Erzurum Haber

Kendini haklı çıkardı

Kendini haklı çıkardı
455 Kez
08 Ocak 2014 - 15:07

Mihriban Yeşim KÖSEOĞLU / ERZURUM

Erzurum Vali Yardımcılığı görevine başladıktan sonra ayağa kalkmayan bürokratları fırçaladıktan sonra katıldığı bir programda istiklal Marşı okutmadığı ileri sürülen Ertuğrul Egemen, Pusula’ya konuştu. Kendisini tanımayan bürokratlara yönelik tepkisine “Yeni atandığım için ve ilk defa yönettiğim, sadece müdür beylerin katılacağı söylenen o toplantıda makamın izzetini korumak maksadıyla uyarı yapmam gerekiyordu” açıklamasını yapan Egemen, İstiklal Marşı okutmamasıyla ilgili iddiaya ise, “Yapılan her programda marşımızın sıklıkla okunması sanılanın aksine ona değer katmaz, insanlara ülfet verir ve onu alelade marşlar derecesine düşürür düşüncesiyle hareket ettim” cevabını verdi.

Şırnak Vali Yardımcılığı görevi sırasında 2013 yılında İngiltere Portsmonth Üniversitesinde “Terörist Gruplarla Müzakere” konusu üzerine yüksek lisans yapan Ertuğrul Egemen, yaklaşık 3 ay önce Erzurum Vali Yardımcılığı görevine tayin edildi. Erzurum’daki görevine başlayan Egemen, ilk olarak Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından düzenlenen İl Tütün Kontrol Kurulu’nda yaptığı çıkışla gündeme geldi. Salona girdiği vakit ayağa kalkmayan bürokratlara “Buraya bir Vali giriyor. Sizin ayağa kalkmanız gerekiyordu. Beni tanımadığınıza veriyorum. Bir daha olmasın” diye uyarısı yapan Egemen, daha sonra İŞKUR’un düzenlediği toplantıda İstiklal Marşı okutmadığı gerekçesiyle şimşekleri üzerine çekmişti. Erzurum’daki görev süresi daha yeni olmasına rağmen yaptıklarıyla eleştiri odağı olan Vali Yardımcısı Ertuğrul Egemen, Pusula’ya konuştu.

Pusula Muhabiri Mihriban Yeşim Köseoğlu’nun sorularına cevap veren Egemen, bürokratlara fırçayı “Makamın izzetini korumak maksadıyla uyarı yapmam gerekiyordu” diye açıklarken, İstiklal Marşı’nı okutmaması konusunda ise “İstiklal Marşı’nın değerini korumak istedim” yorumunda bulundu. Egemen’in konuyla ilgili sorulara verdiği cevaplar şöyle:

Hakkınızda basında İstiklal Marşı’nın okunmasını engellediğinize ilişkin çıkan haberler konusunda neler söylemek istersiniz?

O gün için, saat 14:00’ da İŞKUR, KOSGEB ortaklığında gerçekleştirilen sertifika törenine İŞKUR il müdürü tarafından şifahen davet edildim. Kendilerine 14:30’ da bölgesel iş fuarı organizasyonunun hazırlıkları için bizzat başkanlığını yapmam gereken diğer bir toplantımın olduğunu, programın kısa sürmesi şartıyla katılabileceğimi söyledim. Kendileri kısa tutulacağını beyan etmesi üzerine belirtilen programa katılmak üzere saat 14:00’da salonda hazır bulundum. Ancak,  henüz programı hazırlayan kurum amirlerinin gelmemiş olmasından dolayı program yaklaşık on dakika geç başladı. Bu gecikme nedeniyle ve programın mevzuattaki marşımızın okunması gereken resmi törenler arasında sayılmadığından okunmaması talimatını verdim. Yapılan her programda marşımızın sıklıkla okunması sanılanın aksine ona değer katmaz, insanlara ülfet verir ve onu alelade marşlar derekesine düşürür düşüncesiyle hareket ettim.

İstiklal Marş’ımızın okunmasını istememek ona karşı bir husumetin veya belki bir düşmanlığın alameti sayıla bilir. Ancak onun her yerde okunmasını istememek onun değerini korumak adınadır.

80 sonrası askeri rejim Atatürk’ün ‘Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır.’ çizgisinden çıkarak vatan sevgisini  milli marşımızı  her yerde ve her vesile ile okunmasına bağlamıştı. Bunu aylarca, yıllarca tutuklu kalan, işkence gören insanlarımız çok iyi bilirler.

Daha öncede toplantıya girdiğinizde ayağı kalkılmadığı için katılanlara uyarıda bulunmuştunuz. Bu konuda hakkında neler söylemek istersiniz?

Medeni toplumların nasıl ahlak, edep, adabı muaşeret kuralları oluyor ise devlet kademesinin işleyişinde de bu ve buna benzer adap kuralları bulunur. Bu saygı mefhumu ise kişilere değil temsil ettiği makamlara gösterilir ve yaştan bağımsızdır. Yeni atandığım için ve ilk defa yönettiğim, sadece müdür beylerin katılacağı söylenen o toplantıda makamın izzetini korumak maksadıyla uyarı yapmam gerekiyordu.

Ancak normal sivil hayatımda mütevazı kalmaya özen gösteririm. Markette, lokantada, sair yerlerde benim yerlisi olmadığımı anlayanlardan mesleğimi soranlar olur. Onlara belki bana farklı muamele edebileceklerini düşündüğümden sadece memur olduğumu söylerim.

