Erzurum/zirve2000 Büyük Birlik Partisi (Büyük Birlik) Genel Başkanı Mustafa Destici, Erzurum İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada hem iç politika hem de dış gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İl Kongresinde Ahmet Eşref Yılmaz yeniden BBP Erzurum il başkanı seçildi. Kongreye katılımın yüksel olması, partilileri sevindirdi.
Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarını andı
Destici, 25 Mart 2009’da hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve beraberindeki dava arkadaşlarını da rahmetle andı. Yazıcıoğlu’nun şehadetinin 17’nci sene-i devriyesinde olduklarını belirten Destici, her yıl 25 Mart-31 Mart tarihleri arasını “Muhsin Yazıcıoğlu ve Şehitler Haftası” olarak idrak ettiklerini söyledi.
DIŞ POLİTİKA VE GÜVENLİK GÜNDEMİ
“Bölgemizde güç dengeleri yeniden şekilleniyor”
Konuşmasının ana bölümünde Türkiye’nin içinden geçtiği süreci değerlendiren Destici, bölgede güç dengelerinin yeniden şekillendiğini, stratejik denklemlerin yeniden yazıldığını söyledi. Sadece askeri değil, dezenformasyon, algı yönetimi, psikolojik harp unsurları ve dijital-siber alanı da kapsayan çok boyutlu bir enformasyon mücadelesinin yürütüldüğünü belirten Destici, Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşunun bazı kesimlerce speküle edilmeye çalışıldığını ancak devletin tek pusulasının “tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ve sarsılmaz milli egemenlik” olduğunu kaydetti.
“Türkiye hiçbir emperyal ajandanın cephe ülkesi olmaz”
Bölgede krizlerin uzama ihtimali nedeniyle dile getirilen geniş koalisyon tartışmalarına değinen Destici, Türkiye’nin herhangi bir emperyal planın veya haksız işgal stratejisinin cephe ülkesi olmaması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin herhangi bir askeri ya da siyasi angajmana dahil olmasının ancak uluslararası hukukun meşruiyet zemini, doğrudan milli güvenlik tehdidi, TBMM’nin iradesi ve Cumhurbaşkanı ile hükümetin kararıyla mümkün olabileceğini vurguladı.
Destici, bazı çevrelerin vekâlet savaşları üzerinden kurguladığı koalisyon senaryolarının, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel barış vizyonuyla uyuşmadığı sürece kendileri açısından yalnızca dış gündemden ibaret olduğunu ifade etti.
“Ne ABD-İsrail saldırılarının yanında olmalıyız ne İran karşıtı blokta”
İsrail’in saldırgan politikalarına değinen Destici, Türkiye’nin ve Türk milletinin bu süreçte ilkesel bir duruş sergilediğini söyledi. Türkiye’nin ne ABD-İsrail saldırılarının yanında taraf olması ne de İran karşıtı blok içinde aktif şekilde yer alması gerektiğini savunan Destici, tarafsızlığın korunması gerektiğini, tarafsızlık algısına zarar verecek hamlelerden ve siyasi dilden uzak durulmasının doğru olacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Dışişleri Bakanı’nın, dışişleri teşkilatının ve Türk ordusunun tecrübeli ve güçlü olduğunu söyleyen Destici, Türkiye açısından esas olanın komşu coğrafyalardaki istikrarsızlıkların Türkiye’ye yöneltebileceği tehditlerin önüne geçmek olduğunu dile getirdi.
“Sıranın Türkiye’de olduğunu söyleyenler, sıranın kendisine geldiğini bilmeli”
Destici, ABD ve İsrail kaynaklı resmi ya da gayri resmi ağızlardan gelen “sıradaki hedef Türkiye” tehditlerine dikkat çekerek, bu tehditlerin farkında olduklarını ve devlet aklının her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuz halinde bulunduğunu söyledi.
Bu çevrelere yönelik sert bir mesaj da veren Destici, “Sıra Türkiye’de diyenler, sıranın kendisine geldiğini bilmeli ve ona göre hazırlık yapmalı” ifadelerini kullandı.
Sınır ötesi risk projeksiyonları, göç dalgaları, terör örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve enerji arz güvenliği başlıklarının devlet tarafından bütüncül güvenlik perspektifiyle ele alınması gerektiğini, bunun zaten yapıldığını ifade etti.
