Erzurum Haber - 22 Ekim 2018, Pazartesi

Yeni hedefler belirledi…

25 Mart 2014, 11:36
Yeni hedefler belirledi…

Oral Et Entegre Tesisleri, 14 bin metrekarelik alanda uluslararası standartlara uygun şekilde üretim gerçekleştiriyor. Kesim, üretim ve nakliye birimleriyle birlikte şu anda 47 kişiye istihdam sağlayan Oral Et Entegre Tesisleri, kısa zamanda ülkenin önemli ekonomik kuruluşları arasında haklı bir yer edindi. 15 soğuk hava deposu ve 4 şoklama ünitesine sahip olan  tesisler, Türkiye’de yeniden söz sahibi olmak ve Erzurum ekonomisine katkı sağlamak için yeni hedeflere adım atıyor.

RÖPORTAJ: Mihriban Yeşim KÖSEOĞLU/ERZURUM PUSULA

Erzurum’un eşrafından Oral ailesinin Türkiye’ye kazandırdığı Oral Et Entegre Tesisleri, hız kesmeden çalışmalarına devam ediyor. 1987 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından açılışı yapılan tesis, Türkiye’nin yanı sıra Orta Asya’nın en önemli kuruluşları arasında yer almıştı. Avrupa modeli baz alınarak 14 bin metrekarelik alana kurulan tesis, uluslar arası standartlara uygun şekilde üretimlerini gerçekleştiriyor. Kesim, üretim ve nakliye birimleriyle birlikte 47 kişiye istihdam sağlayan Oral Et Entegre Tesisleri, kısa zamanda ülkenin önemli ekonomik girdileri arasında haklı bir yer edindi. 15 soğuk hava deposu ve 4 şoklama ünitesine sahip olan  tesisler, Türkiye’de yeniden söz sahibi olmak ve Erzurum ekonomisine katkı sağlamak için yeni hedeflere adım atıyor.

Kurumsal kimliğiyle siyaset ve ekonomi camiasının her zaman gündeminde olan Erzurum’un öz sermayesi, şimdilerde genç ve dinamik bir isimle eski günlere yeniden dönmenin hazırlığını yapıyor. Oral Et Entegre Tesisleri Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, hedeflerinin ulusal anlamda Erzurum’u et ve et ürünlerinde temsil etmek olduğunu söyledi. Oral, geçmişi 30 yıla dayanan Oral Et Entegre Tesislerinin kuruluşu, ilerleyişi ve hedeflerini Pusula’ya anlattı.

Uluslararası standartlara sahip olan Oral Et Entegre Tesisleri’nde Süreç nasıl başladı?

Oral Et AŞ. 1987 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından açılışı yaparak hizmete girdi. Açıldığı dönemde de Avrupa’nın en modern ve en büyük et entegre tesisiydi. 1992 yılına kadar tam kapasite faaliyet gösterdi. Hem şarküteri ürün anlamında hem de kesim ve ihracat anlamında Arap Yarımadasının hemen hemen bütün ülkelerine ihracat yaptı. 1987 ve 1991 yılları arasında da Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’in bütün askeri et ihtiyacını karşıladı. Birinci körfez krizi sırasında atıl duruma düştü, dönemsel olarak faaliyet göstermeye, fason üretimi yapmaya başladı. Sonrasında da gerek sermaye yetersizliği gerek hükümetlerin uyguladığı ekonomik politikalar ve hayvancılık politikalarından dolayı gün geçtikçe geriledi. Kapasite büyük olduğu için de sürekli dönemsel çalışmak zorunda kaldı tesis. 2013 yılına kadar dönemsel çalışma ile devam etti. Mevcut hükümetin uyguladığı tarım politikaları da orta vadede sonuç vermeye başladı. Avrupa birliği uyum yasalarını gereklilikleri olan yönetmelikler çıkınca bölgedeki çoğu tesis kapatıldı. Bu tesiste 1987 yılında yapılmasına ve açılmasına rağmen bugün ki şartlarda Avrupa Birliği Uyum Yasalarına uygun olduğu ve aynı standartları taşıdığı için faaliyetine tekrar başladı. Erzurum Kasaplar Odası ile yapılan anlaşma doğrultusunda Erzurum kasaplar odasına bağlı olan bütün esnafların kesim, depolama ve sevkiyat hizmetini üstlendi. Gıda üretim izinlerimiz yenilendi, en kısa sürede aşamalı olarak kavurma, sucuk, salam, sosis üretimlerimiz devam edecek. Amacımız et sektöründe uluslararası bir marka olmak.

