Erzurum Haber

Medeniyet Şarkıları 1

Medeniyet Şarkıları 1
372 Kez
01 Nisan 2013 - 14:49

Üşüyorum… Her gece sokaklara düşüyorum… Onlar hayaller kuruyor, ben anlaşılmaz sözler kuruyorum ve toprağımdan kaçıp bir bulutta kalıyorum. Tenim ıslanınca bir rahmetin altında, dua dua toprağımın bağrına düşüyorum. Bereket avuçlarımda saklı, konunca her zerremle ıslanıyor sokaklar ve ihtiyar taşlar. Bir şehrin yüreğine tane tane iniyorum, şehir ıslanıyor ve ben gökyüzüne serilip sukunetle kuruyorum.  

Oysa sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola. Her gözün ufku, ardındaki ruhu kadar büyüktür. Her sözün tesiri, taşıdığı yük kadar yüktür. Her yağmurun rahmeti, toprağının mevsimine yazılı. Her Ferhat’ın yolu kadar Şirinlerin dağı vardır. Kuyuları Allah Yusuflar için yarattı. Yusuf olmanın hikmetini Yakupların gözlerinde arattı. Bir fidanın kaderi, hem yağmurda hem toprakta. Uçuşma kardeşim, dur. Senin kaderin bu toprakta.

Sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola… İçinden ruhunu çaldıkları sokakları gör. Kalbi durmuş bir mahallenin karşısına geç ve selam ver, kalbi bir daha atsın, cana gelsin. Gözleri sönmüş bir mahalle bakkalının gözleri ol, vitrinine kendini koy. Bekle, gözleri görsün, terk edenler dönsün sana gelsin.  Sonra kılığından utanmayan bir afet göreceksin.  Savunmasız bir meftanın etrafını saran yırtıcılar da seni görecek. Dönme sırtını, sen bu yangında kalana selam ver, onun da kalbi bir daha atsın, yangın yeri sönsün sana gelsin.

Sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola. Yangından arta kalan taş evlerin, duvarlarına bir bak. Dedenin nasihatleri yazılı her taşın üzerine ince ince işlenmiş, üzerini siyahından kül kaplamış. Taşların sana anlatacakları olacak kardeşim, dinlemesini bilirsen ve taşların sana soracakları olacak mecalin kalır da cevap verebilirsen. Yürekleri fersiz bir neslin dans edip çağın şaraplarıyla uçustuğu cafcaflı mahallelerden ise uzak dur. Sen “metruk mahallenin” çocuğusun. Metruk mahallenin sakinleri seni çağırıyor duymasını bilirse kulakların, işiteceksin sana seslenişlerini.

Sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola. Şehirler kur ruhu toprağına kök salan. Şehirler yık sahte kahramanların tasarladığı, karartıları süsleyerek avuntu günahlarla yücelmiş olan. Şehirlerine alemleri davet et efendisinin çağrısıyla. Şehirlerinde göklere merdiven dikme. Musa’nın duası ol denizleri yar, İbrahim’in duası ol ateşlerde yak günahları ama sen şehir ol yanma. Şehirler sil sokaklarının adı sayısal olan. Şehirleri yeniden çetvellerle değil gönülden gönüle köprülerle çiz.

Sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola. Bir kent göreceksin, cenaze töreninde kendi kendini gömen.  Bir kentli göreceksin, yerin üstünde bir bulutun içinde uyuşuk, Rahmetin yağmuru değil ölü toprağı başından aşağı yağan. Rahmetin yağdığı canlar göreceksin, yerin altında bir rüyanın içinde dipdiri, toprağı yarıp doğacağı günü bekleyen. Karıncayı göreceksin ağzında suyu götüren ve nereye gittiğini bilen. Eflatun bir çiçeği koklarken kelebeğin kanatlarındaki aşkı göreceksin. Şarkıları duyacaksın doğarken kulaklarına okunan ezanlar diye.Doğum öncesi beklerken, toprağın sabır taşıyla efsunlanışını göreceksin.

Sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola. Sen Salih ol, bir Cenda’yı yollar elbet Allah karşına. Katibe kayasından yazın serin kışın sıcak sütü olan kırmızı tüylü, doğurmak üzere bir deve çıkarsa da Allah, etrafında bir Cenda kalır putlarını yıkan ve sana dostluk etmek için. Sen Salih ol kardeşim, Allah sana Cenda’yı yollar elbet.

Sen, kardeşim; bu gece ışıklarını söndür dikkatini dağıtmasınlar, çık dışarı, sokaklara düş tutkularının sırça köşkünden aşağı. Saçları örülü bir sevgilinin peşine çık yola. Kardeşim artık uçuşma boş yere, düş yola… Ve yol sana yolculuk, yolculuk sana hayr ola…

Oysa ben, kardeşim;  Dua dua gökyüzüne çıkıyorum toprağımın koynundan. İhtiyar bir taş’ın ettiği dualar bulutları çiziyor. Ve ben bir dua oluyorum bulutlara konuyorum. Rahmet serinletiyor bulutları, ıslanınca tenim üşüyorum, bereketi avuçlayarak zerre zerre sokaklara düşüyorum. Şehir bu yağmurla ıslanıyor, ben sukunetle serildiğim yerde kuruyorum…

 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.