Erzurum Haber

Palandöken’de antrenman yapıyor

Palandöken’de antrenman yapıyor
461 Kez
29 Temmuz 2013 - 14:34

O uzun yıllardan beri al bayraklı milli formamız ile uluslararası müsabakalarda ülkemizi temsil ediyor ve Türkiye’de yaşıyor. Etiyopyalı Elvan Abeylegesse, 2009 yılından beri kamp  için 2000 rakımlı Erzurum‘u tercih ediyor. Bu yıl da Palandöken’e gelen Elvan, en uzun hazırlık kampını bu sene yapacak ve tam 2 ay Erzurum’da kalacak. Açık tenli minik kızı ile kampa giren Elvan Abeylegesse ile Türkiye ve Erzurum üzerine konuştuk. ‘Türkiye benim vatanım. Erzurum ise başarımın sırrı’ diyen genç anne ile geçmişi ve gelecekteki planları üzerine keyifli bir sohbet yaptık. Elvan ile Palandöken’in o dinlendirici sessizliğinde biraya geldik. Hafif rüzgarın saçlarımızı okşadığı o güzelim dağ havasından bir süre şehri izledik hiç konuşmadan… Derin bir nefes aldık ve başladık sohbete.

Spora nasıl başladın Elvan, biraz anlatır mısın?

Ben Etiyopya’nın Addis Ababa şehrinde doğdum. Bizim oralarda kızlar mahallelerde futbol oynardı. Bende spora meraklıydım ve ilk olarak futbolla başladım spor yapmaya. Sonra okuldaki beden eğitimi öğretmenim tarafından keşfedildim ve atletizm ile tanıştım. İlk kez 1999 yılında Kuzey İrlanda’nın Başkenti Belfast’ta IAAF Dünya Kros Şampiyonası’nda küçük bir takımda kariyerime başladım ve yarışmayı 9’ncu bitirdim. Orada Türkiye’ye davet edildim. İstanbul’a geldiğimde yetkililerden övgü aldım. O an düşündüm, Etiyopya’daki federasyonumdan yeteri kadar destek alamamıştım. Spordaki hedefime Türkiye’de daha kısa sürede varabileceğimi anladım ve ENKA tarafından gelen teklifi hemen kabul ettim. İşadamı Önder Özbilen beni keşfetti ve Türkiye adına yarışmamı sağladı.

Türkiye’de ismin değişime uğramış, gerçek adın neydi ülkende?

Elvan adını Türkiye’ye yerleştikten sonra aldım. Türk vatandaşı olmam için bir evlilik yaptım. Mümin Can ile evlendim ve daha önce Hewan Abeye olan adımı Elvan Can olarak değiştirdim. Boşandıktan sonra da bu ismi değiştirmedim ve Elvan Abeylegesse olarak kaldı. İsmimi çok seviyorum.

Ülkemde, Türkiye adına yarışmalara katılmamdan dolayı çok tepkiler aldım. Zamanla  durumu kabullendiler. 

Türkiye adına yarışman ülkende nasıl karşılandı?

İlk yıllarda inanılmaz tepkiler aldım. Tabi ki hoş karşılanmadı. Aldığım her başarılı sonuç sonrasında kürsüye Türkiye adına çıkarak Türk Bayrağı’nı sallandırdım ve İstiklal Marşı’nı okuttum. Bu bir yönü, diğer bir yönü de kendi ülkemden rakiplerim oluyordu, onları geçip madalya kaybetmelerine neden oluyordum. Sonuçta spor bu, duygusallığı kaldırmıyor. Yani kolay olmadı bu durumu kabullenmeleri, ama şimdi artık kabullendiler.

Türkiye’ye ilk geldiğinizde seni şaşırtan ne olmuştu?

Bütün kadınları kapalı sanıyordum. O korku vardı içimde. Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğunu biliyordum ama kafamda Araplar gibiydi Türkler. Baktım Avrupa gibi, şaşırdım. Özgürlük var. Yemeklere de zamanla alıştım. Yiyemediğim zaman bana istediğim yemeği yapıyorlardı. Hep ENKA’da kaldım. Bayramlarda bile bütün antrenman arkadaşlarım evlerine gittiği halde, ENKA ailesi beni yalnız bırakmıyordu. Hiç sıkıntı yaşamadım. Yılbaşını da beraber geçiriyoruz. Bana kendi kızları gibi baktılar. Evden uzakta yaşayıp da başarı getirmek aslında kolay değildir. Ama ben bu hissi çok yaşamadım. Bazen ağladığım zamanlar oldu tabi. ‘Bırakayım, eve döneyim’ diye düşündüğümde. Büyüdüm,çabuk olgunlaştığımı düşünüyorum. Bazen Etiyopya’daki bayramlarda, aileme telefon açıp iyi bayramlar dilerdim. Onların yanında değildim. O çok üzüyordu beni. Addis Ababa’ya iki sene önce direkt uçuş başladı. THY beni çok mutlu etti. Altı saatte oradayım. Eskiden Mısır aktarmalıydı, uzun sürüyordu. Şimdi ülkeme, memleketime rahat rahat gidip, gelebiliyorum.

Bu arada çok iyi Türkçe konuşuyorsun?