Yıllar önce bu büyük oluşumu kim başlattı, hedefleri neydi?

Şirketin kuruluşu 1960’lı yıllara dayanıyor. 1984 yılı itibari ile temel atıldıktan sonra da şirket kurucuları olan 6 kardeş geçmişten gelen ticaret tecrübeleri ve bölgenin hayvancılıkta ve et sektöründe olan ihtiyacı görerek bir karar alıyorlar. Kurucu 6 kardeş bu tesisin Avrupa Standartlarına uygun olması için yurtdışına giderek Avrupa da kombina kurulma izinleri, şartları ne ise araştırılıyor, palanlar çiziliyor ve burada bir start veriliyor. Akabinde inşaat işleri devam ederken de makine ekipman tamamen ithal ediliyor. Avustralya ve Almanya da olan o gün ki uluslararası standartlar buraya taşınıyor. Açıldığı dönemde Avrupa’nın en modern en büyük kapasiteye sahip tesisi oluyor. Şu an hala uluslararası standartlarda ve Orta Asya’nın en büyük tesislerinden biri.30 yıl öncesinde günümüzü düşünerek atılan sağlam adımlar ve markalaşma fikri mevcut.

Şuan özellikle 2010 yılından sonra izlenen tarım politikaları orta vadede sonuç vermeye başladı. Erzurum’un markalaşması, yerel sermayenin desteklenmesi, yerel sermayede markaların oluşturulmasında bizde bir ucundan tutacağız ve Erzurum’a ait hayvancılık ve et sektöründe bir marka oluşturacağız. Nasıl ki hayvancılığa Kayseri sahip çıktıysa, bunun önüne de geçebilmek için Erzurum’dan bizim hayvan ve et kalitemizi ürün haline dönüştürerek ulusal anlamda pazarlamaya başlayacağız. Çünkü bölgesel kalkınmada diğer bölgeler gibi bizde markalaşacağız ve yerel kalkınma da Oral Et de var diyeceğiz. Bölgesel kalkınma tarım ve hayvancılık sektöründe olmazsa olmazımız. Bu sektörde de gerekli markaların oluşturulabilmesi için üreticilerin desteklenmesi gerekiyor.

Biraz da sayısal verilerden bahsedelim. Üretim tesisinin mevcut kapasitesi nedir? Bölgedeki hayvan üretim kapasitesi tesissin özellikleri göz önüne alındığında yeterlimi?

Tesisimizin günlük 10 saatte 550 büyük baş, 3000 küçük baş kesim kapasitesine sahip. Türkiye de bu kapasite ile ilk 5’te zaten. Mamul kapasitesi olarak her bir üründen günlük 4 ton üretim kapasitesine sahip. Fakat biz ilk etapta tam kapasite ile çalışmamız zor. Eski ve tecrübeli bir firma olmamıza rağmen bölgede pazar payı olarak bu kapasiteyi karşılayacak tüketici yok. Hemşerilerimizin ilerleyen zamanlarda yerel sermaye ve yerel markaya sahip çıkacaklarına inanıyorum. Bölgenin ticaret kapasitesi, gücü ve kabiliyeti arttıkça bizimde doğru orantıda üretimimiz artacak. Biliyorsunuz mera hayvancılığında da Erzurum birinci.

Yerel markaların ulusal markalar ile yarışabilmesi için bürokrasiden beklentileriniz neler?

