Erzurum Haber

şişli escort beylikdüzü escort fatih escort acıbadem escort anadolu yakası escort aksaray escort bodrum escort bayan

16 Eylül 2013 - 12:04

Değerli dostlar: iki asra yakındır, özellikle son yüz yılda İslam ümmetinin karşısında bir varlık gösterememiş olan haçlı zihniyeti, hasta adam dedikleri ecdadı içlerine soktukları satılmışları da kullanarak darma dağın edip İslam topraklarının üzerinde 52 küsur devletçik oluşturdular. Bu devletçiklerin başlarına da kendi sömürü valilerini dikip ümmeti Muhammedî bügünki mazlum ve mağdur hale duçar kıldılar. Âcizane kanaatime bu sömürü valilerinden en ensesi kalın ve göre gelecekte de ümmetin en tehlikeli virüsleri ve kurtları olduğuna inandığım iki olguyu paylaşmakta fayda mülahaza ediyorum. Konumuza geçmeden önce ifade etmek istediğimi bir misalle biraz açayım. Toplumlar, cemaatler ve ümmeti bir cevize benzetirsek dışa dönük olan taraf görünen boyutunu temsil eder. Cevizin dışındaki yeşil kabuk avam ümmeti temsil eder. Her türlü sıkıntıyı göğüsler ve ilk etapta tüm darbeler bunadır. İkinci olarak bunun altındaki sert kabuk gelir. Bunlar cemaat ve toplumların idare tabakalarını temsil eder. Bunların içinde de daha öz ve işin beynini temsil eden, beyne benzeyen ceviz içi gelir ki bunlarda toplumların kanaat ve fikir ehlini temsil eder. Burada gözardı edilmesi bize pahalıya mal olacak bir hususta var ki bu; cevizin beynine musallat olması muhtemel kurtlardır. Bunlara yeterince dikkat edilmediğinde bedelleri ağır olabilir. Bu misalimizde olduğu gibi ümmetin böğrüne saplanan bir takım kurtlar var ki bunlardan emin olmanın temel şartı bunları öncelikle bunları tanımak olsa gerek. Şia’ya gelince; yılarca “ İran İslam inkılabı” dedikleri şeyle birçok Müslümanın gönlüne taht kuran bu Şia olgusunun proje babasının ABD istihbaratı olduğunu bugün delilleri ile beraber medya vesilesi ile görmekteyiz. Ayrıca İslam adına yapılan bu devrimin, olduğu günden bu güne dek Yahudilerin ve Hristiyanların kilise ve havra açmalarına İran’da müsaade edilmesine ve cumhurbaşkanlarının Yahudilerin özel bayramlarını kutlamasına rağmen; ciddi bir mevcudiyete sahip olan Sünni Müslümanların kendilerine ait cami açmalarına maalesef müsaade edilmemiştir. İran’a gidip bir tane bile olsa Sünni Camii göreniniz oldu mu hiç? Ama buna rağmen laik Türkiye’mizde bile Caferi camileri, bir Şia mezhebi olan alevi cem evleri’nin açılmasının önünde hiçbir engel yok. Şöyle bir soruyu kendinize sorun hele! bu güne dek İslam tarihinde Şia’nın ve kurulduğu günden bugüne dek İran’ın küfre karşı yaptığı (İsrail’e karşı göstermelik ve yapmacık hamasi tehditleri hariç) bir tane savaş duydunuz mu, gördünüz mü. Irakta Müslümanları katletmede üstlerine rakip tanımayan ABD’yi Irak’taki Müslümanların başına musallat eden yine onlar. Medyanın ABD karşıtı diye bize lanse ettiği halde ABD’nin Irak’ı işgalinde öncü kuvvet olan ve Esad’ın bürolarının altında işkence ile binlerce ehlisünnet İslam âlimini hunharca katleden yine