Erzurum/zirve2000 Yaptığı mesleği kutsal gören ve ‘insanlara özgürlüğünü sunuyoruz’ diyen çiçeği burnunda Baro Başkanı Av. Talat Göğebakan baronun bir sivil toplum kuruluşu olduğunu ve şehirdeki tüm sorunlara hukuki açıdan müdahil olacaklarının sözünü veriyor. ‘Siyasi kimliğimizi kapının önünde bıraktık, önceliğimiz meslektaşlarımız ve halkımızdır’ tezini savunan başkanla baroda biraya geldik.
RÖPORTAJ: SEVDA GÜNEŞ-PUSULA ÖZEL
Kaç yıldır avukatlık mesleği ile uğraşıyorsunuz?
Hukuk fakültesi benim ikinci fakültem. İlkinde maalesef atıldım çünkü devamsızlığım çoktu. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni de 4 değil bu nedenle 6 yılda bitirebildim. 1994 yılında mezun oldum ve hemen askere gittim. Vatani görevimi tamamladıktan hemen sonra başladım ve o tarihten buyana mesleğimi yapıyorum.
Mesleğinizi seviyor olmalısınız
Elbette, işimi çok severek yapıyorum. Mesleğimle ben çok uyuşuyoruz. Serbest bir meslek dalı avukatlık. Amiriniz memurunuz yok, özgürsünüz. Düşünüyorum bazen ‘ben ne iş yapardım’ diye, avukatlık dışında bir iş olmazdı yapacağım. Mesela memuriyet bana göre bir iş değildi. Çünkü oldum olası siyasete bir merakım, yakınlığım vardı. Bu açıdan bile bakınca doğru mesleği icra ettiğimi düşünüyorum.
Yeni görevinizde başarılar diliyorum ve hemen sormak istiyorum, baro nedir? Bir STK mı yoksa sadece bir meslek örgütü müdür?
Aslında içerik olarak bir meslek örgütüdür. Avukatların meslek disiplinini sağlayan bazen özlük haklarını düzenleyen, çıkarlarını koruyan bir meslek örgütüdür ama bence aynı zamanda sivil toplum kuruluşudur. Toplumun ekonomik, sosyal, siyasal olaylarında hukuki tavır gösteren önemli bir örgüttür. Belki çok önemli bir sivil toplum örgütü olamamıştır, buda genellikle yöneticilere bağlı olmuştur. Bizden evvel başkanın düşüncesi sanki baronu düşüncesiymiş gibi algılandı. Bu sadece bir önceki yönetim gibi algılanmasın, bugüne kadar görev yapmışların tamamını kastediyorum. Şimdi bir kurumsal yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Şunun altını özellikle çizmek isterim. Baro olarak bu şehrin sorunlarına müdahil olacağız. Atlama kulelerinin yıkımı ve konut mağdurlarının sorunlarına baro olarak müdahil olma kararı aldı. Hukuki zeminde bu sorunların üzerine gideceğiz. Çünkü hem kulelerde hem de New City olayında halkın mağduriyeti vardır, baro da taraf olmak zorundadır. Her gün mağdur insanlar gelip belediye önünde hak arayışı yapıyorlar. Biz onlara kapılarımızı açtık. Çay su servisi yaptık, dertlerini dinledik. Yani biraz gezi olayları gibi oldu ama (gülüyor) her hali ile biz bu olaylara tarafız ve bilinmesini istiyoruz. Eğer toplumun sorunlarına kulak vermez ve taraf olmazsak var olma amacımız ortadan kalkıyor. Bir anlamda sebzeciler, terziler, marangozlar odası ne ise bizde o oluyoruz. Bizim amacımız bu değil.
Baroda siyaseti nereye koyuyorsunuz?
Ben ve yönetimim son derece entelektüel bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Baroda siyaset olmaz, olamaz. Evet, benim bir siyasi yönüm vardır, bunu gizleyecek, reddedecek değilim ama bu yönetim anlayışıma yansıyamaz. Ben hiçbir anlamda marjinal biri değilim, siyasette de öyle. Belki bu yönetim anlayışım nedeni ile kendi partimde de eleştiri konusu olacaktır. Ama profesyonel ve bağımsız bir STK hedefliyorsak bu görevde olduğum sürece her siyasi partiye aynı yakınlıkta olma zorunluluğumuz var. Görev süremiz biter o zaman siyasetimizi yaparız. Muhalefet edeceğim konular elbette olacaktır. Aynı orantıda destek vereceğimiz konularda olacaktır. Kimse bizden sadece muhalefet beklemesin. Biz seçimlerde her partinin görüşünü savunan insanların tamamından oy alırken bizden ne beklendiğini anladık ve ona göre adım atacağız.
Bu süre zarfında gelir gelmez neler yaptınız?
