Erzurum Haber

145 Kez
26 Ağustos 2013 - 11:35

Türk coğrafyasında Anadolu illeri önemli bir yere sahiptir. Ülkenin kurtuluş mücadelesinde Anadolu insanının katkısı tartışılmaz şüphesiz. Tarih boyunca bu illerde gelişme, batı bölgelerine nazaran daha yavaş bir ilerleme kaydetmiş. Devlet yatırımlarından uzun bir dönem çok az miktarda yararlanan Anadolu kentlerinin, çağın gereksinimlerine uygun gelişimi de doğal olarak daha yavaş seyretmiş. Son yıllarda gözle görünür derecede değişim yaşayan Anadolu kentlerinde şehirleşme adına hatalı uygulamalar yapılıyor. Bir yanda modern kentlere adım atılırken diğer yandan kendine has özellikleri bulunan Anadolu kentlerinin dokuları yerle bir ediliyor. Kentsel dönüşüm kapsamında Türkiye adeta şantiyeye döndü. Bu iller arasında Erzurum da bulunuyor. Şehir merkezi, Belediyeler ve Kalkınma Bakanlığının ortak yürüttüğü projelerle yeniden şekillenecek. Bu değişim yaşanırken Erzurumluların en büyük kaygısı tarihi dokunun modern projelere kurban gitmesi.

Erzurum’dan çok uzun yıllar önce şehirleşme atağına geçen, alfabetik sıraya göre plakası Erzurum’dan bir sayı üstte olan Eskişehir, ‘acaba model alınabilir mi’ dedik ve şehrin tarihi dokuyu bozmadan nasıl koca bir kent haline geldiğini sizler için inceledik.

Büyükerşen farkı

Eskişehir henüz yeni Büyükşehir olan illerimizden biri. Özüne bakıldığında aslında tipik bir Anadolu kenti. Ancak Türkiye’nin iki büyük üniversitesine sahip. Bunların en köklü olanı Anadolu Üniversitesi. Bir diğeri Osmangazi Üniversitesi. Resmi rakamlara göre bu şehirdeki öğrenci sayısı yaklaşık 100 bin civarında. Şüphe yok ki Eskişehir’i Eskişehir yapan isimlerin başında eski Anadolu Üniversitesi Rektörü ve üç dönemdir Belediye Başkanlığını yürüten Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen geliyor. Kentte inanılmaz başarılı çalışmalara imza atan Belediye Başkanı, halktan da büyük bir destek görüyor. Her seçimde sağcısı da solcusu da aynı isme evet mührünü basıyor.

Turizmin merkezi, Odunpazarı

Eskişehir’in değişimini anlatmak için öyle sanıyorum ki birkaç sayfa yeterli olmayacaktır. Ancak şehirde benim en çok dikkatimi çeken Odunpazarı Belediyesi sınırları içinde bulunan şehrin ilk yapılandığı bölge oldu. Turistik alan olarak eski Eskişehir evlerini yeniden restore eden belediye, şahane bir turistik mekan oluşturmuş. Dar sokakların yer aldığı bölgedeki birkaç evi restore etmiş, birçoğunu da aslına uygun yeniden yapmış. Ortaya sanat eseri sokaklar çıkmış. Şehrin üst kısmında yer alan bu bölgede evlerin birçoğu butik otel, restoran ve yöresel ürünlerin satıldığı işyerleri haline getirilmiş. Erzurum’da nasıl ki Oltutaşı meşhur ise Eskişehir’de de Lületaşı ünlü. Dükkanlarda Lületaşından yapılmış hediyelik eşyalar baş köşede satılıyor. Aynı sokak içinde inşa edilen Atlıhan Tarihi Çarşısı ise gelen turistlerin en büyük uğrak yeri.

Tarihi sokağın başına gelince ister istemez sizi mukayese yapmaya iten bir duygu yaşıyorsunuz. Aklınıza Erzurum Kalesi ve çevresi geliyor. ‘Olamaz mı?,bizde böyle güzel yerler inşa edemez miyiz?’ Diye içinizden geçiriyorsunuz. Oysa bizim şehrimizdeki tarihi ve turistik eserler, değerlendirilmesi gereken mekanlar buradakilerden bir hayli fazla. Orada sadece dar parke taşlı sokaklar ve küçük ama sevimli, cıvıl cıvıl renkli evler var. Üstelik bu evlerin çoğu orijinal değil, sonradan yapılmış. Oysa bizde öylemi? Evler de orijinal, kültür eserlerimiz de orijinal. Olanca ihtişamı ile karşımızda duran tarihi kale, hemen karşısında Çifte Minareli Medrese, arkasında üç kümbetler ve sayısız tescilli eski Erzurum evi…

Tüm bunları düşünüp biraz kıskançlık duygusu üzerinde başlıyorsunuz o sokağı gezmeye. Yöresel yemeklerin yapıldığı ve genellikle hanımlar tarafından işletilen restoran evler dikkatimizi çekiyor. Kafamızı içeri uzattığımızda o mistik hava içinde iştahınız on kat daha artıyor. Bahçede ince belli bardakta demli bir çay molasının ardından tarihi çarşıdan içeri giriyorsunuz. Bembeyaz Lületaşlarından yapılmış birbirinden ilginç hediyelik eşya dükkanları gözlerinize bayram ettiriyor. İlginç bayan takıları, süs eşyaları, tespihler ve daha neler neler. Cebinizde ne kadar para varsa hepsini bu çarşıda harcayıp gitmek istiyorsunuz. Albenisi olarak fazla yani.