NATO iddiaları: “Öncelik NATO değil, Türkiye ve Türk milletidir”
Son günlerde artan “Türkiye’de yeni askeri kapasite artırımları” veya “yabancı güçlere ait yeni üs inşaatları” yönündeki spekülasyonlara da değinen Destici, Türkiye’nin NATO üyesi olmanın getirdiği sorumlulukları hiçbir zaman kendi egemenlik haklarının önüne geçirmediğini ve geçirmeyeceğini söyledi.
“Öncelik NATO değil, Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarlarıdır” diyen Destici, Türkiye topraklarındaki yabancı veya uluslararası kuruluşa bağlı askeri varlıkların ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünde ve milli güvenlik doktrinine hizmet ettiği sürece varlığını sürdürebileceğini belirtti. Milli üniter yapıya ve egemenlik haklarına aykırı hiçbir planın parçası olmanın ise söz konusu bile olamayacağını kaydetti.
“40 bin NATO askeri” iddialarına tepki
Kamuoyunda dolaşan “Türkiye topraklarına 40 bin NATO askeri konuşlandırılacak” iddialarına da değinen Destici, ne NATO’dan ne Ankara’dan ne de uluslararası güvenilir kaynaklardan bu iddiaları doğrulayan resmi bir bilgi bulunmadığını söyledi.
Buna rağmen özellikle sosyal medyada kasıtlı şekilde yayılan çok sayıda iddia bulunduğunu söyleyen Destici, bu yayınların içeride kargaşa oluşturma niyeti taşıdığını savundu. Devletin ilgili kurumlarının da bunun farkında olduğunu belirten Destici, Türkiye’yi ve Türk milletini zayıf düşürmeye, orduyu ve hükümeti itibarsızlaştırmaya yönelik paylaşımlar hakkında hukukun gereğini yapması gerektiğini ifade etti.
“Bilgi boşluğu psikolojik harp unsurlarınca dolduruluyor”
Destici, güvenlik politikalarının doğası gereği devletin bazen sessiz kalmayı tercih edebileceğini kabul etmekle birlikte, bilgi çağında oluşan her boşluğun psikolojik harp unsurları tarafından gerçek dışı iddialarla doldurulmaya müsait olduğunu vurguladı.
Bu nedenle sivil ve askeri makamların, halkın tatmin olacağı şeffaf ve berrak bir bilgilendirme sürecini kararlılıkla devreye sokması gerektiğini belirten Destici, dezenformasyon ve spekülasyonlara karşı resmi açıklamaların daha açık ve anlaşılır şekilde yapılmasının önemine işaret etti. İletişim Başkanlığı’nın dönem dönem bu görevi yerine getirdiğini de ifade etti.
Destici, “Şu günlerde panik atmosferine asla yer yoktur. Çünkü Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincindedir. Tecrübeli, basiretli, güçlü bir cumhurbaşkanına, güçlü bir yönetime ve Cumhur İttifakı’na sahiptir” dedi.
“Türkiye’nin ihtiyacı panik değil, sağduyulu berrak akıldır”
Konuşmasının bu bölümünde Anadolu irfanı ve feraset vurgusu yapan Destici, Türkiye’nin ne Batı merkezli bir dayatmanın figüranı ne de bölgesel kaos planlarının sessiz izleyicisi olmadığını söyledi.
Devletin stratejik ortaklıklarını yönetecek güce ve tecrübeye sahip olduğunu ifade eden Destici, Türkiye’nin bunları yürütürken bağımsızlığından ve milli onurundan asla ödün vermeyeceğini vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel tecrübesi, kurumsal kapasitesi ve millet iradesiyle küresel kırılma anlarından güçlenerek çıkma potansiyeline sahip olduğunu söyleyen Destici, Rusya-Ukrayna savaşını buna örnek gösterdi.
Türkiye’nin bu sıkıntılı günlerde de emperyalistlerin ve Türkiye’ye hasım olan çevrelerin atacağı “çamur ve pisliklere” karşı ayakta kalacağını ifade eden Destici, “Yüzümüzün akıyla ülkemizi ve milletimizi, rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrağımız altında tek ve birlik içinde ayakta tutacağız. Diri olacağız, birlik içinde olacağız ve büyük birlik olacağız” diye konuştu.