İnsanlar teşvik edilmeli. Tüccarımız, esnafımız, yatırımcımız teşvik edilmeli. Hayvancılık sektöründe ciddi problemlerimiz var. Seçimden sonra belediye başkanlarına çok iş düşüyor. Belediye olarak hayvan borsası, hayvan pazarı düşünüyorlar ve bunların ciddi etkenleri olacak. Besicilik anlamında ciddi problemlerimiz var. Besicilerimiz bölge şartlarından dolayı ciddi zorluklarla çalışıyorlar, bu konuda pozitif ayrımcılık istiyoruz. Üreticimize de besicimize de köylümüze de ciddi anlamda bir pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor, hükümet ve bakanlıklar tarafından. Burada da sürekli besicilik anlamında insanları, tüccarları, teşvik edip çiftlikler oluşturulmalı, yatırımlar yapılmalı ki süreklilik esas olsun. Örneğin Erzurum’un Tortum veya Tekman ilçesinden hayvanı yükleyip Afyon’a götürüp orada kesip sucuk yapıp oradan da o sucuğu Erzurum veya bölgeye pazarlayan bir sürü firma var. Kendi hayvanımız gidiyor kesilip mamul olarak buraya geliyor. Hayvan bizim hayvanımız, bitki örtüsü bizim, mera bizim, ot kalitesi bizim ama bölgede şehirde bize ait ürün yok. Erzurum da sucuk üreticisi, salam üreticisi veya hepsinin üreticisi anlamında yatırım olmadığı için hem markalaşmada geri kaldık hem de kendimizi, şehrimizi bu konuda sektörel anlamda da birçok sektörde pazarlayamadık. Dolayısıyla her zaman üretici biziz, aynı zamanda hem üretiyoruz hem tüketiyoruz. Örneğin Kayseri’ye bizim hayvanımız gidiyor salam oluyor kavurma oluyor Erzurum’a dönüyor. Bunu bizim üreticimiz üretiyor, büyütüyor, besliyor, Kayseri de bir tüccara satıyor o Kayserili de götürüyor onu sucuk yapıyor Erzurum’a satıyor. Zihniyetlerin, görüşlerin değişmesi gerekiyor. Erzurum da besiciler olsun meracılık yapan ciddi anlamda insanlarımız, köylülerimiz var. Bunlara pozitif ayrımcılık yaparak, bütün destekleri vererek üreticiliği profesyonelleştirmek gerek.

Erzurum da ki yetişen bir hayvanın etinin lezzetini ve etinin protein değerini  araştırarak patent haline getirmek gerekiyor. Öncelikle Erzurum’u pazarlayacağız ki bizim gibi firmalar yürüyebilsin. Burada bütün STK’lara ciddi işler, ciddi görevler düşüyor. Tabi ki herkes kendine göre bir mesai veriyor, çalışıyor ama ortak akılda buluşmak lazım. Burada niye sadece 2 tane 3 tane sucukçu, kavurmacı olsun, niye böyle 2 tane 3 tane tesis olmasın, niye 15 tane sucuk firmamız olmasın. Yani sadece Oral Et bir marka yoluna girdi ve Allahın izniyle başaracak ama niye Oral Et gibi 10 tane 15 tane Erzurum’u anımsatan firma olmasın. Niye marka olmasın ki hayvancılık sektöründe.  Her yerde Erzurum hayvancılığın merkezidir diyoruz ama 1 kilogram ürünümüzü de İstanbul da bir zincir markette satamıyoruz, çünkü üretmiyoruz. Bu anlamda kimin üstüne ne düşüyorsa tüccar, esnaf, besici, STK’lar, bürokratlar, siyasiler el birliğiyle bu memleketi kalkındırmamız lazım. Kalkındırmanın da işsizliğin çözümü de istihdamın çözümü de hayvancılık. En büyük doneler den birisi bu. Kış turizmi, yaz turizmi nasıl Erzurum da doneyse hayvancılıkta öyle bir done. Bunun üzerine insanları teşvik etmek lazım. Bunun üzerine ticari anlamda planlar yapılmalı. Bunlar çok zor işler değil.

Ben inanıyorum ki inşallah bundan sonraki üç beş yıl içinde Erzurum ciddi anlamda bir atak yapacak. Hem hayvancılıkta hem çiftçi ve besici anlamında hem üretim anlamında ciddi bir atak yapacağız, Erzurum’u Türkiye’ye mal edeceğiz. Herkesin ortak müştereği Erzurum ticaretinin ve Erzurum üreticisinin şaha kalkması olmalı.