Birkaç ayda birkaç yılda yapılacak işleri yaptık. Adliyede bize ait olan ama orta yerde kullanılmayan bir yer vardı, orayı aldık. Bina ile ilgili olarak sıkıntılar vardı bugüne kadar çözülmeyen, onları çözdük. Teknik sorunları aştık. Geçmişten bize intikal eden borçlar vardı, onlar ödendi. Adliye ile ilişkiler kötü denecek noktadaydı, bunları çözdük. HSYK ile ilgili olarak ilişkileri güçlendirdik. Kendi içimizde olan ama gazete köşelerinde, manşetlerde olmaması gereken sorunları çözmeye uğraştık. 2015 Avukatlar Spor Oyunlarını Erzurum’a kazandırdık. Tüm salon sporlarının yer alacağı organizasyonda 1500-2000 avukatı şehrimizde ağırlayacağız. Öte yandan stajyer avukatlarımızın Ankara’da staj görmesi için çalışmalar tamamlandı. Kâtipler için adliyede bir bölüm hazırladık. Adliye’de avukatların şartlarını iyileştirdik. Bunları iki ayda yaptık, hala yapacak çok işimiz var. Baro binasının mülkiyetini almaya çalışıyoruz. 20 dönümlük bir arsa bize tahsis edildi, oraya konaklamalı bölge staj merkezi yapacağız. Bu şehir için çok önemli bir kazanç.
Erzurum adaletin bölgede başkenti olacak deniliyor, katılıyor musunuz bu açıklamalara?
Tabii ki katılıyorum, adaletin başkenti olacak değil, oldu bile. Geçenlerde kendi sosyal medya hesabımdan da paylaştım bu bilgileri. Ve emeği geçenlere tek tek teşekkür ettim. Bölge Adliye Mahkemesi burada, Bölge İdare Mahkemesi burada, Adalet Bakanlığı İnfaz Koruma Memurluğu eski adıyla Gardiyan Eğitim Merkezi burada, Adalet Bakanlığı’nın personel yani kâtip, yazı işleri, mübaşir ve tüm memurların eğitileceği merkezde açılıyor. Adli Tıp Grup Başkanlığı yoktu. Ankara, İstanbul ve Trabzon’da bulunan Adli Tıp’tan yararlanıyorduk. Şimdi oda kuruluyor. Yani Erzurum yargıda Doğu’nun başkentidir. Sağlıkta ve turizmde olmayabilir ama adalette Erzurum artık başkent oldu. Yargıda ciddi mesafe kat etti. Eğer diğerlerinde de bu mesafe kat edilirse Erzurum tamamen kalkınır.
Bir Avukat olarak Türkiye’deki yeriniz neresi?

Türkiye’de doğru sistemde işleyen çok az meslek gurubu var. Avukatlık doğru sistemde işletiliyor mu? Hayır. Doğru işlemeyince bu sadece vatandaşa yansımıyor, bize de yansıyor. Bu nedenle sınav olsun istiyoruz, okul bitti hadi staj sonra doğrudan davaya giriş yanlış bir sistem, bunu istemiyoruz. Belirli aşamadan geçtikten sonra o cüppe giyilmeli. Sonuç itibari ile aldığınız bir davada insanın özgürlüğünü, mal varlığını riske ediyorsunuz. Eğer iyi olursanız iyi sonuçlar alırsınız. Hükümet’in 12 yıldır avukatlık lehine çıkardığı tek bir yasa yok, tamamı aleyhimizde. Bakan bey’in bir açıklaması oldu, ‘yeni düzenlemeler yapacağız ve avukatlık sınavı sistemi kuracağız’ diye, bekliyoruz. Ülkede özgürlük yoksa yargıya güven %20 lere düşmüşse, ekonominin iyi gitmesinin bana ne yararı var. Basın üzerinde korku imparatorluğu kurulmuşsa, konuşan herkes makul şüpheli ise…
Şu günlerde en fazla tartışılan konu yargıya olan güvensizlik. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Türkiye’de şuan % 20’ler de güven endeksi, bu sonuç çok kötü. Biliyorsunuz geçen yıl 17-24 Aralık olaylarında mahkeme kararları uygulanmadı. Savcılık kararları uygulanmadı. Emniyet müdürleri ‘savcılık kararları yanlış’ diyerek bu kararları uygulamadı. Sonuç olarak biz hukuk devletiyiz. Ama izaleyi şuur davası görüyorsanız evet hukuk devletiyiz. Ancak iş siyaset davaları görüldüğünde, iş siyasete dayandığında hukuk devleti değiliz. Yürütmenin yargı üzerinde bir etkisi var, yürütme elinden geldiğince de baskı uyguluyor. Böyle hukuk devleti olunur mu? Kesinlikle olunmaz. Türkiye’de bir kere kuvvetler ayrılığı yok. Kavrama karşı bir savaş var. Yasama ve yürütme doğası gereği birbirine bağlı, geriye ne kalıyor, yargı. Herkesin garantisi orası. Ama bakıyorsunuz yürütme yargı üzerinde istediğini yapıyor. İşlerine gelmeyince ‘bunun ucu dışarıda’ deyip mahkeme kararları uygulanmıyor. Bu halde ‘hukuk devletiyiz’ nasıl deriz.
