Erzurum Haber - 20 Ekim 2018, Cumartesi

Kültür, siyasi ve ekonomi tarihine ışık tutulacak

5 Mart 2014, 11:40
Kültür, siyasi ve ekonomi tarihine ışık tutulacak

Onur SAĞSÖZ / PUSULA

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez ile Coğrafya Bölümü Öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Cemal Sevindi, ‘Erzurum Yaylalarının Tarihi Coğrafyası’ adlı çalışmalarıyla Ortaçağ’da Erzurum’da yaşayan Türkleri mercek altına aldı. Bin yıl öncesine ışık tutacak çalışmada Erzurum’daki 50 yaylada haritalandırma yapıldı. Türkiye’de bu kapsamda ‘bir ilk’ olma özelliğini taşıyan araştırma 2015 yılında tamamlanacak.

Erzurum’da bir yayla düşünün… Türkler buraya ne zaman geldi, niye burayı seçtiler. Türkler burada ne kazandı, yaşamlarının bir kısmını niye yaylada geçirdiler, neden başka yerlere gitmediler? İşte tüm bu soruların cevabı ‘Erzurum Yaylalarının Tarihi Coğrafyası’ adlı proje tamamlandığında ortaya çıkacak.

Bir yıl önce çalışmalara başlayan Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez ile Coğrafya Bölümü Öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Cemal Sevindi 2015 yılının sonbaharında bitirmeyi hedefledikleri araştırmaları için önemli bir yol kat etti.

Mercek altına aldıkları Erzurum’daki 50 yaylanın yol ve akarsu yataklarıyla önemli noktalarını haritalandıran Eğilmez ve Sevindi, Türklerin eski dönemden itibaren sahip oldukları kültür ve yaşam biçimiyle, Anadolu’ya taşıdıkları yaşam tarzını karşılaştırıyor ve aradaki farkı ortaya koymaya çalışıyorlar.

Kültür, siyasi ve ekonomi tarihine ışık tutulacak

Türkiye’de bu kapsamda bir ilk olan çalışmada en büyük amaçlarının Erzurum’un siyasi ve kültür tarihine katkı sağlamak olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, kaynaklara geçmeyen bilgileri gün yüzüne çıkarmak istediklerini vurguladı.

Bin yıl öncesini kapsayan araştırmada yaylaların bir şehir ya da bir bölge için önemini tarihi verileriyle ortaya çıkarmak istediklerini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, ‘Yaylalar’ ana başlığının altında çok ciddi bir kültür ve siyasi tarihi araştırdıklarını ve ekonomik açıdan bu bölge insanının değerlerini ölçmeye çalıştıklarını dile getirdi.

“Erzurum’a sahip olmak Anadolu’ya sahip olmaktır”

Proje hakkında bilgiler veren ve “Anadolu’yu istiyorsanız, Erzurum’u almalısınız” diyen Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, medeniyetlere beşiklik etmiş binlerce yıllık kent ile ilgili şunları söyledi:  Hakimiyet açısından Anadolu’ya sahip olmak istiyorsanız, Doğu Anadolu Bölgesi’ne mutlaka sahip olmanız lazım. Doğu Anadolu Bölgesi’nde de hakimiyet sağlamanız için Erzurum’da tam bir hakimiyet kurmanız şart. Erzurum’a hakim değilseniz, ne Doğu’ya, ne Kafkasya’ya, hatta Mezopotamya’ya hakim olamazsınız. Bu nedenle eski tarihte burada çok ciddi çatışmalar olmuştur. Bizans İmparatorluğu döneminde temelleri atılan bugünkü kent merkezinde bir şehir oluşturuluyor, önce garnizon kuruluyor. Bölgenin stratejik ve avantajlarını gören insanlar buranın nüfusunu artırıyorlar. Erzurum hiçbir zaman tarihi sürecin dışında kalmıyor. Anadolu’ya giren ilk toplulukların ilk hedefi hep Erzurum olmuştur.”

