Erzurum Haber

Medeniyet Şarkıları 2

Medeniyet Şarkıları 2
324 Kez
08 Nisan 2013 - 12:45

“Korkuyorum” dediğini duyar gibiyim. “Çünkü aşmam gereken birçok badire, cevap vermem gereken birçok soru, çözüme muhtaç bulmacalar var kafamda. İmsak kuşu! Kendimi yalnız hissediyorum, yalnız mıyım?” diye soruyor gözlerin, soruşunu duyar gibiyim. Bekle az biraz sana cevapları bir bir vereyim… Çıkarma aklından şu sözü, yalnız değilsin.Kaldı ki olamazsın. Seni ve tüm mekânı yaratandan uzaklaşıp kendinden kaçsan onsuz bir mekân bulamazsın ve sen istesen bile kendinden de bir yerlere kaçamazsın. Çevrenle, çevrendeki birçok kişi ve canlı ile ilişkilerin var hangi diyara kaçacaksın. Kusurlu bağımlılıklara sahipsin öte yandan. Kusurlu düğümler atıyorsun. Eşya ile duygusal bağlar kurduğunu hâl lisanıyla söylüyorsun kendinden bir kusur itiraf ederek. Kırılan bir vazo ne çok üzmüştü seni hatırla. Eskiyince çöpe attığın bir diş fırçası bile kendi mazisiyle çöpe gidiyormuş gibi hüzünlendirmişti hatırla. O vakit; eşya ile bu kadar bağ kurabilen sen, çevrendeki canlılar ve insanlar ile ne büyük bir ağın parçası haline geliyorsun anlayabiliyor musun? Kurtarılmayı bekleyen gönül güvercinin, şu vehim âleminde vahim sonuçlar doğuran bir pusuya düşmüş çırpınıyor, çırpındıkça daha beter yaralanıyorsun?

Heyhât körsün… Sen yaşam boyu mutluluk istiyorsun. Hayat sana mutluluk sözleşmesi yapılarak ikram edilmediği halde istiyorsun ısrarla. İsteyeceksin elbette, yalvaracaksın. Ama isterken de bileceksin ömür, kimi zaman büyük sevinçlerin kimi zaman büyük acıların bahçesidir. Ömür; sabrın ve tahammülün yaşandığı, insanlara yük olabileceğin veya bir başkasının yükünü alabileceğin bir serüven de olabilir. Ömür yazılır… Silinir tekrar başka yazılır…  Her an yeniden yazılır… Mutlu olmayı isterken bunu da bileceksin. Sen neyin telaşındasın, cevabın var mı?

Kulak verince bazen keyif alacağın bazen üzülebileceğin bir tını gibidir ömür. Bazen sakit bir göl bazen coşkuyla akan nehir gibidir. Göl ve nehirde damla damla su gibidir. Damla damla kader, damla damla nur gibidir. Işıldayan gül gibidir. Unutursan Allah’ı, ömür yanıp toprağa düşen kül gibidir. Küflenip bozulmasın cemalin, sahibini bil mutlaka, sahipsiz kalan bülbül gibidir. Ömür her bahar yeşeren cem gibidir. Cemre cemre inen Rahmetin tecellisi, vaktin serencamı cennet gibidir. Toprağın hakikati örtmesi gibi, küfürden bir ömrün sonu; cehennem gibidir. Ömür, ilahi rahmet için ter ter aktığımız, bir sevda koşusu, tik tak bir imtihan gibidir. Ben sana ömrü anlatıyorum böyle soluk soluğa, sen ise kafanda başka sualler oluşturup, bakışlarımdan kaçıyorsun, kaçırıyorsun gözlerini.

Bana engellerden bahsediyorsun… Engel olanlardan… Eksiklerinden ve tamamlayamadıklarından… Başarısızlıklar, dalga geçenlerden… Dalgınlıklar, bitmek bilmeyen isteklerinden… Utanıp isteyemediklerin oluyorsa da başarmayı hiç çekinmeden isteyebiliyor oluşundan bahsediyorsun. Başarılı olmak senin için değişmez bir arzu olduğu kadar sevilmeyi istemek de o ölçüde değişmez bir temenni oluvermiş. Zorluklar ve zorlaştıranlar arasında yoruluyorsun. Bedenin hırpalanıyor, ruhun eriyor ve sen bir başına ümitsizlik yağmurunda kalıp, o yağmurla bir suya karışıyorsun. Su bir cehenneme akıyor ve sen bu cehennemde hücre hücre yanıyor, kaynıyorsun. Bu yangın yeri meskeninde sen hangi pencereden bakarsan bak sana göre “ömür dediğin bir keşmekeş değil de nedir?” İnançsız kalınca cemre düşmez yüreğine. Yüreğine cemre düşmeyen bir adama bahardan bahsetmek zor değil de nedir? Seni izlerken, Allah ile irtibatını kesmiş garip bir yolcunun çölde kuruyan bedenini, çatlak çatlak çorak dudaklarının yalvarışını görüyorum. Sen konuşurken, kelimelerin ardında koca bir vaveyla var. Çığlık çığlığasın… Allah’a inananlar ve inanmayanlar arasında gidip gelen ilgi çekici bir tartışmanın tam ortasındayız sen ve ben. Ben “Allah var, ondan iste, ne isteyeceksen” diyorum. Sen, “ben bu işi nasıl çözeceğim” diyor, çırpınıyorsun acınası bir halde. Ömründe afiyet ve sıhhat arayan her kul, Allah’ın kaderine razı gelirken, bütün yaşamı boyunca mutluluğun peşine düşen, kendine tapmış biri, hiçbir lezzete razı gelmez. Lezzet ona gelir ama o lezzete hiçbir zaman varamaz, bilirsin.

Sen ve ben, işte bu ayrım noktasında karşılaşmış, bu yol ayrımında makbul olan hangisi kavgasını veriyoruz.

 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.