Erzurum Haber

Sevda Güneş’e konuştu…

Sevda Güneş’e konuştu…
426 Kez
09 Haziran 2014 - 14:21

RÖPORTAJ: SEVDA GÜNEŞ…
Ülkede Doğu Anadolu denildi mi akla geri kalmışlık, yoksulluk gibi olgular gelir. Ekonomik durumumuzu irdelemekten öteye geçtik ve bu hafta merkezi Erzurum’da bulunan Doğu Anadolu İhracatlar Birliği’ni gündemimize aldık. Hiç sanayisi olmayan illerin bağlı bulunduğu birlikte sahi neyin ihracatını yapıyoruz? Doğu gerçeğini bu kez Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Cemal Şengel ile masaya yatırdık.

Cemal Bey dilerseniz önce DAİB nedir, ne iş yapar bize bu kuruluşu anlatır mısınız?

Elbette, Doğu Anadolu İhracatçılar Birliğinin geçmişi çok eskilere dayanıyor. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarıyla 4 Mart 1937 yılında kurulmuş. O tarihte doğu ve cenup vilayetleri mıntıkası “Canlı Hayvan İhracatçıları Birliği Türk Anonim Şirketi” adı altında faaliyetine başlamış.
Kurulan bu ilk birlik, Doğu Anadolu İhracatçılar Birliğinin temeli olmakla birlikte, daha sonraki dönemlerde ülkemizde kurulan diğer ihracatçı birliklerinin de temelini oluşturmuştur. Fakat yıllar içinde süre gelen yanlış politikalar canlı hayvan sektörünü işlevde sona erdirmiş. 1993 yılında bu bölge için pozitif ayrımcılığa gidilmiş ve her alanda ihracat yapılabilir şartı getirilmiş. Bu inanılmaz bir avantaj olmuş. Bize üye olan her sektör gümrük zorunluluğu olmadan ihracatını isteği gümrükten yapabiliyor.

İhracat demek üreten değil pazarlayan demektir. Bunun doğusu güneyi yoktur.
DAİB bir sivil toplum kuruluşumudur peki?

Hayır, aslında tam olarak öyle diyemeyiz ama olması için çalışmalarımız sürüyor. Bu kuruluş bir başkan ve yönetim kurulundan ziyada genel sekreterliğe bağlı olarak oluşturulmuş. Buda bazı sıkıntıları beraberinde getirmiş. Ben ticarete inşaat sektörü ile başladım daha sonra Azerbaycan’da aydınlatma işine girdim. İlk ihracat bilgisini ve işlevi bu yolla öğrendim. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’ne başkan olduktan sonra tam anlamı ile bir STK olması için yoğun çalışmalar yaptık, sonuç bekliyoruz.

Kaç ilden ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

Birliğimize bağlı 17 il bulunuyor, bu illerde çeşitli üye firmalarımız ile doğunun tamamında faaliyet gösteriyoruz. Sadece Malatya bizimle değil. Çünkü onlar kendi ihracatlarını kendileri yürütüyorlar. Ancak aramıza yeni katılan bölgeler var Şırnak, Silopi ve Cizre gibi.

Doğu denince akla fakirlik geliyor, ama biz ihracattan bahsediyoruz. Genellikle doğu illerinde üretim değil tüketim var. Neyi ihracat ediyorlar?