Oral Et artık geçen yıldan itibaren tekrar faaliyete girdi. Bu bundan sonraki süreçte neler bekliyorsunuz, planlamalarınız neler?

Oral Et’i sektörel anlamda Türkiye’ye mal etmemiz lazım, uzun vadede ciddi projelerimiz var. Uzun vadede yatırımlar da planlıyoruz. Şu anda soğuk zincir bozulmadan hijyen ve yüzde yüz helal kesim ile bütün Erzurum esnafının hizmetini biz veriyoruz. Etini biz kesiyoruz, biz depoluyoruz, biz taşıyoruz ve yüzde yüz hijyen kurallarına uygun yapıyoruz.

Yüzde yüz hijyene önem veriyorsunuz. Sistem nasıl işliyor?

Hem kesim öncesi, hem kesim sonrası, hem de kesim esnasında veteriner hekimimiz tarafından çeşitli muayeneler yapılarak gerçekleşiyor. Burada da gıda kontrol sistemi devreye giriyor. Hayvan kesilmeden önce muayeneden geçiyor. Kesime uygun görüldükten sonra kesime sevk ediliyor. Kesildikten sonrada kesim aşamasında da çeşitli muayenelerden geçiriliyor. Sağlıkta herhangi bir hijyen problemi yoksa kesim sonrası dinlendirme depolarına arkasından da soğuk hava muhafaza depolarına soğuk zincir bozulmadan devam ediyor. Dinlendikten ve soğutulduktan sonra uygun et sıcaklığına düşen eti kasap esnafına veya markete sevk ediliyor. Sevk edilirken de sevk edilmeden önce soğuk hava depolarında et kefeni dediğimiz yüzde yüz gıda hijyenine uygun etiklerle üretilen, insan sağlığına hiçbir zararı olmayan ve çeşitli belgelere sahip olan kılıflara geçiriliyor. Kılıflar geçirildiği zaman o etin üzerindeki kan v.s soğutulduğu için yüzde 95-99’u gidiyor. Bu et kılıfı da tekrar o kanın süzülmesi sızılması gibi ve sızıldığı zaman herhangi bir bakteri üretimine karşı o da onu orda abzore ediyor. O şekilde soğuk hava arabalarımıza yükleniyor ve soğuk zincir yine kırılmadan soğuk havalı araçlarla şehrin çeşitli yerlerine sevk ediliyor. Girmediğimiz nokta da yok, bütün şehir esnafı ve marketlerin birçoğunun hizmetini biz veriyoruz. Hedefimiz de tamamına ve ulusala açılmak.

Oral Et’i mamulde ne zaman göreceğiz?

En yakın zamanda diyelim. Yarın da görebilirsiniz. Okuyucularımıza buradan müjdesini vermiş olalım. Artık 30 yıl önceki o lezzeti sofralara taşıyacağız inşallah. İlk etapta kavurma ve sucuk olarak planlıyoruz. Tesisimiz tam bir entegre tesis olduğu için her türlü mamulleri yapabiliyoruz. Tüketicimizin bizi destekleyeceğine inanıyoruz. O desteği gördükten sonra da aşama aşama bütün ürünlerimizi piyasaya çıkaracağız

İstihdamınızın mevcudu nedir?

Şu an 47 personelimiz var. Nasip olur ve tüketiciye mamulü sunmaya başlarsak bu sayımız 70’e çıkacak. Tesisin açık olduğu 1987 ve 1992 yılları arasında tam kapasite çalıştığı zamanlarda 180 kişiyle çalışıyordu. Lojistik ve pazarlama hariç tabi. 14 bin metre kare kapalı alan, 1 beş yüz ton eti depolamak için 15 adet soğuk hava depomuz var. 2 yüz ton şarküteri soğuk hava depolarımız mevcut. Hedefimiz yine tekrar ediyorum ulusal anlamda Erzurum’u et ve et ürünlerinde temsil etmek.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*