ABD, İSRAİL VE BÖLGE POLİTİKASI
Körfez ülkelerine eleştiri: “İtaat etmenin faydası olmadığını gördüler”
Uluslararası siyasetin geldiği noktayı “hayret ve ibretle” izlediklerini söyleyen Destici, Donald Trump’ın geçen yıl kendisinden milyarlarca dolarlık silah alan Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ne yönelik hakaretine dikkat çekti. Körfez ülkelerinin bu tavır karşısındaki sessizliğini eleştiren Destici, “Onlar adına üzüldük” dedi.
İspanya Başbakanı kadar dik durabilselerdi ne ABD’nin bu kadar saldırgan olabileceğini ne de İsrail’in Gazze’de bu çapta bir soykırım yapabileceğini savunan Destici, itaat etmenin faydasının olmadığını söyledi. İslam ülkeleri liderlerinin ayağa kalkması halinde bölgede ne Amerika’nın ne de İsrail’in bu şekilde varlık gösterebileceğini ifade etti.
“Trump ve Netanyahu diplomasiyi tahakküm diline çevirdi”
Destici, Donald Trump gibi isimlerin kullandığı üslubun ve Netanyahu gibi “soykırımcı Siyonist aktörlerin” sergilediği pervasızlığın, diplomasinin yerini açık bir tahakküm diline bıraktığını gösterdiğini savundu.
Dün övgü düzenlerin bugün aynı kolaylıkla hakarete başvurabildiği çürümüş bir düzende devletlerin onurunun ve milletlerin haysiyetinin hiçe sayıldığını belirten Destici, tarihte hep firavunların olduğunu, bugün de güç sarhoşluğuyla hareket eden, kendisini hukukun ve insanlığın üstünde gören anlayışların “modern zamanın firavunları” olarak karşılarına çıktığını söyledi.
“Firavunlara karşı olmak yetmez, Musa’nın yanında durmak gerekir”
Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözlerine atıf yapan Destici, dışarıdan gelen övgülere aldanarak yön tayin edilemeyeceğini, günü geldiğinde aynı odakların hakaretlerine maruz kalmaktan kurtulunamayacağını belirtti.
“Firavunlar hep var olacak. Firavunlara karşı olmak yetmez. Musa’nın yani mazlumun, haklının ve hakkın yanında durmak esastır” diyen Destici, bugün ihtiyaç duyulan şeyin yalnızca haksızlığa karşı çıkmak değil, hakikatin, adaletin ve onurlu duruşun yanında tereddütsüz biçimde dimdik durmak olduğunu söyledi.
Türkiye’ye yakışanın da halkın, haklının ve hakkın yanında “ok gibi dimdik”, “elif gibi dimdik” durmak olduğunu kaydeden Destici, Hud Suresi’ndeki “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini hatırlattı.
İsrail’in saldırıları ve nükleer tartışması
Destici, ABD ve İsrail’in Gazze’ye, Lübnan’a ve son olarak İran’a yönelik saldırılarını da sert sözlerle kınadı. Kadın, çocuk, yaşlı ve masumların hedef alındığını belirten Destici, bu saldırıları “soykırım” ve “katliam” olarak niteledi.
İran’a saldırının gerekçesi olarak sunulan “uranyum zenginleştirme” iddiasını eleştiren Destici, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun aksine bir değerlendirme ortaya koyduğunu, buna rağmen İsrail’in elindeki nükleer başlıklı silahların görmezden gelindiğini savundu. İsrail’in kendisinden başka devlet ve yönetim tanımadığını, kendilerinden başkasını insan olarak görmediğini, “seçilmiş millet” anlayışı ve “Arz-ı Mevud” hedefi taşıdığını belirten Destici, böyle bir devletin başında Netanyahu gibi bir isim varken nükleer silah kullanma ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
Bu nedenle yalnızca İsrail’in değil, bölgedeki diğer devletlerin de nükleer kapasite hakkının konuşulması gerektiğini savunan Destici, “İsrail’de olursa, bu coğrafyadaki her devletin, başta Türkiye olmak üzere nükleere sahip olma hakkı vardır” dedi.
Destici, asıl meselenin nükleer değil, İsrail’i korumak ve onun hedeflerine ulaşmasını sağlamak olduğunu ileri sürdü. ABD’nin “kendimizi koruyoruz” söylemini de eleştiren Destici, Amerikan halkının da bu politikalara inanmadığını söyledi.
Trump’a Kasım seçimi üzerinden gönderme
Konuşmasında Trump’a yönelik siyasal bir eleştiri de dile getiren Destici, Netanyahu ile birlikte dünyayı kana bulayan ve üçüncü dünya savaşı çıkarma hevesinde olan Trump’ın döneminin sonuna geleceğini savundu.
