Erzurum Haber

şişli escort beylikdüzü escort fatih escort acıbadem escort anadolu yakası escort aksaray escort bodrum escort bayan

23 Ekim 2013 - 11:07

Kara Fatma, Aziziye’yi hak etmiyor mu?

Komşularının “Bayrağa selamı siz onda görmeliydiniz” dediği Üsteğmen Kara Fatma’nın mezarı, askeri törenle toprağa verildiği İstanbul’da kayboldu.

‘Savaşa giderim’ heyecanı ile asker elbiselerini üzerinden çıkarmayan Kara Fatma, kendisi gibi kadın kahraman olan Nene Hatun’un yanında yatmayı hak ediyor.

Ayşe Nur BAYRAM / ERZURUM

Yazar İlknur Bektaş, Milli Mücadelenin kadın kahramanlarından Erzurumlu Fatma Seher Erden’in yaşam öyküsünü ölümsüzleştirdi. Kadınlardan oluşan bir çete kuran daha sonra katıldığı savaşlarda hem kadın hem de erkeklere komutanlık eden ve Atatürk tarafından üsteğmen rütbesi verilen Kara Fatma, ‘Yine savaşa giderim’ heyecanı ile asker elbiselerini ölünce kadar üzerinden çıkarmadı. Kara Fatma’yı anlatırken bir komşusu, “İstiklal Marşı ve bayrağa selamı siz onda görmeliydiniz” dedi.

Timaş Yayınlarından kısa bir süre önce çıkan 238 sayfalık kitapta Kurtuluş savaşının kadın kahramanı Kara Fatma’nın hayatı, mücadelesi, anıları yer alıyor. Cepheden cepheye koşan, Kara Fatma lâkabıyla tanınan Fatma Seher, 1888 yılında Erzurum’da dünyaya geliyor. Kocası da asker (Binbaşı) olan Fatma Seher Erden, Edirne’de görev yapan eşiyle birlikte Balkan Harbinde savaştıktan sonra ailesinden 10’a yakın kadını örgütledi.

BAĞIMSIZLIK AŞKIYLA SAVAŞAN KADIN

Sonra çeteyi düzenli bir orduya dönüştüren Kara Fatma, 700 erkek ve 43 kadınla katıldığı savaşta 28 Haziran 1921’de İzmit’i işgalden kurtaranlar arasında yer aldı. Bursa ve İznik’in de kurtuluşuna katılan ve mütareke’den sonra Erzurum’a dönen Kara Fatma, Millî Mücadele sırasında Anadolu’nun pek çok köşesinde bağımsızlık aşkıyla savaştı. İstiklal savaşı sırasında müfreze yöneten, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan muharebelerinde ön sıralarda savaşan Kara Fatma, vatan savunmasına hazırlıklı olmak için ölene kadar asker kıyafetlerini üzerinden çıkarmadı. Ağır hastalandığı dönemde komşuları tarafından Darülaceze’ye kaldırılan Kara Fatma 3 Temmuz 1955’de İstanbul’da yaşama veda etti. Biyografi kitabı yayınlanan ve yakında belgeseli çekilecek olan Kara Fatma’nın mezarı kaybolduğu için Beyoğlu Belediyesi bir anıt mezar yaptıracak.

YUNAN BAŞKOMUTAN, KARA FATMA OLDUĞUNA İNANMADI

Kara Fatma, Yunanlılara esir düştüğünü anılarında şöyle anlatıyor:

“Beni yakaladıkları zaman gözlerimi bağladı ve mevzi gerisine götürdüler. Burada gözlerimdeki mendil çözüldü ve Sürmeli köyünde kurmuş oldukları karargâhlarında yarım saat sorgulandım. Sonra beni başkumandanları olan Trikopis’in yanına götürdüler. Hayretle bana baktı ve ‘Kara Fatma sen misin?’ diye üç defa sordu. Meğer Kara Fatma’yı devasa bir şey tahayyül ediyorlarmış. Ben de ona ‘Anadolu’daki Kara Fatmaların en kuvvetlisi benim’ dedim.”

‘KARA FATMA’ ADINI KİM VERDİ?

Mustafa Kemal Atatürk, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini, savaştan korkup korkmadığını sorar. Anadolu kadınının verdiği cevaplar Mustafa Kemal’i memnun eder ve  “Kara Fatma, bütün kadınlar keşke senin gibi gözü kara olsaydı” der. Bu konuşmadan sonra Fatma Seher Hanımın adı gözü karalığından ötürü ‘Kara Fatma’ olarak kalır.

DOLMABAHÇE’YE ATATÜRK’Ü ZİYARETE GİDERDİ

Yeğeni Yüksel Kuşlu: “Teyzem Dolmabahçe Sarayı’na sık sık Atatürk’ü ziyarete giderdi. Beraber yiyip içmişlikleri vardı. Mareşal Fevzi Çakmak’la da arasının iyi olduğunu her zaman gururla anlatırdı. Çok iyi hatırlıyorum, teyzemin 4 madalyası vardı. Akıbetlerinin ne olduğunu hep merak ettim. Öldüğünde birini bahriyeliler almıştı. Peki diğerlerine ne olmuştu?”

BAYRAĞA SELAMI ONDA GÖRMELİYDİNİZ

Komşusu Habib Akyürek: “Kara Fatma’nın bayramlarda elini öpmeye giderdik, çocukları çok severdi. Bir de nereden gelirlerdi bilmem, bayramlarda kalabalık bir halk güruhu önce onun evinin önünde toplanırdı. İstiklal Marşı ve bayrağa selamı siz onda görmeliydiniz. Onun için asıl bayram o zamandı.”

PAŞALAR KAPISINDAN EKSİK OLMAZDI

Komşusu Mustafa Akyürek: “Kara Fatma bizim yanımızda oturuyordu. Evi vakıf malıydı, kira vermezdi. Askerlere ve insanlara yardım ederdi. Eline geçenin çoğunu millete dağıtırdı. Gözü gönlü toktu. Zaman zaman yardım taleplerinde bulunmuş ve sıkıntısını telgraflarla izah etmeye çalışmıştır. Ama dilendiğine dair hiçbir belgeye rastlanmamıştır. Parasız kaldığında kitabını kolunun altına alır; orduevine, bazen de başka yerlere gidip satardı. Paşalar onun kitabına karşılık kendisine üç beş kuruş bağış yaparlardı. Çok önemli adamlar, paşalar kapısından eksik olmazdı.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.

Jojobet Girişmatbetgrandpashabetgrandpashabetjustin tv girişCasibom Girişholiganbet