Çarşı küçük ama bir o kadarda sevimli. Özel turlarla gelen yerli turistler, dükkanların hepsini kapatmış durumda. Sabah erken saatlerde açılan çarşıda gece 23.00’a kadar alışveriş yapma imkanına sahipsiniz. Küçük dükkanları gezmek için bile birkaç saatinizi ayırmanız gerekiyor.  Ellerinizdeki poşetlerle sokaktan ayrılırken, her bir köşesinde fotoğraf çekilmek için insanlarla adeta yarışıyorsunuz.

Şehri inşa ederken şehrin dokusu bozulmamalı, tarihi eserlerin önü açılırken ara sokaklar gözardı edilmemeli.

Belediye prensipten ödün vermiyor

Sarı ve kahverengi renklerin hakim olduğu evlerde birbirinden güzel çiçekler renk cümbüşü oluşturuyor. Porsuk Çayı çevresinde yapılan çalışmaları anlatmaya kelimeler dahi yetmiyor. Şehrin 1. derecede deprem kuşağında yer alması nedeni ile üç katlı evler dışında bina yapılmasına Belediye izin vermiyor. Apartmanların çoğu az katlı ve balkonsuz. Geniş bir alana kurulan şehir Erzurum ile çok fazla benzerlik taşıyor. Her iki kentte öğrenci şehri. Nüfus olarak neredeyse Erzurum’un iki katına sahip Eskişehir’de yaz ayları gündüzleri aşırı sıcak, geceleri Erzurum gibi çok soğuk. Geniş caddeleri, sayısız birbirinden güzel ve özel parkları ile Eskişehir beni gerçekten çok etkiledi.

Halk destek vermeli

Eğer istenirse ‘bir kent yerle bir edilmeden, yaşanabilir bir şehir haline gelebilir’ dedirtti. Sadece devletin desteği ve belediye başkanlarının özverili çalışmaları bir kentin kalkınmasında tek başına yeterli olmuyor. Halkın da bilinçli olması ve bu gelişime katkı sağlaması gerekiyor. Erzurum’un kentsel dönüşüm ve çevre düzenlemesi konusunda biraz geride kalmasında, sadece idarecilerin değil biz vatandaşların da kusuru olduğuna inanıyorum. Bugüne kadar güzellikleri sunacak isimlere yardımcı olmadık, hakkımızı aramadık. Bize verilenle yetindik. Bu şehirden bir şey olmaz dedik, elimizdeki tarihi eserleri bile tahrip ettik. Parti liderleri önümüze hangi ismi koydu ise, isme değil partiye oy verdik. Yani bizde bu şehir gibi geri kaldık.

Güzel şeyler kopya çekilmeli

Eskişehir küçük bir örnektir sadece. Erzurum şu sıralar kentsel dönüşüm atağına girdi. Şehir merkezi cazibe projeleri ile yeniden inşa ediliyor. Eskişehir’i örnek vermemizdeki amaç şehirleşirken şehrin manevi ve o mistik dokusuna zarar verilmemesi ve yapılan güzelliklerden örnek alınması, gerekirse birazda kopya çekilmesidir. Erzurum’un her yanı kamulaştırma yapılmaya müsait. Kilometrelerce uzunlukta içinde her türlü sosyal donatısı, gölleri olan parklar yapmak mümkün.

Kale etrafı, Üç Kümbetler ve Taşmağazalar için ayrı ayrı projeler üretilebilir. Projeler geliştirirken kapsam dar düşünülmesin, ufuk olabildiğince geniş tutulsun. örneğin Çifte Minareli Medrese’nin hemen alt kısmına yapılan çarşı. Çarşıya girdiğinizde farklı bir hava var ancak dükkanlar birbirine benzer, içindeki malzemeler birkaç çeşit ve konsept aynı. Çarşının içindeki mekanlar daha farklı döşenip, daha kapsamlı alışveriş mekanları haline getirilirse Eskişehir de olduğu gibi gezen vatandaşlar vaktin nasıl geçtiğini bile anlamazlar.

Eskişehir ile ciddi benzerlikler taşıyan Erzurum’un bu şehirlerden fazlası var, eksiği yok.

Erzurum yeni kimliğine kavuşacak

Şehir plancıları Erzurum’un 10 yıl sonraki halini çok iyimser yorumluyorlar. Projeler tamamlandığında Erzurum gerçekten söylendiği gibi Doğunun Paris’i olacak deniliyor. Eğer projeler bürokrasiye ve siyasi ayak oyunlarına takılmadan yürütülebilirse kısa zamanda şehir yeni kimliğine kavuşacak. Her yanı tarih kokan, taşınmaz kültür varlıkları adeta açık hava müzesi gibi olan Erzurum’a aslında sadece bir makyaj lazım. Projeler yapılırken ‘yık kurtul’ mantığı güdülmemeli. En önemlisi bu bölgeler için yüklenici firmalar yalnızca var olan projeyi uygulamakta sorumlu olmalı. Yüklenici firma asla farklı bir proje geliştirmemeli. Modern ama dokuya en küçük müdahale edilmeden, tarih gün yüzüne çıkarılmalı. Yani kalenin içine atılan asfalt gibi ara sokaklar modernize edilirse ortaya çıkacak tabloyu tekrar düzeltmek gibi bir şansımız olmayabilir.

Son söz. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Örnek mi arıyorsunuz? İşte Eskişehir orada. Gidin, gezip görün, örnek alın. Gelin aynısını da Erzurum’a uygulayın. Daha fazla söze ne gerek var…

 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.