Erzurum Haber

şişli escort beylikdüzü escort fatih escort acıbadem escort anadolu yakası escort aksaray escort bodrum escort bayan

Verdiğimiz paranın hesabını soruyoruz

Verdiğimiz paranın hesabını soruyoruz
17 Haziran 2013 - 11:05

Eski Tekel binasında şimdi onlar var. Büyük postanenin hemen karşısı, 9.Kolordu Komutanlığı’nın yanı başı. Kalkınma Bakanlığı Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansını tarif ediyorum. Birçok kişinin her gün önünden gelip geçtiği bu binadan içeri bende ilk defa girdim. Binanın ikinci katında Genel Sekreter yazan odadan içeri girdim. Tamamen beyaz mobilyalarda döşenmiş makamda KUDAKA Genel Sekreteri Talha Bekir Özmen karşıladı bizi. İnce belli bardaklarda çayımızı içtik ve kamuoyu adına biz sorduk, Talha bey cevapladı.

KUDAKA nedir, ne iş yapar?

KUDAKA, Kalkınma Bakanlığına bağlı bir kuruluştur. Bilindiği gibi eski Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldı ve yerine Kalkınma Bakanlığı kuruldu. Kalkınma Bakanlığı 26 ayrı bölgede kalkınma ajansı oluşturdu. Amaç bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını eşitlemek. Kamu, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek. Kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak, aynı zaman da yerel potansiyeli harekete geçirmek. Ulusal Kalkınma Planı ve programlarında öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak. Ajansımız da kalkınmada sürdürülebilirliği sağlamak için kurulmuştur.  Kuzey Doğu Anadolu Ajansı’nın yönetiminde şehrin Valisi, Belediye Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odaları’nın Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanları bulunuyor. Bütçemiz tamamen ulusal bütçeden karşılanıyor. Her yıl yüzlerce proje değerlendiriliyor ve insanlar aş ve iş sahibi yapılıyor. Bir yatırımın şekli belirleniyor ve genelde projeler odaklanan konu üzerinden yürütülüyor. KUDAKA Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerini kapsıyor.

Bugüne kadar ne kadar proje kabul ettiniz?

Türkiye genelinde faaliyet gösteren 26 ajansa bugüne kadar 23 bin proje müracaatı olmuş. Bize başvuru ise bine yakın. Bunlardan 334 proje kabul edilmiş ve hayata geçirilmiş. Bu projelerden taban olanda tavan fiyattan olanlarda var. Bu rakamlara bakınca istatistiki olarak ajans başına 880 proje başvurusu yapılmış. Yani ülke nüfusunun % 1,4’ünü barındıran bölgemiz, Türkiye genelinde Kalkınma Ajanslarına yapılan proje başvuruları bazında %4,3’lük bir paya sahiptir. Buradan yola çıkarsak, bölgemizde proje yazma kapasitesinin oluştuğunu söyleyebiliriz ki; ajansımızın çalışma felsefesi bunu hedeflemektedir. Tabi ajansın çalışmaları şöyle algılanmamalıdır; para veriyoruz ve buyurun kullanın demiyoruz. Verdiğimiz paranın hesabını soruyoruz, denetimini yapıyoruz. Çalışmalarımız aşama aşama devam ediyor. Güdümlü proje desteklerinde bütçenin bir kısmını proje sahibi koyuyor, bir kısmını ajans destekliyor. Hangi proje olursa olsun projenin kabulünden işletme kısmına kadar bizim denetimimizde oluyor. Geçmişte yapılan hatalar ajanslarımız sayesinde yaşanmıyor.

Türkiye’de son yıllarda insanların iş sahibi olabilmeleri için bir takım fonlar oluştu. KOSGEB ve AB fonları gibi. Kamuoyunda şöyle bir algı da var, dayısı olan projeyi kapar, paraları alır. KUDAKA’da böyle ilişkilerle projeler geçer mi ?