onlar. Suriye’de Esad’ın şebbihalarını eğiten ve onlarla kol kola binlerce mühminenin iffetini çiğneyen ve yüzbinlerce Müslümanın canına kasteden, bugüne dek güya İsrail’in hasımı olan Hizbullah dedikleri oluşum ve İran’dır. Baştan beri Esad ile yaptıkları menfaat çalışmasını Esad sonrası bir ehlisünnet oluşum ile e yapmaktan ise bugünkü rezillikleri yeğliyen yine İran. Ama bunca vahamete ve çıkardıkları mezhep fitnesine rağmen mezhepler arası yakınlaşma ve Müslümanlar arasındaki ayrılıkları kaldırma adına güya bir takım girişimlerde güya bulunuyorlar. Fakat görmekteyiz ki başta hz. Ali efendimiz olmak üzere belli başlı sahabe efendilerimiz hakkında sebbetmeleri (küfür) etmeleri ve iffeti ile alakalı 11 ayeti celile nazil olmuş olmasına rağmen hz. Aişe annemizin iffetine dil uzatıp onu aşağı mahalle kadını seviyesine indirmeleri onların her konuda takiye yaptıklarının göstergesidir. İkinci bir virüs, kurt ve hançer olan suud ailesinin mezhebi ve ideolojisi konumundaki VAHABİLİ’ğe gelince; Şöyle bir durum muhasebesi ile bu fırkaya bakacak olursak, hacca giden tüm hacıların efendimizin dünyaya geldiği ev diye bildikleri iki katlı yer maalesef kütüphaneye çevrilmiş durumda ve oranın böyle bir hakikate sahip olmadığı düşünceleri estirilmekte. Hz Ebubekir’in evi hilton oteline, Hz Ömer’in evi ise başka bir otele çevrilmiş durumda. Buna mukabil; Osmanlıya karşı Şerif Hüseyin’i ayartan ve vahhabi mezhebini Muhammed bin abdulvehhaba kurduran İngiliz casusu Lavrens’in evi suudun başkenti Riyad’da müze olarak kullanılmakta. Şöyle bir geçen yüzyıla baktığımızda şerif ailesini devirttikten sonra onun yerine geçirdikleri suud ailesi, kendilerine sunulan imkânın bedeli olarak ABD ve İngilizlere köleliğinde hiç kusur etmediğini görmektedir. Zira suud ailesi; hac ve umreye giden Müslümanlardan kazandıkları imkânlarla birçok yatırım ve finansman imkânlarını ABD ve İngiliz ekonomisini ayakta tutmak için yönlendirmekteler. Resmi ideolojisi ve mezhebinin Hambeli mezhebi olduğunu resmiyette ifade etse bile en büyük düşmanlarının Müslümanlar olduğu görülmektedir. Özellikle ülkede bulunan üniversite ve eğitim kurumlarında Hambeli mezhebi yerine İngiliz casusu Lavrens’in kurdurduğu vahhabilik mezhebi uygulanmakta. Bu uygulamaya uymayan eğitim kurumlarına, STK, cemaat ve cemiyetlere asla hayat hakkı tanınmamakta. Bu durum öyle ileri gitmiş bir vaziyetteki büyük muhaddis Seyyid Muhammed alevi maliki hazretleri vefat ettiğinde İslam dünyasının beğeni ile dinlediği Kâbe imamlarından Essudeysi, cenaze namazı kılınırken namaza katılmak yerine oturmayı yeğlemiştir. Hem de onca Müslümanın gözü önünde. Diğer bir Kâbe imamı ise yakın bir zamanda İslam coğrafyalarındaki darbeci zalimlere bir duasında lanet okudu diye hapsedilmiş. Bunlarla beraber Müslüman cemaat ve cemiyetlere asla müsaade edilmemekte özellikle ihvanı Müslim’in yanlısı olduğu tespit edilen birçok âlim ve İslam coğrafyalarındaki cihada gönüllü olan mücahitler suud hapishanelerinde bir bir kraliyet