Bir değişim var, HSYK seçimleri bunlardan biri. Hiç mi iyiye giden bir şey yok, bu değişimi nasıl görüyorsunuz?
Son seçimler, HSYK seçimleri bunlardan biridir. Bir süreç yaşanıyor, ben bunları olumlu buluyorum. Ama bu olumlu değişim henüz Türkiye’ye yansımadı. Vatandaşa, yargıya yansımadı. Fakat yansıyacak, o zaman olumlu gelişmeleri göreceğiz. Şimdi henüz HSYK bile kendine gelememişken, işin içine girememişken geçen hafta yeni Yargıtay üye seçimleri yapıldı. Hiç kararname dahi düzenleyemeyen bir kurum var. Son dönemde bir takım operasyonlar var. Öte yandan Güneydoğuda devletin boşalttığı bir alanda fiilen kurulmuş özerk bir yapı var. İnsanların beyninde aklanmamış siyasiler, kutucuklar içinde paralar, yolsuzluk olayları var. Bunun yıldönümünde paralel yapı adı altında dizi oyuncuları, basın mensuplarını toplayan bir zihniyet var. Böyle bir durumda aslında HSYK çok şansız çünkü bunlar onların çalışmasını da perdeliyor. Tüm bunlara bakınca Türkiye’nin önü iyimi? Hayır, kesinlikle değil.
Ülkede özgürlük yoksa, hak ve hukukun korunmuyorsa, yargıya güven %20 lere düşmüşse, basın üzerinde korku imparatorluğu kurulmuşsa, konuşan herkes makul şüpheli ise, internete hükümet aleyhinde yazı yazılıyor diye sınırlama geliyorsa, yargı paketinden yargı çıkmıyorsa bu Türkiye’nin neresi iyi. Ama tüm bunlara rağmen ekonomi büyüyor, nasıl büyüyor milli gelir adaletli dağıtılmıyor. Evet, Sabancı, Koç ve Şahenk büyüyor, bana ne faydası var. Erzurum için konuşuyorum, bu şehrin %35 i yeşil kartlı ise gerisinin benim için hiçbir önemi yoktur.
Avukatların dava seçmek gibi bir lüksü var mıdır?
Yani teorik olarak olmamalı. Bazen çok özel durumlar olabiliyor. Yani ne bileyim trafik kazasında çocuğunu kaybetmiş bir adama karşı onun çocuğunun ölümüne sebep olan bir kişiyi savunmasını üstlenmeyi istemeyebilirsiniz. Kamu vicdanını çok zorlayan davaları almayabiliriz. Ama teorik olarak avukat aldığı bir işten dolayı kınanmamalı. Sonuç olarak doktorların nasıl bir Hipokrat yemini varsa bizimde avukatlar olarak cüppe giyerken ettiğimiz bir yeminimiz var. Bu yemine bağlı kalmaya çalışırız. Bizim için temel olan insanın hak ve özgürlükleridir. Her insanın savunma hakkı vardır. Biz insanın dinine, ırkına bakmayız, insanı insan olarak değerlendiririz. Savunma hakkı kutsaldır.
Avukatlarında gazeteciler gibi birçok anısı vardır. Sizin unutamadığınız anınız hangisi.
Elbette var, klasiktir ama mahkeme salonunda berat ya da tahliye kararı duyunca düşüp bayılanlar olur. Ben ülkü ocakları başkanlığını ret etmişken CMK yeni çıkmış, ülkü ocaklarını basan bir kişinin savunması gelmişti. 90’lı yıllardı yine camiden ayakkabı çalmış biri vardı. Caminin imamı arkadaşım ifadesini verdi, sıra bana savunmaya geldi. Tüm iddiaları ret edince imam bana küstü. Sanki ‘imam yalan söylüyor’ durumu ortaya çıktı. Avukatlık hayatın direk içinde olan bir meslek.
Bu güzel söyleşi için Erzurum Baro Başkanı Talat Göğebakan beyefendiye teşekkür ediyoruz. Baro Başkanı ve ekibi için aslında maraton yeni başlıyor. Yapılan açıklama gösteriyor ki adliyenin hemen yanı başındaki binada sadece avukat değil vatandaşlarında sorunları masaya yatırılacak.

BBP İL BAŞKANI YILMAZ’DAN AMEDSPOR TEPKİSİ
BBP İL BAŞKANI YILMAZ’DAN AMEDSPOR TEPKİSİ
ERZURUM’DA KEDİ KURTARMA OPERASYONU
ERZURUMSPOR MAÇINI KADIN HAKEM YÖNETECEK
AHMET MUSTAFAOĞLU İL BAŞKANLIĞINDAN İSTİFA ETTİ
Bir Şehrin İki Değeri: Ata Şenpolat ve Lütfü Yücelik
ERZURUM’DA 1.4 MİLYAR LİRA SOSYAL YARDIM YAPILDI
ERZURUM’DA KANLI KAVGA
