‘’Tasavvuf’’ tabirimce Ameli Taçlandırmaktır. Nefsin sapkınlığını tolere etmeden bu çetrefilli yolu tamamlamaktır. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal, Abdal Musa, Hacı Bayram-ı Veli, Hüdai, Abdû Furkan, Sezai ve Turabi’ yi sayamadığım daha birçoklarını örnek almaktır bir yerde.
Ne güzeldir ruhun arınması, vicdan yükünün özgür olması, tüy olması, ne güzeldir tasavvufta hiç olmanın şiar edilmesi, ne güzeldir tasavvufun kaynağına ulaşıp azamet-i ilahi ‘ye varması.
Hakikat kitabı olan Kuran-ı Kerim’de insandan bahsederek devam etmek istiyorum. Allah’ın yarattığı, kendi ruhundan üflediği, aklı ve zekası ile diğer canlıların “eşref-i mahlukat”ı olarak yarattığı varlıktır insan. Yaratılışımız ve kuranın indiriş gayesine baktığımızda; Yüce Yaradan muhatap olarak insanı görmüştür. Keza Şeytanın da Allah’ın emrine karşı gelerek İlk peygamber Hz. Adem’e (insana) itaat, secde emrine uymadığı için lanetleyip cennetten kovması insana verilen değerin somut örneğidir. (İsra suresi 70. Ayet)
Yüce Yaradan bütün kâinatı kendi hizmetlerine verdiği yegâne varlıktır insan. Sonuç olarak Hz. Ali’nin bir havadisinden…“sanırsın ki sen küçük bir varlıksın, hâlbuki sende büyük bir âlem toplanmıştır” demesi; Anadolu da yaşamış mutasavvıf Şeyh Gâlip’ in bir havadisinde ise (ö.1214/1799); Hoşça bak şahsına bir zübde-i âlemsin sen, Merdüme-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen! sözleri de insanoğlunun kıymetini işaret etmektedir.
Bir hadis-i kutside de; “Habibim sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım” buyrulmaktadır. Böylece âlemin yaratılışı insanla bağdaştırılmıştır ve âlem onun yüzü suyu hürmetine var olmuştur. Bu bağlamda insanlar olarak bizde Rabbimize, O’nun yasaklarına ve emirlerine itaat edip buyruğu doğrultusunda yaşayıp O’ndan korkup ve başka hiç kimsenin huzurunda el açmayacağız. Kainatta hiçbir varlığın kaldıramayacağı kadar ağırlığı insanoğlunun sırtına yükleyip imtihanı olumlu neticelendirmeleri şeklinde cenneti yaşamakla müjdelemiştir. İnsana nefis illetini de yükleyerek bağnaz, açgözlü, cahil, zalim ve günah işleyebilir aynı zaman amelini değerli yaşamayı da tercihe bırakmış o kapasitede yaratmıştır.
Tasavvufun İnsan üzerindeki hakimiyeti de tamda bunu anlatmaktadır. Kainatta her şeyin anlam bulması yukarıdaki örneklerle ilişkilendirdiğimizde şüphesiz ki insanın muhteşem varlık olmasından kaynaklanmaktadır. Yaratılan canlı, cansız bütün varlıklara anlam yükleyen insandır. Kanaatimce tasavvuf insana dokununca Rabbimizin muhteşem sanatının (dünyayı yaratması )tecelli edilişini görürüz.
Alimi tanımak, Arif olmak niyetiyle….

ERZURUM’DAN MİLLİ TAKIMA DESTEK
ERZURUM’DAN MİLLİ TAKIMA DESTEK
ERZURUM VALİLİĞİ’NDEN DOLANDIRICILIK UYARISI
DAP: EN BÜYÜK SORUNUMUZ GÖÇ
İRAN GERİLİMİ DOĞU’YU VURDU
Erzurum Adliyesi’ne Vefa Dolu Veda
ERZURUM KONGRE BİNASI’NDAKİ ESERLER TAŞINIYOR
Kalktığı koltuğa Erzurumlu Müdürler oturdu
