Erzurum Haber

OBEZİTE VE SİYASET

OBEZİTE VE SİYASET
1.231 Kez
05 Mayıs 2015 - 11:45

Obezite, insan vücudunda yağ hücrelerinde depolanan doğal enerji rezervlerinin ciddî risk oluşturacak düzeyde artması ve sonuçta ölüm oranlarının kaçınılmaz olarak yükselmesi ile karakterize bir sağlık sorunu yani hastalıktır. Yapılan çalışmalar şişmanlık oluşumunda kalıtım veya genetik faktörlerin % 25-40 oranında rol oynadığını göstermiştir. Şişman kişilerin çocuklarında şişman olmayanlara göre şişmanlık görülmesi 2-3 kat fazladır. Anne ve babanın her ikisinin şişman olması durumunda çocukların %80’nde erişkin yaşta şişmanlık gelişir.
Diyeceksiniz ki bu tıbbi bilgiye ne ihtiyaç var böyle bir hastalığın toplumsal bir hastalık olan siyaset ile ne ilgisi var ? Evet aynen ifade ettiğim gibi siyaset de bir hastalıktır hem de obezite ile benzer özellikler taşıyan…
Şimdi bakalım, sözlükte siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir. Osmanlı’da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün “ceza” ve özellikle “ölüm cezası” anlamında kullanıldığı görülmüştür. Obezite de bilinçsizce beslenme bozuklukları, genetik yapılar, ebeveyn faktörü gibi nedenlerle kontrolsüz şişmanlık ve sonucunda vücudun kontrol ve savunma mekanizmasının iflası ile ölüme kadar varabiliyor. Yani sonuçları itibariyle önemli bir benzerlik taşıyorlar. Bunu daha derinlemesine aşağıda açıklayacağım için, siz okuyucumuza bu konuyu hatırda tutmaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum.
Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Geçmişte dar anlamda devlet ve iktidar kavramları üzerine araştırmalar yapmaktayken günümüzde, siyasal kararların tahlili, sosyal grupların karar ve etki ilişkilerindeki rolü, siyasal katılma, sosyal yapı ve iktidar ilişkisi, siyasal değişme ve gelişme gibi çalışma konularını da incelemektedir.
İşte tam da değişen bu çalışma alanının, giderek obezleşen bir şişmanlığa dönüştüğüne tanık olmaktayız. Nasıl mı? Yukarıda ifade ettiğim vücuttaki yağ hücrelerinde depolanan doğal enerji rezervlerini, siyaset bünyesinde depolanan beşeri kaynakları gibi varsayarsak, beşeri kaynakların yani, insanın siyasi bünye içerisinde ciddi oranda artışlarının aşırı şişmanlığa, yani vücudun ihtiyacının dışında depolanan doğal enerji rezervine yol açabildiğini görebiliyoruz.
Şöyle ki artan yağ dokularının belli bir orandan fazlasının sadece şişmanlığa bağlı olarak damar tıkanıklığına, kalp çarpıntısına vücudun organlarının çalışma kapasitesinin düşmesine yol açtığı gibi, depolanan doğal enerji rezervi olan insan potansiyelinin sağlıksız şekilde artmasının da, bir noktadan sonra siyaset bünyesinde başlangıçtaki fonksiyonlarını yitirmesine neden olabildiğini görebiliyoruz.
Obezleşen bünye, tıkanan damarlar, beyne yeterince ulaşamayan mesajlar, yağ dokularının (fazla oluşlarını bildiklerinden olsa gerek) yarışır vaziyette yer arayışı, kan ve hücrelerin fonksiyonlarını yitirmesi şeklinde kendini gösterebilmektedir. Toplumun çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması amacıyla doğan siyasi bünye toplumun ihtiyaçlarını anlayamaz, verdiği alarmı duymaz hale gelebilmektedir. Buna, ebeveyn unsuru yani genetik fonksiyonları, sonraki nesillerde obeziteye yakalanma riskinin yüzdesinin yüksek olmasını da hesaba katarsak; sağlıksız bir siyaset bünyesinde yetişen yeni nesilleri de daha büyük tehlikelerin beklediğini söylemek hiç de abartı sayılmaz.
Tedavi edilmediğinde hayati fonksiyonların durması noktasına kadar giden bu süreçte; rasyonel, akılcı mantıkla yaşamını sürdürebilen her bünyenin destek alması tedaviye gitmesi malumunuzdur. Peki siyaset denen bu bünye böyle bir obezite sorunuyla karşılaştığında nasıl fit kalabilecektir? İşte asıl mesele geldiğimiz noktada yani obez olan siyasi bünyede sağlıklı bir politik yapının sürmesi nasıl mümkün olabilecektir?
Elbette diyet yapması yani diyet ödemesi gerekmektedir…
Her türlü kaynaktan beslenme ile değil doğru kaynaktan bünyenin ihtiyacı olan kaynaktan beslenmesi yani profesyonelce hazırlanmış beslenme programı uygulaması gerekmektedir, bu sayede yağ yakımını hızlandırarak bünyenin (siyasetin) ihtiyacı olan doğal enerji rezervlerinin yani beşeri kaynağın siyaset bünyesinde risk oluşturmasının önü alınmış olacaktır. Velhasıl, doygunluk hissi uyandırmakla işe başlanmalıdır.
Peygamberimizin S.A.V in de buyurduğu gibi doymadan kalkılmalı bu yemekten… Yani siyaset arenasında sağlıklı bir siyasi bünye olarak devam edilmek isteniyorsa, aşırı şişmanlatıcı gereğinden fazla kaynak insan alınmayacak. Alınmışsa şayet, bünyeye zarar veren hiçbir katkısı olmayan görevi sadece bünye içerisinde yer doldurmaktan ibaret olan yağ dokuları yakılacak.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise şudur, aşırı şişmanlama sonucu tüm doktorların ortak tavsiyesi yavaş yavaş kilo vermektir yani siyaset bünyesinde de bu yağ dokularının yakılması son derece dikkatli ve titiz bir çalışma ile olmalıdır aksi halde bünyenin verdiği fazlalık başka bir fazlalıkla kısa sürede geri kazanılacak ve ne yazık ki siyasi bünyenin denge ve kontrol mekanizmasını çok daha kısa sürede iflasa sürükleyecektir.
İşte maharet burada… Lider ve ekibinin vizyonuyla şekillenecek siyasi bünyenin kendini yenilemesi anlamına gelen bu tedavi sürecinde, irade ve kararlı tutum önem kazanıyor.
Ne yazık ki Türkiye’nin içinde bulunduğu siyaset bu perspektiften bakıldığında obezleşmiş durumdadır. Önce bu obezitenin varlığının kabul edilmesiyle işe başlamak zorundayız. Gelecek nesillerden ümitliysek; onlara sağlıklı bir siyasi bünye bırakmak zorundayız. Siyasetin genetik sonuçlarının olduğunu da unutmadan dikkatli ve özenli yenileşmiş siyasi bünyeyi yeni nesillere bırakmak zorundayız aksi halde dilimiz söylemeye varmasa da başta tanımda da söylediğimiz gibi belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyeti olan siyaset, çatışmayı hızlandırarak önce siyasi bünyenin iflasına ardından da toplumun iflasına sürükleyebilecektir.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.