Zira bir nota, bir ses, bir nefes, bir koku çoğu anıya yuvadır geçmişi canlandırır hatta yıllarca içimize bastırdığımız her yaşanmışlık birden uyanır… Ağır gelir çoğunlukla anılar buna, bedenimiz ile tepki veremeyince ruhumuz ile tepki vermeye başlarız. Zaten en büyük ve ağrılı acı da ruhun ağırlığıdır gönül hastalığıdır… Sezen “Belki şehre bir film gelir” derken taşrada yaşamanın yalnızlığını anlatıyor, “Bir kedim bile yok anlıyor musun?” derken de şehir hayatının burjuva yalnızlığına gönderme yapıyordu. O yıllarda Mahsun Kırmızıgül “Alem Buysa Kral Benim” ve bir sürü bağrında kışlayan bir hasreti hatırlatmaya yetiyordur. Nostalji.
Şarkılar her farklı yorum, her ses tonu sızlatan bir his uyandırır bizlerde. Gözlerimiz dolar istemsizce ve yaşlar dökülür yanaklarımızdan usul usul… Fütursuzca bohçacı kadınlar, bizimkiler, Cezmi Ersöz, Amerikan tıraşı, Eşkıya Filmi, dekoder, aydınlık İçin 1 dakika karanlık, oduncu gömleği, taso, atari salonları, İETT otobüs bileti, futbolcu kartları, kırmızı noktalı film, beyaz çorap, ansiklopediler, doğan görünümlü şahin, misafir odası…
Gideli çok olan fakat veda etmeye kıyamadıklarımız için gelsin bu şarkı dercesine… Sızlatsa da içimizi, bugünün yaşanmışlığını yıllar evvel bestelenmiş bir şarkı besler belki de. Beklide yıllar evvel yaşanmışlığı bestelenmiştir bu günümüzde… Her nota farklı bir acı farklı bir anı gibi hissettirir kendini kulaklarımızda ve de ruhumuzda. Bazen seyyah olur insan gezer aşk için. Bazen taş olur kalır, aşk gelir onu bulur. Gezer köşe bucak, dağ, bayır. Kangren ilişkilere ilaçtır. Lambada titreyen alevin üşümesi, saçlarına dokunmuş, parmak uçlarını öpmüş, yanağınız yanağına değmiş ve “sıradaki dua tüm sevip de kavuşamayanlara gelsin” demişsiniz; ve tüm gökyüzü amin dolmuştur… Esmer bir yaradır, sarışın bir mükafat ya da kumral bir koku… Gideli on dakika olmuştur henüz, belki on saat, on gün, on hafta, on ay ya da on yıl… O zaman ona dokunan parmaklarınız, yanağınız ve göz bebekleriniz aynı soruyu sorar:
“Neredesin sen?” diye… Neredesin sen dünün, bugünün, yarının anılarını tek başına kaldıracak bir soru… Belki de benliğine şarkı yazdığımız insanın yüzüne söyleyemeyeceğimiz bir sanattır şarkılar ve yahut ta söylemeye kıymet vermediğimiz… Sonra bir şarkı çınlar kulağımızda, tınısı göğsümüzü daraltan… Gözlerimizi dolduran nakaratı vardır anıları hatırlatan sözleri,Koşup onlara gitmeyi emrediyordur cümleleri….

ERZURUM’DAN MİLLİ TAKIMA DESTEK
ERZURUM’DAN MİLLİ TAKIMA DESTEK
ERZURUM VALİLİĞİ’NDEN DOLANDIRICILIK UYARISI
DAP: EN BÜYÜK SORUNUMUZ GÖÇ
İRAN GERİLİMİ DOĞU’YU VURDU
Erzurum Adliyesi’ne Vefa Dolu Veda
Kalktığı koltuğa Erzurumlu Müdürler oturdu
ERZURUM 2. OSB İÇİN İşte seçilen o yeni yer!