“En küçük aktör bile Erzurum’a göz dikiyor”

“Türkler bölgeye gelene kadar Anadolu’ya hakim olan bir devlette yoktur. Biz her zaman şu örneği veriyoruz; Anadolu birçok toplumla nişanlanmıştır ama Türklerle nikâhlanmıştır. Bölgede en küçük aktör dahi Erzurum’a göz dikmiştir. Türkler hakkında batılı tarihçiler uzun yıllar hiç iyi bir şey yazılmamıştır. Hatta Arap ve Fars kökenli tarihçiler bile kötülenmiş, barbar olarak gösterilmiştir. Bugün bile önemli bölgelerde Türk imajı iyi değildir. Türkler göçebe bir toplum değillerdi. Yarı göçebe bir hayat vardı. Yaylakışlak, Bozkır kültürü kavramı böyle çıktı ortaya. Ama bunu rastgele yapmıyorlar. Türk boylarının yazın gideceği, kışın gideceği yerler bellidir. Bu sistem Türklere teşkilatçılığı da öğretmiştir. Düşünün ki binlerce aile, hayvan bir yerden bir yere göç ediyor ve bir yaylayı birlikte paylaşıyorsunuz. İşte tüm bunlar kolay devlet kurmanın önünü açıyor”

“Yaylacılık Ortaasya’dan geldi”

Türk toplumunun Anadolu’ya kültürüyle birlikte geldiğini ve burada da o dönemde yaşayan insanlardan etkilendiklerini dile getiren Eğilmez, “Çünkü Türkler etkilemeyi ve etkilenmeyi seven bir toplumdur. Yaylacılık faaliyeti de Türklerin Ortaasya’dan getirdikleri bir uygulamadır. Türkler gelmeden önce bu topraklarda yaşayan insanlar yerleşik hayata mensuplardı. Gerçek anlamda Türkler yaylacılığı bölgeye getirmiş, geçim kaynaklarını adapte etmeye çalışmışlardır.  Biz araştırmalarımızda gördük ki bugün mevcut yaylalarımızın hepsi kullanılmış. 11’inci yüzyılda gelen Türkler Palandöken’deki yaylaları bile kullanmışlar. Hangi yaylaya gittiysek, bu yaylalardaki yerleşim tarihi, yollarıyla birlikte çok eski dönemine dayanıyor. Projede yaylaları, yollarıyla yanlarından geçen sularıyla her birini inceliyoruz. Zaten Türkler hep suya yakın ve korunaklı noktaları tercih etmişler.”

“Onlarla aynı şeyi düşünmüşüz”

“Projeyi yürütürken, geçen bin yıl içindeki coğrafi değişikleri hesaba katıyoruz ki izleri mutlak surette devam ediyor. Eski yollarda çok yakınında bunu görebiliyorsunuz. Zaten yeni yolları da eski yolların paralelinde inşa etmişler. Su kaynağı ya da akarsuyu tespit edebiliyorsunuz. Şunu da gördük ki bölgeye getirilen yenilikler hep eskilerin paralelinde devam etmiş. O dönemlerde yaşayan insanlar neyi düşünmüşse bizde hemen hemen aynı şeyleri düşünmüşüz. Ayrıca kazı çalışması için de bir harita çıkarıyoruz. Çünkü bölgenin birçok yeri bu anlamda çok bakir.

Havadaki gözleri; ATA1

Proje kapsamında radyo kontrollü, uzaktan kumanda edilebilen bir model helikopter aldıklarını da anlatan Eğilmez, gerçek zamanlı video ve fotoğraf çekimleri yapabilen ATA1’in yerden 300 metre yükseğe çıkabildiğini dile getirdi. 2015 yılının sonbaharında tamamlanacak olan projenin bittiğinde kitap haline getirileceğini ve farklı bir bakış açısıyla Erzurum’a çok önemli bir eser kazandıracaklarını kaydeden Eğilmez, en büyük destekçileri olan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak’a da teşekkür etti.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*