Bu bakış açısı çok yanlış bir kere, öncelikle ihracat nedir onu açalım. İhracat bir ürünün yetiştiği ülkeden başka bir ülkeye satılmasına verilen addır. Yani şu değildir; üretimde aynı şehirde olacak ihracatta, böyle bir kural yok. İhracat pazarlama tekniğidir. Nerede üretildiğinin anlamı yoktur. Siz ne kadar birinci sınıf mal üretirseniz üretin eğer pazarınız yoksa o ürünü paraya çeviremiyorsanız o ürünün hiçbir kıymeti yoktur. Biz o ürüne pazar bulmak için varız, kuruluş amacımız budur. Ayrıca ihracat yapmak için illaki Cizre’de veya Kars’ta bir şey üretmeye lüzum yoktur. İyi bir ihracat firması Erzurum’dan kalkar ürünü Antalya’dan alır istediği gümrük kapısından isteği ülkeye ihraç eder. Ancak bu firmaların bizim kapsamımızdaki illerde şubesi olma zorunluluğu var. Yani fabrika Bartın’da ama şubesi burada var ise bizim kanalımız ile ihracatını gerçekleştirir.
Artık dünya çok küçüldü, dünya içinde Türkiye daha da küçüldü. İhracatın o denli şekil değiştirdiği her yeni gün bu yeniliklere bir yenisi daha ekleniyor. Mesela biz geldikten sonra haklarımızın ve işlevlerimizin çok geniş olduğunu öğrendik. Çeşitli organizasyonlarla bu gelişmeleri üyelerimize anlatıyoruz. Mallarının hangi ülkelerde para edeceğinin fikrini ve yollarını gösteriyoruz. Her mal her ülkeye ihraç edilmez, hangi ülkenin neye ihtiyacı var onu bilmek lazım. Eğer siz çiçeği Hollanda’ya satmaya kalkarsanız açık ara zarar edersiniz.

Sizin tam olarak işleviniz nedir?

Ülkemizin sürdürülebilir bir ihracat artışı yakalayabilmesini teminen, ihracat politikalarının belirlenmesinde önemli katkıları olan, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin bir alt kuruluşu ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na bağlı, mesleki kuruluş olarak çalışma yürüten bir biriliğiz. Yani biraz açarsak Türk ihracatını yapan firmalara bölgemizde yön göstermek, o firmanın ihracat geliştirmesini sağlamak, pazar oluşturmak asıl işimiz. Son yıllarda sadece ihracat yaptırmaktan ziyade üreticimizi dünya pazarına entegre etmek için çalışıyoruz. Çeşitli ülkelerdeki fuarlara katılmalarını, stant açmalarını sağlamak ve ülkeler arasındaki ticareti daha yakından görüp kendilerine alan oluşturmaları için çalışmalar yapıyoruz. Sadece komşu ülkelerimizle değil dünyanın daha başka ülkelerine gidiyoruz. Mesela Çin’e gittik. Şimdi diyeceksiniz ki doğu illeri Çin’e ne ihraç edecek. Evet, belki Çin ile ihracat yapacak alan olmayabilir ama ufkumuz açılır. Dünyanın en uzak ülkesi bu işleri yapıyorsa bizde yaparız güveni gelir diye bu çalışmaları yaptık. Diyelim ki siz bize üye bir firmasınız, bindiniz uçağa İtalya’ya gittiniz. Orda bir firma ile görüştünüz ve Türkiye’ye geldiniz. Elinizde sadece o ülkedeki firmaya ait bir kartvizit var. Biz birlik olarak sizin tüm masraflarınızı karşılıyoruz. Bunu şunun için anlatıyorum. Yeter ki gidin oraya, sizi umutlandıracak, ufkunuzu açacak mutlaka bir şey olacaktır. Yani bir tür teşvik bizimkisi.

Aracılığınız ile şuan kaç ülkeye ihracat yapılıyor?

50 ülkeye 3.2 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz. İran kendi iç politikası gereği 1800 kalem mala ambargo uyguluyor. Ancak bizim hedefimiz sadece komşu ülkelerimiz değil, dünya ülkeleri ile ticaret yapmak. 2023 hedefimiz 10 milyar dolarlık ihracat yapabilmek. Bunlar imkânsız değil yeter ki yeni pazarlama tekniklerine açık olalım. Sektörel projeler yapıyoruz mesela gıda sektörüne yönelik çalışmalar yaptık, 10 ayrı ülkeye gideceğiz. Süt ve Süt ürünlerine yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Artık Türk Cumhuriyetleri pazarına ciddi açılmamız lazım, sadece Nahcivan ile sınırlı kalmamalıyız. Bugün Irak bu konuda okyanus yarın Suriye düzelecek, orası da ciddi bir pazar olacak. Hedef Amerika’da olmalı. Türk Hava Yolları her gün ülkelere direk uçuş seferi yapıyor. Saat farkı ile inanı iki günde tüm işinizi tamamlayıp geri dönebilirsiniz. Dünya artık küçük sadece büyük düşünüp harekete geçmeliyiz, bize cesaret lazım.

17 il içinde doğu da yıldız diye belirlediğiniz bir il var mı?

