Erzurum Haber - 01 Nisan 2020, Çarşamba

Tüketen ve tükenen Erzurum

19 Şubat 2020, 10:05

İyice bir bakın etrafınıza.

Evlere, sokaklara, caddelere, dükkânlara, tabelalara, insanlara ve nihayet Erzurum’a ve çehresine.

Göreceğiniz tek şey tüketen ve tükenen Erzurum.

Her gün aynı şeylerden şikâyet ediyoruz. Şikâyet ettiğimiz şeylerin de öyle ucunda köşesinde değil bizzat içerisindeyiz.

Yıllar geçiyor, insanlar geçiyor, yöneticiler geçiyor ama kalıcı olan yine Erzurum’un yoksulluğu ve yoksunluğu.

Şöyle bir tabelalara bakın insanımıza tüket demekten başka ne söylüyor?

Burada çay için, gelin bizde yemek yiyin, son indirimde son paranızı buraya yatırın tabi yatıracak paranız kalmışsa.

Üretin, üretelim, gelin şu işin elinden tutun, işte size iş imkânı, bugün şu fabrikayı, şu tesisi açıyoruz. Kahvehanelere saatlerinizi, günlerinizi bağlamayın.

Gelecekten korkmayın.

İşiniz yok, üstüne üstlük hayat şartları da ağır diye bu şehri terk etmeyin. Bu koca, kadim şehir sizin elinizden tutacaktır.

Henüz rastlamadık, bir müddet daha zor rastlarız.

Birbirinin kopyası alışveriş merkezleri (ki bu konuya sonra değineceğiz) istihdamı artırmak değil istihdam ortamını gittikçe yok ederken diğer taraftan da insanlara sadece tüketimin varlığını yüklemeye çalışıyor.

Avm’ler dışındaki esnaf ise bir dokun bin ah işit. İş imkânı yaratmak şöyle dursun elindeki çalışanı, işçisini bir bir elden çıkarıyor. Dükkânlarının yakıt, kira, vergi gibi temel giderlerini ödemek için bin dereden su getirip kendinden hatta hizmetinden misliyle ödün veriyor.

Belediyeler çalışanlarını işten çıkarıyor. Ellerinde kalanın da ya mesaisini vermiyor, ya mesaisini kesiyor ya da hak ettiği zammı yansıtmıyor.

Gençlerin oluşturduğu büyük bir kesim kahvehaneleri mesken etmiş durumda. Hiçbirinin geleceğe umudu kendisine güveni yok. Tek çareyi polislik, bekçilik, askerlik gibi alanlarda

aramaya çalışanlar da hem devletin elini kolunu bağlıyor hem de mesleğe başlamama durumunda özgüvenlerini sıfırlıyor.

Şehrin görüntüsü desen keza aynısı.

Evet, kış mevsiminin ağırlığı her şeyin üstüne çöküp imkânları kısıtlasa da farklı gördüğümüz, yaşadığımız hiçbir şey yok.

Temizlenmeyen buzlar, kaldırıma çekilen arabalar, araba yıkayan petrol istasyonlarının çamuru-kiri-buzu, ulu orta saçılan çöpler, gelmeyen minibüsler, pahalı ulaşım, akmayan sular.

Büyük bir köy olma yolunda hızla ilerleyen Erzurum’a el atmak şöyle dursun var olanı koruyamıyoruz.

Neyse ki köy odaları açılıyor, üç beş yere de boya yapılıyor da rahatımız yerinde.

Erzurum’a müdahil olamayan yöneticiler ya kendilerine ya da etraflarına acilen bakmalılar. Sözün çok olduğu icraatın bulunmadığı bu şehirde herkes artık gol bekliyor.

Erzurumspor masalı da artık derdimize çare değil, üstüne onu da kaybediyoruz!

Selam ve dua ile.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*