Kamuoyunda size karşı tepkiler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu tepkilerden bir kısmı safiyane, manevi duygularla yapılıyor. Ancak bunu tehlikeli yanı eksik bilgiler, ön yargılar içermesi ve yönlendirilmeye müsait olması. Bizim bu özelliğimiz çok defa bizi birbirimize düşürmek için kullanılmış, binlerce vatan evladının ölümüne sebep olmuştur.

Ayrıca son günlerde tekrar gündeme gelen Ahmet Kaya’ya yönelik linç girişimini unutmamak gerekir. Çok şükür bize henüz çatal fırlatan olmadı.

Diğer bir kesimin de sayın başbakanımızı tabiriyle doğuya gidemeyen, meydanı boş bulunca ucuz kahramanlık taslayan, benim ve meslektaşlarımın aşkla iştiyakla çalıştığımız o bölgeleri nerdeyse vatan toprakları saymayanların oturduğu yerden hamaset kokan tepkileri…O bölge insanını hizmet götürmek bize de nasip oldu. Hatta çalışmalarımız o dönem en yüksek tirajlı ulusal gazetelerde yer aldı. Yine o dönemde basına yansımayan fakat benim daha çok önem atfettiğim ve şu an İstanbul valisi sayın Hüseyin Avni Mutlu’ nun desteği ile hem devlet harcamalarında tasarruf sağlayan, hem de kız çocuklarının muazzam derecede eğitime katılımlarını sağlayan bir çalışmamızda olmuştu. Geçen bi vesile ile aradığımda bu başlattığımız çalışmaların artarak devam ettiğini öğrendim. Fevkalade mutlu oldum.

Ayrıca meseleyi birkaç dakikaya düşüren ve bana ‘neden işgüzarlık yapmadın’ anlamına gelen tavsiyelerde oldu. Şöyle söyleyeyim kısaca ‘ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.’

Erzurum’a yeni atandınız. Burası için bir kanaatiniz oldu mu, istihdamı artırmak bağlamında?

Sayın Valimiz bu konuyla ilişkili idari bölümlerin işlerini bana tevdi etmişti. Bir kaç yerde dile getirdiğim gibi nezaket ziyaretinde bulunan ERVAK yetkililerine de son zamanlar devletin uluslar arası askeri anlaşmalar imzaladığını, bu tür imalatların doğası gereği farklı yerlerde yapılması gerektiğini, Erzurum’un da bunun için biçilmiş kaftan olduğunu ve ardı sıra ilişkili özel sektör yatırımlarının kendiliğinden geleceğini söylemiştim. Onlar ise bana daha önceleri böyle bir silah fabrikasının yakın zamana kadar faal olduğundan bahsetti. Belki bu konuda çalışma yapılabilir.

Doğu da çalışmanız esnasında edindiğiniz izlenimler nelerdir? Kısaca bahseder misiniz?

O coğrafya gerçek bir medeniyet beşiği. Hatta bilimsel olarak araştırıldığında “efsane” görülen Nuh tufanının da orada gerçekleştiği görülebilir. Cizre Ulucami’sinin başka bir müzeye taşınan tokmağı vardır. Çift başlı ejderha. Bu sanat eseri orda bi zamanlar sanatçıların içinden yetiştiği medeniyetin varlığının kati ispatıdır. Ancak, savaşlar, çatışmalar dünyanın neresi olursa olsun medeni değerleri zayıflatır.

Dolayısıyla, hükümetimizin yürüttüğü barış sürecine canı gönülden inanıyorum. Ve hatta o bölgede çalışmış biri olarak bu sürece bir dirhem katkım olur zannıyla yurt dışında yapmış olduğum yüksek lisans konusu terörle mücadelede müzakere üzerinedir.

Tabii ayrıca teşvik kanunlarının yanı sıra, yörenin potansiyelini ortaya çıkaracak, istihdamı artıracak fiziki şartları iyileştirmeli, lojistiği-ulaşımı ucuzlatmalı.. örneğin  Şırnak özelinde oradaki asfaltit rezervinin ve Hakkari’deki  muazzam krom ve çinko yataklarının rasyonel olarak işletilmesi için hali hazırda Nusaybin’e kadar gelen demir yolları hattının Habur’a kadar uzatılması gerekir. Yurt dışına çıkmadan evvel bu konuda temaslarda bulunmuştuk. O bölgede nakliyeden zengin olanların muhalefetine rağmen binlerce kişiye istihdam sağlayabilecek böyle bir çalışma inşallah programa alınır ve gerçekleşir.

Elbette başkaca tespitlerimiz oldu, ancak o mevzuları başka bir zamana tehir edelim!

Bende sizin vasıtanızla bu süreçte üzerimden desteğini eksik etmeyen başta Sayın Valime, sivil toplumun önde gelen mensuplarına ve beni yakinen tanıyan dostlarıma, meslektaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Sizlere de toplumun bizleri doğru tanımasına katkısı olacak bu imkânı sunduğunuz için teşekkür ediyorum. Son olarak artık hamaseti bırakalım, birlik ve dirliğimiz için başarılı yarınlarımız için el ele verip çalışalım, görevimizi en iyi şekilde yapalım. Merhum Mehmet Akif’in dediği gibi “toplu attıkça yürekler onu top sindiremez.” Erzurum’un ermeni işgalinde kurtulması esnasında Dersim milislerinin yardıma koştuğu kan kardeşliği atmosferinin ancak böylelikle yeniden doğması sağlanır zannımca.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.