Kasım seçimlerinde bunun görüleceğini ifade eden Destici, aklı başında bir yönetimin gelmesi halinde dünyada ve bölgede yeniden nefes alınabileceğini, sulh ve selametin mümkün olabileceğini söyledi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE TARTIŞMASI VE PKK MESAJLARI
“Nevruz kutlamalarında Türk bayrağı yoktu”
Destici, kamuoyunda “terörsüz Türkiye süreci” olarak anılan süreçle ilgili değerlendirmelerinde, Nevruz kutlamaları adı altında terör örgütü uzantısı DEM tarafından düzenlenen etkinliklerde sözde bayraklar, sözde Kürdistan bayrağı ve PKK paçavralarının taşındığını söyledi.
Bu manzaranın Diyarbakır’da, İstanbul’da, hatta Erzurum’da görüldüğünü belirten Destici, bu etkinliklerde tek bir Türk bayrağı dahi bulunmadığını vurguladı. Bu çevrelerin yalnızca Türk milleti kavramından değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından da rahatsız olduğunu savunan Destici, amaçlarının bunu aşama aşama gerçekleştirmek olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan rahatsız olmayan birinin eline ay yıldızlı al bayrağı alacağını kaydeden Destici, “Sen hangi devletin vatandaşıysan, eline hangi bayrağı alıyorsan defol o devlete git, yaşantını da orada sürdür” ifadelerini kullandı.
“Millet sabrediyor ama sabrın da sonu vardır”
Bu gelişmeleri asla kabul etmediklerini ve lanetlediklerini söyleyen Destici, milletin devletinin hatırına, ülkenin bütünlüğü ve milletin birliği adına sabrettiğini ancak bu taşkınlık ve hadsizliklerin sürmesi halinde sabrın da bir sonu olduğunu dile getirdi.
“Millet gerektiğinde hak edene hak ettiği cevabı da vermesini bilir” diyen Destici, Türk bayrağını eline almaktan imtina edenlerle barışın, kardeşliğin ve iç cephenin güçlenemeyeceğini söyledi.
“Kürt’üyle Türkmen’iyle büyük Türk milletinin parçalarıyız”
Destici, Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni ayrımı yapmadan herkesin büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Salonda yüzlerce Kürt ve Alevi-Bektaşi kardeşlerinin bulunduğunu söyleyen Destici, devletin varlığına, ülkenin bütünlüğüne ve milletin birliğine inanan, gururla Türk bayrağını taşıyan Kürt’ün ve Türkmen’in birliğini kimsenin bozamayacağını ifade etti.
Çanakkale’de, Yemen’de, Sarıkamış’ta omuz omuza mücadele eden unsurların bugün de ayrılmaz bir bütün olduğunu dile getiren Destici, bu birliğin bozulmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
İmralı iddiasına tepki: “Buna milletin rızası yoktur”
DEM Eş Genel Başkanı’nın açıklamalarına işaret eden Destici, İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan için daha konforlu bir yapı oluşturulduğu yönündeki iddiaları araştıracaklarını, ancak bunun doğru olması halinde asla kabul edilemeyeceğini belirtti.
“Buna Kürt’üyle Türkmen’iyle milletimizin rızası yoktur” diyen Destici, PKK eliyle hayatını kaybeden 40 bin kişinin büyük bölümünün Kürt kökenli olduğunu, bu nedenle yalnızca Türklerin değil Kürtlerin de buna rıza göstermeyeceğini savundu.
“PKK tamamen silah bırakmadan hiçbir düzenleme meclise gelmemeli”
Destici, PKK tüm unsurlarıyla silah bırakmadan, tüm yapılarıyla kendini feshetmeden ve milli kimliği zedeleyen, dili örseleyen adımlardan vazgeçmeden anayasal ya da yasal hiçbir düzenlemenin Meclis’e getirilmemesi gerektiğini söyledi.
PKK’nın Avrupa dahil tüm unsurlarıyla feshedilmesi ve bölücü taleplerden vazgeçmesi halinde oturulup konuşulabileceğini belirten Destici, Büyük Birlik Partisi’nin kuruluşundan bu yana “Allah’ın varlığı ve Resulü’nün risaleti dışında her şeyin konuşulabileceğini” ancak hainliğe, bölücülüğe, teröre ve şiddete asla taviz verilemeyeceğini savunduklarını söyledi.