İlk yıllarda çok zorladım, dil büyük sorundu. Yemek, içmek büyük problemdi, alışmam çok zaman aldı. Artık Türkler gibi yaşayıp, onlar gibi düşünebiliyorum. Türkçeyi de severek öğrendim. Konuşmayı da seviyorum.

Türkiye benim ikinci vatanım. Erzurum beni başarıya götüren uğurlu şehir.

Erzurum’da sürekli kamp yapıyorsun. Erzurum’un sana uğurlu gelmesi gibi bir durum olamaz her halde. Nedir Erzurum’u farklı kılan?

(Gülümsüyor) Tam anlamıyla öyle diyemeyiz elbette. Ama 2009 yılından beri Erzurum’da kamp yapıyorum, çünkü Erzurum’un havası ve rakımı benim için bulunmaz bir antrenman alanı oluşturuyor. Her yıl en az bir ay Palandöken’de kalırım ve çift antrenman yaparım. Burada güçlendiğim için yarışlarda hiç zorlanmıyorum. Çünkü dağda koşuyorum. Yani bu anlamda Erzurum bana uğurlu geliyor diyebilirim.

Evlendin ve bir kızın oldu. Bu yıl onu da getirdin Erzurum’a.

Eşimle hayatımız hep birlikte geçti. Anaokulundan bu yana beraberiz diyebilirim. Oda benimle Türkiye’ye geldi ve mühendis olarak çalışıyor. Biz birbirimizi hep sevdik ve bir kızımız oldu. Ama onun rengi çok açık. Senden biraz daha esmer.Şuan iki yaşında, nereye gitsem onu da yanımda götürüyorum ama kendi başına basından uzak büyüsün istiyorum.

Hamilelik döneminde bir süre spordan ayrı kaldın, zor oldu mu?

Aslında zor olmadı. Çünkü her sporcu zorlu geçen spor yıllarının ardından kısa sürelide olsa dinlenmeli. Ben bu dinlenme arasında hamile kaldım. Doğumdan kısa bir süre sonrada spora geri döndüm. Ama annelik inanılmaz bir duygu, şimdi onun için koşuyorum.

Kaç çocuk istiyorsun?

Ben annemi geçmek istiyorum.

Annenin kaç çocuğu var?

Yedi kardeşiz biz. Bende 8 çocuk doğurmak isterim ama imkansız bir durum. Hem spor hem o kadar çocuk birarda olmaz. Bu yüzden belki iki, bilemedin üç çocuk yapacağım. Burada Türk kültüründe büyüyorlar. Ama tatillerde ülkeme götürüyorum. Oralardan da uzak kalmasın diye. Bazı zamanlarda annemler geliyor torunlarını görmeye. Ben Türkiye’ye çok şey borçluyum. Çok çalışmalıyım ve yaptığım sporun hakkını vermeliyim, böyle düşünüyorum.

Ne kadar daha Erzurum’da kalacaksın?

İki ay kalacağım Erzurum’da. Bu kez çok heyecanlıyım. İlk defa koşacağım maraton ve yarı maratonda güzel bir derece getirip eski Elvan’a dönmek istiyorum. Dünya şampiyonasına yetişemiyorum ama kulüp yarışları için çok iyi bir antrenman programı hazırladık. Bütün kamplarımda burayı tercih ediyorum. Burası serin ve rakımı çok uygun. Ekim ayında katılacağım yarı maraton ve maraton hazırlıklarını da burada yapacağım. Bugüne kadar pist yarışlarına katıldım ve bundan sonra farklı bir yarışa daha hazırlanıyorum. Umarım her şey güzel olur.”

Bir sakatlık yaşadın değil mi?

Evet, geçen yıl yine aynı sezonda sakatlandım ve bu senede yine aynı şekilde sakatlandım. Tedavi için Moskova’ya gittiğimde doktorlar, bundan sonra çivili ayakkabı giyemeyeceğimi söyledi. Bundan sonra pist yarışları değil, yol yarışları koşacağım. Çivili giyince sakatlanmalar devam ediyor ve daha kötü oluyor. Bu yıl yarışlar için hazırlıklarımız çok iyi geçmişti, ancak çivili giyince sakatlık tekrarladı. Bundan sonra yarışacağım yarı maraton ve maratonda Türkiye’yi en iyi şekilde başarıyla temsil edeceğim, özlenen ve istenen o başarıları yakalayacağım.

Her sorumu gayet iyi anlayan ve hiç durup düşünmeden cevaplayan Elvan’ın gözlerindeki spor aşkına yakından tanıklık ettim. Türkçe kelimeleri anlamını bozmadan ama hafif kırık şekilde kullanan Elvan, o kadifemsi siyahi rengi ile insana başka mesajlar veriyor. Nerede yaşarsan yaşa tenin, dilin, ırkın ne olursa olsun, önce insansın. Aynı gökyüzünün altında ‘Afrika nere, Türkiye nere’ desende, bir insan isterse hiçbir şey imkansız değildir. Tüm adımlarını başka bir ülkenin kazanması için atan ve o ülkenin bayrağını dalgalandıran Etiyopyalı Elvan, daha ne kadar Türkiye forması ile yarışır bilemeyiz. Ama Elvan Türk atletizmine olimpiyatlardaki ilk gümüş madalya kazandıran kişi olarak tarihimizdeki yerini aldı. Teşekkür sana Elvan…

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.