ailesine düşman yaftası çürütülmekte. Krallığını koruyabilmek adına tüm İslam ümmetine hainlik ederek, batılı emperyalistlerin yanında yer almakta. Hacca giden Müslümanlardan kazanılan paraların zekâtlarını krala bağlı vakıflarda tutup, İslam coğrafyasına fitne salmak maksadı ile kullanılmakta. Bugün tüm İslam ülkelerinde, özellikle Türkiye’mizde mantar biter gibi biten tekfirci, mezhepsiz ve selefiyiz diyen akımların para finansörlüğünü bu paralarla yapmaktalar. Bilmem hiç duyanınız oldu mu? Herhangi bir küfür ülkesinde bunların insanların hidayeti için bir çalışma yaptıklarını. Ama her gün görüyor ve işitiyoruz mezhepsizleri, tekfircileri, vahhabilliklerini selefi salihinin adını kullanarak ehlisünnet Müslümanlarını ifsat hareketlerini. Şöyle bir durup baktığımızda görmekteyiz ki; suud ailesi Allah’ın verdiği petrol nimetinin gelirleri ile bütün alanlarda ABD, İngiliz ve İsrail’in başını çektiği batı blokunun menfaatlerine çalışmakta. Rusya ile çeçen Müslümanlar arasındaki savaşta Rusya’yı destekledi. Yemende; diktatörün sonuna kadar yanında! Mısırda hüsnü mübarek gidene kadar yanında! Ürdün de ise Müslüman kardeşler cemaatine baskı yapmaması durumunda Ürdün’e olan mali desteğini çekeceği tehditlerini savurmakta. Ve mısırda darbe yaparak binlerce Müslümanın canına kasteden ve yüzlerce afife mümine hanımefendilerin kirlenmesine öncülük eden SİSİfiravununa ilk anda destek veren yine Suud kraliyeti olmuştur. Filistin’de Hamasa ve Müslümanlara karşı İsrail’in subap olarak kullandığı Mahmut Abbası desteklemekte. Bir bakar mısınız? Suudi rejiminin güdümünde olan bir selefi hareketi ki bunlar Mısırda ihvanu Müslim’inden sonra ikinci büyük cemaat idiler. Bir Müslüman cumhurbaşkanının ve onunla olan binlerce Müslümanın zindana atılması ve Yahudi bir adamın cumhurbaşkanı yapılmasında da öncü kuvvet olma rolünü üstlenmişlerdir. Kuveyt ve birleşik Arap emirliklerinde yine Müslüman kardeşler cemaatine baskının mimarı olarak karşımıza çıkmaktalar. Daha düne kadar Rusya ya karşı Cihad eden Afgan Müslümanlara mücahit gözüyle bakarken, ne zaman ki ABD Afganistan’ı işgal edince bu Müslümanlara haince terörist yaftasını yapıştırdılar. İfade ediliyor ki bu Arap ülkelerinin başındaki satılmış krallar eğer ümmetten elde ettikleri paralarını ABD’nin bankalarından çekseler ABD çöker. Ama nerede. Bu örneklerden yola çıkarak şunu açık ve net olarak ifade edebiliriz ki; İslam ümmetinin bugün birçok ülkesinin cayır cayır yanması ve yanmayan diğer ülkelerin de fokur fokur kaynamasının altındaki temel sebeplerden biri de aramıza sokulmuş ve böğrümüze saplanmış fitneci hainlerdir. Tespit tedaviden önce gelir ifadesi gereğince Müslümanların öncelikle içlerindeki bu kurtları tespit edip bunları izale yol ve yöntemleri üzerinde çalışmaları kurtuluşun temel kurallarından birisi olduğunu düşünüyoruz. Selam ve dua ile..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.

Jojobet Girişmatbetgrandpashabetgrandpashabetyedibahis girişCasibom Girişholiganbet