Teröristlerin affedilmesinin de kabul edilemeyeceğini ifade eden Destici, binlerce vatan evladının, polislerin, askerlerin ve güvenlik korucularının şehit edildiğini hatırlattı.
Konuşmasını bu bölümde de birlik mesajıyla sürdüren Destici, “Biz millet olarak Kürt’üyle Türkmen’iyle, Alevisiyle Sünnisiyle biriz ve büyük Türk milletinin ayrılmaz parçalarıyız. Cenab-ı Hak birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi daim etsin” dedi.
EKONOMİ VE SOSYAL DESTEK ÖNERİLERİ
Erzurum için doğalgaz indirimi çağrısı
Konuşmasının son bölümünde Erzurum’a ilişkin taleplerini tek tek sıralayan Destici, bunların başında doğalgaz indiriminin geldiğini söyledi. Erzurum gibi kışı uzun ve sert geçen illerde doğalgazın daha uzun süre ve daha yüksek düzeyde kullanıldığını belirten Destici, Antalya’daki bir asgari ücretli ile Erzurum’daki asgari ücretlinin aynı geliri almasına rağmen doğalgaz yükünün çok farklı olduğunu ifade etti.
Antalya’da bir vatandaşın iki ay boyunca düşük faturalarla süreci geçirebildiğini, Erzurum’da ise vatandaşın ayda 5-6 bin lirayı bulan faturaları altı ay boyunca ödemek zorunda kaldığını vurgulayan Destici, bunun bir adaletsizlik olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini söyledi.
Bu konuda Büyük Birlik Partisi olarak hazırladıkları çalışmaları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a heyet huzurunda sunduklarını ve kendisinin bu tür projelere açık olduğunu ifade etti.
Elektrik, su ve doğalgaz için kademeli destek önerisi
Elektrikte tüketim esaslı bir düzenlemenin kısmen hayata geçirildiğini hatırlatan Destici, benzer bir modelin su ve doğalgazda da uygulanması gerektiğini savundu.
Suyun temel insan hakkı olduğunu belirten Destici, belli bir kullanım miktarına kadar suyun ücretsiz verilmesi gerektiğini söyledi. Aylık asgari tüketim miktarının ücretsiz sağlanmasının ardından, daha yüksek kullanımın kademeli olarak fiyatlandırılmasını önerdi. Bu yolla hem dar gelirlinin korunacağını hem de lüks tüketimin daha yüksek bedelle karşılanacağını ifade etti.
Aynı mantığın doğalgaz için de geçerli olması gerektiğini dile getiren Destici, dar gelirli ve emekli ailelerin evin yalnızca birkaç odasını ısıtarak kışı geçirmeye çalıştığını, bu nedenle özellikle Erzurum başta olmak üzere kışı sert geçen illerde doğalgazın daha fazla sübvanse edilmesi gerektiğini söyledi.
“Asgari ücretli var, asgari ücretli var”
Destici, sosyal destek politikalarında gelir dağılımı ve hane yapısının mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. Emekliler ve asgari ücretliler arasında da çok farklı yaşam koşulları bulunduğunu belirten Destici, tek maaşla geçinmeye çalışan, evi kira olan ve eşinin çalışmadığı ailelerle, ek geliri bulunan hanelerin aynı değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Site güvenlik görevlileriyle yaptığı bir diyaloğu örnek veren Destici, bir güvenlik görevlisinin emekli maaşı, çalışan eşi ve kira ödemediği evi bulunduğunu, diğerinin ise yalnızca asgari ücretle çalıştığını, eşinin çalışmadığını ve evinin kira olduğunu anlattı. Desteklenmesi gereken kesimin ikinci örnekteki vatandaş olduğunu söyleyen Destici, özellikle evli ve çocuklu, tek maaşla geçinen ailelerin daha fazla korunması gerektiğini ifade etti.
“Asgari hane geçim tespit komisyonu kurulmalı”
Destici, mevcut sosyal yardım sisteminde asgari ücretin esas alınmasının yeterli olmadığını belirterek, bunun yerine “asgari hane geçim tespit komisyonu” kurulmasını önerdi. Buna göre her şehirde dört kişilik bir ailenin asgari hangi gelirle geçinebileceğinin belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Örnek olarak Erzurum’da dört kişilik bir ailenin 30 bin lirayla, Eskişehir veya İstanbul’da ise 40 bin lirayla geçinebileceği bir sistem kurulabileceğini dile getiren Destici, eğer ailenin geliri bunun altındaysa aradaki farkın devlet tarafından sosyal yardım, kira yardımı veya çocuk yardımı olarak karşılanması gerektiğini söyledi.