Hayır, böyle bir ayrım yok. Ama iki büyükşehir var, biri Van diğeri Erzurum. Mesela Erzurum’a lojistik köy kuruluyor bu çok büyük bir avantaj. Biz lojistik köyün yanına gümrükleme ve antrepolama sistemi getirilmesini istiyoruz. Erzurum’un yeni çevre yoluna kurulacak olan lojistik köye gümrükte eklenirse bu inanılmaz bir avantaj olur. Düşünün hem hava hem de karayolu ile gelen mallar Erzurum üzerinden sevkiyata uygun hale gelir. Çünkü bizim sınırımızdaki ülkelere en uzak mesafemiz 350 km. Tırlar gümrükten malı alır akşam olmadan başka bir ülkeye sevkiyat yapılmış olur. Bunun kadar kolay bir sistem olabilir mi? Fakat bunun için hem siyasiler hem de yerel yöneticiler yoğun mesai harcamalılar. Eğer bu olursa sadece Erzurum değil doğu kalkınır ve ticaret merkezinin kalbi doğu olur. Yine Erzurum üzerinden gidersek yeni yapılacak olan sağlık kampüsü devreye girince şehir Ortadoğu’nun gözbebeği olacak. Bundan daha güzel bir gelişme olur mu. Sonuç itibari ile bizim gittiğimiz ülkelerden de bizim ülkemize, şehirlerimize gelen işadamları, kafileler var. Sadece bu açıdan bile bakın kazançtır özü itibariyle. Biz istiyoruz ki Erzurum kalkınsın, Van kalkınsın, Şırnak kalkınsın. Eğer bu illerden biri kalkınırsa diğer illerde bu durumdan olumlu etkilenir. Bunun için yerel idarecilerin elini çok çabuk tutması lazım. O tren kaçmadan yakalamamız lazım.

Sürekli yerel yönetimlere ve siyasilere çağrıda bulunuyorsunuz, beklentiniz yüksek.

Tabiî ki yüksek. Birçok kentte yeni yönetimler başa geldi. Şehirleri onlar inşa edecekler. Belediye demek o kentin her şeyi demek. Ekonomisi zayıf bir yerde hiçbir gelişme olmaz. Erzurum yeni gelişmekte olan bir il. Az önce lojistik köy başta olmak üzere hepsini konuştuk ama bunun birde siyasi ve idare ayağı var. Bugün Erzurum’un iki bakanı, tecrübeli bir belediye başkanı ve turizmden anlayan bir valisi var. İçişleri Bakanımız sıradan bir icracı bakan değil, güçlü bir isim. Tabi ki beklentimiz yüksek eğer elimizi çabuk tutmaz bu yapıyı pozitif hale dönüştürmezsek bu şansı kaçırmış olacağız diye düşünüyorum. Tüm çağrım sorumluluğum gereği bu yönde oluyor doğal olarak. Birde şu karamsarlığı ve negatif yapımızı üzerimizden atmamız lazım. Bir işe başlamadan o işten o şehirden bir şey olmaz fikrini artık tarihe gömmeliyiz. Deneyeceğiz bir kez değil belki üç kez, ne kaybederiz. Kaybedersek tecrübe, eğer kazanırsak kalkınma. Ve artık şu dünya da çok geçerli bir sistem artık büyük balık küçük balığı yutmuyor. Hızlı davranan küçüğü de büyüğü de yutuyor. Demek ki elimizi çabuk tutup hızlı davranacağız.

Demek ki geri kalmışlık bir kader değilmiş. Eğer bize tanınan hakları bilir ve yerinde kullanırsak imkânsızı başarabilirmişiz. Asla buradan bir şey olmaz dememek gerekirmiş, daha fazla çaba göstermek her işte olduğu gibi kalkınmada da esasmış. İşadamı Cemal Şengel’in anlattıkları inanıyorum ki mutlaka birileri için bir model olacaktır. Eğer Şırnak’tan, Cizre’den ihracat yapılabiliyor ise Ağrı’dan, Van’dan, Kars’tan ve Erzurum’dan niye yapılmasın. Daha bol kazançlı günlerde buluşmak dileği ile diyor Cemal Şengel’e bu söyleşi için teşekkür ediyorum.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.