokulu. Yapılan, yenilen yemeklerin anılarıyla.
Şimdi bu hayal ettiğimiz kitap raflarda. Selim İleri kaleminden… Bu kadar zengin bir eserle alakalı yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Alıntılamak istediğim o kadar çok cümle… Bazılarından üzülerek vazgeçerek birkaçıyla yetineceğim.
‘Yaşadığım İstanbul’ Selim İleri’nin İstanbul yazılarını harmanladığı bir kitap. Yalın bir İstanbul değil kitaptaki. Görünen sadece caddeler, sokaklar, manzaralar değil. Anılarla perçinlenmiş, o anıların kokularının sindiği bir İstanbul. Dostlarla yaşanmış, dostların kaybedildiği, ‘dostlu’ bir İstanbul. Edebiyatın bağrı olan bir İstanbul… “Dün, sabahtan akşama, altmış yıllık zaman diliminin, kırkı aşkın yıllık yazarlığımın mekân malzemesini saptamaya çalıştım. Bilmem neden, döküm çıkarmak istedim. Tabii, mekânlarla birlikte insanlar belirdi; hemen hiçbiri yaşamıyor artık, yaşayanlar çökkün.”
Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm, ‘İstanbul’u Yaşamak’ adını taşıyor ve yirmi bir adet yazı bu bölümde sunuluyor. Yazıların en güzellerinden birinde İleri sevdiği semtleri anlatıyor. Sevdiği yerlerin şimdiki hallerine biraz sitemle yaklaşıyor. “Anneannemlere, Bakla Tarlası Apartmanı’na gittiğimizde, tam karşıda Şifa beni adeta büyülerdi. Bugünkü Şifa’dan epey farklı; neyse ki, Safiye Erol imzalı Kadıköyü’nün Romanı’da yerli yerinde duruyor.” Ondan duyduğum en çarpıcı sitem de şöyle: “İstanbul’u konuşturabilseydim, ‘Durun artık! İlişmeyin bana…’ dedirtirdim.”
Her şehrin bir ruhu vardır. Bir geçmişi, yaşanmışlığı vardır. Her köşesi bir başka duygu bir başka acı ve de elbette bir başka mutlulukla yapılanmıştır. İstanbul da bu şehirlerin arasında en göze çarpanıdır. Ne kadar bozulsa da sinmiştir bir kere o ruh. Yazar bir röportajında şöyle diyor: “Yaşadığım İstanbul, İstanbul’da yaşayan her kişinin her an hissetmesi gerektiği gibi, katman katman bir İstanbul, Bizans, Osmanlı, Cumhuriyet, Demokrat Parti yılları, bugün. Bir köşede sizi hâlâ Bizans bekleyebilir. Mesela Narlıkapı’ya gidin, sahil yolu size hâlâ Bizans’ı söyler. Kocamustafapaşa’da bir arka sokak da hâlâ Yahya Kemal’i ve ‘Kocamustafapaşa’yı…”
İkinci bölüm: ‘Sanatın Yordamıyla’… Bu bölüm kitaptaki bölümlerin en hacimlisi. Otuz iki dolu dolu yazıyla okura sunulmuş. En çok beni kendine çeken bölüm de bu bölümdür. Onlarca yazar, onlarca eser… Çok sevdiğimiz, tanıdığımızı sandığımız yazarların hiç bilinmeyen yönleri, davranışları anılar ekseninde karşımızda. Birçok yazının bir paragrafında koca bir makale okumuş gibi oluyoruz bazen. Okuduğumuz bir romanın hiç fark edemediğimiz en önemli ayrıntısı o bir paragrafta geçiveriyor. Kimler yok ki bu bölümde; Abdülhak Şinasi, Halide Edib, Samiha Ayverdi, Safiye Erol, Sait Faik, Cemil Meriç…“Peyami Safa’nın çok sevdiğim Fatih-Harbiye’si, yer yer, ne diye saklamak, ‘ideolojik’tir. Ülker Fırtınası’ysa Huzur’la ölçülmeli…”
İleri, aynı röportajda şunları da ilave ediyor: “Baştan beri İstanbul yazılarında eserlerden çokça yararlandım. Bu eserlerin bazılarını zaten defalarca okudum. Zaman zaman o eserlerde yazılanlar, yaşananlardan, yaşadıklarımdan daha sahici, daha içe işleyici geldi bana.”
Üçüncü bölüm: ‘Sahne Ve Perde Yıldızları’… Bu bölüm, adından da anlaşılacağı gibi sahneler, perdeler ve elbette yıldızlardan oluşuyor. Tiyatronun Selim İleri’nin iç dünyasında yansıması… Kitap sayfalarından pırıltılı sahnelere dönüyor okur. Belgin Doruk, Muhterem Nur, Ayhan Işık, Türkan Şoray ve sinemanın en parlak (diğer) yüzleri… Sessiz sinemalar, siyah- beyaz görüntüler ve ardından rengârenk filmler. “Sesli sinema adeta birtakım cinayetlerle gelmiş: Sessiz sinemanın bazı yıldızları sesli film çekimine geçilir geçilmez, Hollywood stüdyolarından kapı dışarı edilmişlerç sunset bulvarı’ndaki Norma Desmond, Gloria Swanson’un unutulmaz oyunculuğuyla canlandırmış film kişisi, sessiz sinemanın şaşaalı günlerini anarken, ‘Ben hala büyüğüm! Ama artık filmler küçüldü…’ der.”
Son bölüm: Oburcuk yine mutfakta… Selim İleri yemek yazıları yazmaya nasıl başladığını anlatıyor. Yazılarda birçok yemek yapılıyor. İleri, kalemiyle karıştırıyor çorbaları. Yazarın çocukluğuna dönüyoruz. Annesinin kış yemeklerini ondan dinliyoruz. “Annemin kış mutfağında en sade çorba şehriye çorbasıydı. Annem ille tavuk suyuna yapardı. Yapılışı da çok sadeydi…”
Son yazı Alev Alatlı’nın Funda’nın Mutfak Rehberi ile bitiyor. Kitabı elinizden bırakır bırakmaz edebiyatın, sanatın o renkli, duygu dolu labirentlerinde dolaşmış oluyorsunuz. Öyle bir an geliyor ki bulunduğunuz köşeden kâğıt kokusu geliyor. Bazen de bir yemek buğusu… Selim İleri’nin bu eseri kuşkusuz zaman zaman başvuracağım bir kaynak. Okuyunca eminim birçoğunuz da böyle düşünecek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.

Jojobet GirişmatbetMadridbetbetciofree stressercasibomromabetromabetGrandpashabet Fenerbahçedeneme bonusu veren siteler 2026deneme bonusu veren siteler 2026casibomjojobetJojobet girişMarsbahis GirişjojobetJojobetCasibomCasibomJojobet Girişcasibom giriş