Asla! Bugüne kadar yapılan en büyük hata belki buydu. Geçmişte hayvancılık adı altında bir çok kredi imkanı sunuldu. Gerçekten bu işi yapanlar değil, hiç bu işlerde işi olmayanlar bu kredileri kullandı. Bu nedenle de paralar, emekler buhar oldu. Biz sonuçta niyet okuyan bir kurum değiliz. Kimin iyi niyetli, kimin dolandırıcı olduğunu çözemeyiz. Bir proje için istenen uygunluk belgeleri vardır. Biz bunlara bakarız. Ajansların yönetim kurulu o şehrin yetkililerinden oluşuyor. Gelen projelerdeki kişileri üç aşağı beş yukarı bu isimler tanıyor. Bunu da bir tarafa bırakalım, bizim internet üzerinden bir havuz sitemimiz var. Üniversite mezunu olan insanlar bu havuza müracaatta bulunuyorlar. Bir proje değerlendirmesi yapılacağı zaman biz bu değerlendirmeleri bu havuzdan seçip, alanlarına göre ‘buyurun gelin’ diyoruz. Bir projeyi, yeterliliği bulunan iki ayrı kişi değerlendiriyor. Diyelim ki aynı projede biri yeterlilik vermiş, diğeri daha az yeterlilik vermiş ise bu kez hiç tanınmayan üçüncü  kişiye inceletiyoruz. Bu denetçilerin kim olacağını kurumda çalışan hiçbir arkadaşım dahi bilmiyor. Şimdi bu sistemde ahbap, çavuş ilişkisi işler mi?

Bu tür projeler farklı bir sektörleri de geliştirdi. Proje yazmak bir meslek haline geldi. Tabi bu yolla vatandaşı dolandıranlarda yok değil?

Evet doğru. Proje yapanların sayısı her geçen gün artıyor. Şüphe yok ki işin ehlinin hazırladığı projenin kabulü daha kolay oluyor. Çünkü ne istendiğini biliyor ve proje eksiksiz kabul görüyor. İşini en iyi şekilde yapanların yanı sıra, kötüye kullanan yok mu, tabi ki var. Bunun önüne geçmek neredeyse imkansız. Benim tavsiyem şudur ki; ister yeni iş sahibi olacak olan olsun, ister işini büyütmek isteyen olsun, ajansımızda bulunan arkadaşlarımızın bilgisine başvursunlar. Bizim kriterlerimiz belli. Eğer o uygunlukla hareket ederlerse sonuca daha kısa zamanda ulaşırlar. Ama tekrar belirtmek isterim ki, prosedürü bilen bir kişinin proje yazması daha doğru bir yol olur. Herkes konuşabilir ama herkes düşündüklerini yazıya aktaramaz. Bizim için müteşebbislerin geçmişi de çok önemli. Keşke herkes kendi projesini hazırlamakta yeterli olsa.

Bölgede yapılan yatırımların tespitinde de bulunuyor musunuz?

Belki de kurulmamızdaki en önemli amaç bu. Bakın Türkiye’nin birçok yerinde siyaseten yatırımlar yapılmış. Oltu’da yatırım yapmak isteyenler siyasilere ulaşmış ve milyarlarca lira alınıp fabrika açılmış. Ama o fabrikanın hammaddesi bulunduğu yerde olmadığı için kapatılmış ve çürümeye terk edilmiş. Bunun gibi Türkiye’de çok fazla örnek var. Biz bu bölgeye yapılacak yatırımların bu bölgenin ihtiyacına cevap vermesi ve doğal kaynaklarının kullanılması için çaba harcıyoruz. Eğer hayvancılık ve tarım bu bölge için elzem ise yatırımcıyı bu alana yönlendiriyoruz. Kış turizmi için yapılacakları belirliyoruz. Geçtiğimiz yıl bu bölgenin turizm potansiyeline yönelik projeleri kabul ettik. Mesela, Konaklı’ya yatırım yapmaları için dışarıdan yatırımcı getirdik. Tek tek kayak merkezlerini gezdirdik. Gerçekler görüp buna göre hareket etmek lazım. Bir çok yatırımcı ‘Konaklı’da kimse yok, tek bir tesis yok’ demekle yetindi. Dış yatırımcıyı buraya çekmek için cazibe projeleri yapmak lazım.

‘Turizm bu kenti kalkındırmaya yetmez’ diyenler var, sizce de öylemi?

Erzurum’a bakarsak tamamen bu fikre katılmam mümkün değil. Hala kış turizminde yapılacak çok şey var. Konaklı koca bir dağ ve boş. Erzurum’da sadece kış turizmi değil, 12 ay turizm nasıl yapılır ona bakmak lazım. Palandöken’deki oteller kışın çalışıp yazın bir kaçı kapanıyor. Kapanmayanda yeteri kadar iş yapamıyor, işçi çıkarmak zorunda kalıyor. Sadece kış turizmi değil, aynı zamanda kültür ve inanç turizmini de geliştirmek lazım. Bölgede sayısız tarihi eser, kilise var. Gürcülerin kendi dinlerinde hacılık anlamına gelebilecek tek ibadet merkezi Uzundere’deki Öşvank Kilisesi. Öte yandan Uzundere cazibe merkezi kapsamında bir yer. Doğa sporları için ideal bir bölge. Buraya ajans olarak çok önem veriyoruz. Yaptığımız çalışmaların tanımı bu bölge çok önemli.