Avrupa ülkelerinde bu uygulamaların farklı biçimlerde bulunduğunu hatırlatan Destici, Türkiye’nin de bunu yapabilecek güce sahip olduğunu ifade etti. Osmanlı’nın sokak hayvanlarını beslemek için vakıflar kuran bir medeniyetin mirasçısı olduğunu belirten Destici, insanların temel ihtiyaçlarının da sosyal devlet anlayışıyla karşılanması gerektiğini söyledi.
Sokak hayvanları konusunda da konuştu
Sosyal devlet vurgusu yaparken sokak hayvanları meselesine de değinen Destici, hayvanların korunması gerektiğini ancak sokaklarda başıboş şekilde dolaşmalarını savunmadığını belirtti. Özellikle sokak köpeklerinin toplanarak bakım evlerine götürülmesi gerektiğini söyleyen Destici, çocukların ve vatandaşların saldırılardan korunmasının önemli olduğunu ifade etti.
ERZURUM’A ÖZEL TALEPLER VE KALKINMA VURGUSU
“Erzurum yeniden hamle yapmalı”
Erzurum’un geçmişte sanayileşme ve ekonomik gelişmişlik bakımından daha üst sıralarda bulunduğunu hatırlatan Destici, bugün gelinen noktada şehrin yeni bir kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Yalnızca Erzurum’un değil, bölgedeki birçok ilin nüfus kaybettiğini ve boşaldığını belirten Destici, hükümetin ve belediyelerin çalışmalarını gördüklerini ancak bu bölgelerde devlet yatırımının esas olduğunu savundu. Özel sektörün gelebilmesi için de devlet yatırımı ve devlet teşvikinin belirleyici olduğunu ifade etti.
“Erzurum 6. teşvik bölgesi ilan edilmeli”
Erzurum’un şu anda teşvik bakımından 5. bölgede yer aldığını hatırlatan Destici, kente daha güçlü destek sağlanabilmesi için Erzurum’un 6. teşvik bölgesi kapsamına alınması gerektiğini söyledi.
Hakkâri, Şırnak ve Van gibi illerin yararlandığı daha güçlü yatırım, proje ve sosyal güvenlik desteklerinden Erzurum’un da yararlanması gerektiğini belirten Destici, şehrin hızla kalkındırılmasının mümkün olduğunu ifade etti.
“Erzurum hükümette güçlü şekilde temsil ediliyor”
Erzurum’un hükümette ve Cumhur İttifakı içinde güçlü figürlerle temsil edildiğini belirten Destici, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala’yı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i ve Erzurum Valiliği’nden İçişleri Bakanlığı’na atanan bakanı zikrederek, bu güçlü temsiliyet sayesinde şehrin çok sayıda yatırım aldığını söyledi.
Yusuf Tekin’in milletin değerlerini iyi temsil ettiğini belirten Destici, gerektiğinde “taşı gediğine koyduğunu” ve bundan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Erzurum’un sevildiğini bildiğini söyleyen Destici, bu temsiliyet sayesinde konuştuğu yatırımların ve taleplerin de kısa sürede hayata geçirileceğine inandığını belirtti.
İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz’a destek
Konuşmasının sonunda kongreye katılanlara teşekkür eden Destici, delegelerin oylarıyla yeniden il başkanlığı görevine seçilmesi beklenen Ahmet Eşref Yılmaz’a, yönetimine ve kadın kollarına başarı dileklerini iletti.

BAŞKAN YILMAZ YENİ YÖNETİMİ TANITTI
BAŞKAN YILMAZ YENİ YÖNETİMİ TANITTI
SEKMEN YENİDEN BAŞKAN SEÇİLDİ
FAHRİ TRAFİK MÜFETTİŞLERİ ERZURUM’DA EĞİTİLECEK
ERZURUM’DA ÇEVRE İHMALLERİNE CEZA
İhmal mi, operasyon mu?
ÖZGÜRLÜK MÜ, BAŞIBOŞLUK MU?
ERZURUM’A 172 MİLYAR LİRA YATIRIM