Erzurum’da sanayinin gelişmesi için potansiyel var mı?

Erzurum iklim olarak İsviçre’nin benzeri bir kent. İsviçre’de sanayi var. Ama İsviçre’de tek kayak merkezi bulunuyor. Oysa bizim ülkemizde sayısız. Erzurum’da ağır sanayi için ham madde yok. Ağır sanayi için şartlar uygun değil, ancak hiçbir sanayi yapılamaz demek de yanlış olur. Mesela kayak malzemeleri yapan bir fabrika kurulabilir. Et ürünleri, tarıma dayalı sanayi oluşturulabilir. Bununla ilgili ciddi çalışmalarımız var. Bakın bunlardan biride biyoenerji üretimi. Evinizde 5 tane ineğiniz varsa hayvan dışkısından biyoenerji oluşturabiliyorsunuz. Enerji üreten bir cihaz var, onu yerleştirip kendi elektriğinizi üretmeniz mümkün. Bugün Türkiye elektriğinin büyük kısmını Rusya’dan karşılıyor. HES’ler istenilen üretimi karşılayamıyor. Ama bu sistem devreye girerse hem tüketici kazanacak hem de devlet. Mesela bu cihazın seri üretimi yapılabilir. Düşünün, 5 metreküplük bir tesissin maliyeti yaklaşık olarak 13 bin lira. 25 metreküplük ise kullanım amaçlı 35 bin lira ila 50 bin lira arasında değişiyor. Hali hazırda kalkınma ajanslarının ve ilgili bakanlıkların sunduğu  teşvikler var. Sistem 2-3 yılda kendini amorti ediyor.

5 inekle bedava enerji elde edilecek öylemi?

Evet aynen öyle, bu proje bu bölge için çok ideal. Gelir kaynağı hayvancılık ve tarım olan kentler, bu sistem sayesinde bedava elektrik kullanabilecek. Bir de cihazın üretimi burada olursa istihdama da katkısı sağlanmış olacak.

Destek verdiğiniz projelerin içinde bazen sizi görüyoruz, özellikle spor etkinliklerinde.

Bizim ajansımızın turizme destek amaçlı projeleri var. 60 bin liraya kadar yönetim kararı gerekmiyor, biz karşılayabiliyoruz. Bu fonu da turizmin tanıtılmasında kullanabiliyoruz. Uzundere’de yapılan tamda bu. Ben yapı gereği sosyal projelere yatkın bir yapıya sahibim. Üç çocuk babasıyım ve evimde televizyon yok mesela.

Neden, günah diye mi?

(Kahkaha atıyor) Tabi ki hayır. Zaman kaybı olarak görüyoruz, ben de, eşim de. Ama teknolojik haberleşmeyi daha yoğun kullanıyoruz. Televizyon olmayınca  kitaba, gazeteye ve spora daha fazla zaman bulabiliyoruz. Eşim ve çocuklarımla her türlü sporu yapıyoruz. Rafting, dağcılık hatta dalgıçlık kursları bile aldık. Erzurum’da bunların hepsini yapabileceğimiz imkanımız var. Ben zaten üniversiteyi burada okudum, 1990 yılından buyana buralıyım. Ajansta çalışan birçok arkadaşımız başka şehirlerden geldi. Hepsi çok iyi üniversitelerden mezun olmuş. O arkadaşları burada tutmak için hepsine eşleri de dahil olmak üzere kayak takımları aldık, kayak kurslarına gönderdik. Erzurumlular kar yağmasın diye, biz kar yağması için dua ediyoruz. Sadece ben değil tüm arkadaşlarım sporla iç içe yaşıyorlar. Bu şehirde görev yapmaktan son derece memnunuz.

Bir gazeteci olarak belki benim, bekli de bir önceki yönetimin eksikliği ama ben KUDAKA binasına ilk kez gittim. İki kattan oluşan binanın bahçesinin çok güzel olduğunu peşinen söylemeliyim. Son derece şık mobilyalarda döşenmiş binayı Talha bey ile birlikte gezdik. Bir kez daha gördük ki, Türkiye’nin gerçekten gençleşmeye ihtiyacı var. Bunu söylerken yıllardır tecrübeleri ile görev yapan olgun bürokratlara haksızlık etmek istemem ama yeni jenerasyon  daha çok inisiyatif alan bir yapıya sahip, Talha bey de bunlardan biri. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.

Jojobet GirişmatbetmatbetİmajbetjojobetJojobetBetsilincasibomcasibomchild pornbetciobetciobetciojojobetjojobet giriş