Erzurum Haber

İki kez Everest e çıktı

İki kez Everest e çıktı
465 Kez
01 Nisan 2013 - 11:23

İki kez Everest’e çıktı. İlk kez Türk bayrağını Zirveye diken Tunç Fındık, dünya’da yalnızca 27 kişinin başarabildiği 8000 metrenin üzerindeki en yüksek 14 dağa tırmanma projesini yürütüyor. Proje tamamlandığına bu zirvelere tırmanan ilk Türk olacak.

  

Profesyonel Dağcı Tunç Fındık ile ilk kez karşılaştık. Bugüne kadar birçok medyatik dağcı ile bir araya geldim, zaman zaman haberlerini yaptım. 2000-2001 Yıllarında Nasuh Mahruki ile Ağrı Dağında özel bir röportaj yapmıştım. Garip ama nedense doğa sporları ile ilgilenen sporcuların havası bir başka oluyor. Günümüz insanlarına hiç benzemiyorlar. Daha bir sakin daha hoşgörülü oluyorlar. Galiba özgürlük ruhu onları diri tutuyor.

 

Siz, profesyonel dağcı, dağ rehberi, yazarsınız aynı zamanda. Hepsine nasıl vakit buluyorsunuz?

 Doğru, tüm bunlar insanın zamanını alan, özen ve dikkat isteyen şeyler. Ben vaktini iyi değerlendiren birisiyim. Gerçi çoğu zaman bana 24 saat yetmiyor. Programlı hareket etmeye çalışıyorum. Benim için boşa geçen her dakika ziyan edilmiş bir yaşam gibi geliyor. Ama hepsine yetişiyorum ve çok zevk alıyorum.

 

Dağcılık için zengin sporu deniliyor tıpkı kayak gibi, buna katılıyor musun?

Kesinlikle katılmıyorum aksine sıradan malzemelerle bile bu sporu yapabilirsiz. Dağcı olabilmeniz için öncelikle doğa aşkınızın olması lazım. Yürüyüşü ve özgürlüğü çok sevmeniz lazım. Bu işin tekniğini öğrendikten sonra gerisi teferruattır. Çok özel yeteneğinizin olmasına gerek yok. Bu spora bir kez başladınız mı asla bırakamazsınız. Düşünün 5 bin metrelik bir dağa tırmanmış, zirve yapmışsınız, gökyüzüne kendinizi o kadar yakın hissediyorsunuz ki hani elinizi kaldırsanız bulutlara, aya, yıldızlara dokunacak gibi hissediyorsunuz. Müthiş bir keyif.

 

Everest’e iki kez tırmanan ve zirveye Türk Bayrağını diken ilk dağcısınız. Bu başarınız nedeniyle Bakanlık ya da Dağcılık Federasyonu tarafından ödüllendirildiniz mi?

 (Gülümsüyor ve derin bir nefes aldıktan sonra konuşmaya başlıyor)

Hayır, hiçbir kuruluş tarafından ödüllendirilmedim, taltif edilmedim. Böyle bir beklentim de yok. Mesela ben Dağcılık Federasyonuna üye falan değilim. Tüm tırmanışlarımı kendi bulduğum sponsorların desteği ile yapıyorum. Başarıyı hedeflemeden önce o hedefe gidecek koşulları ayarlayarak tek başıma bütçemi oluşturuyorum. Bu kuruluşlardan destek almadığım gibi taltifte beklemiyorum zaten. Türkiye’de spora bakış belli. Belli başlı branşlar pirim yapıyor. Bizim sporumuzda madalya yok. Şartlar ağır ve bireysel. Dağcılık Federasyonuna gelince, bana engel olmasınlar başka bir şey istemem.

 

Dağcılık Federasyonuna tavırlı mısınız?

Hayır, tavır meselesi değil. Sadece üyesi değilim bu nedenle uygulamaları nedir ne yaparlar bilmiyorum. Açıkçası bir şey beklemiyorum. Ben bazı şeyleri aşmış bir sporcuyum. Başka ülkelerde Türk Sporcu olarak anılmak bana yetiyor. O bayrağı dünya zirvelerine dikmek bana haz veriyor. Tırmanışlarımdaki başarı beni memnun ediyor. Bunun dışındaki hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Bu nedenle kimsenin de benim için bir şey yapmasını istemiyor olabilirim. Tekrar ediyorum kimse ile karşı karşıya gelmek dahi istemiyorum. Ben işimi yapıyorum hepsi bu.

 

Türkiye’deki Federasyonları nasıl buluyorsunuz. Mesela Dağcılık Federasyonu

 Bakın ülkede Spor Federasyonları siyasetle ilintili. Özerk değiller, durum böyle olunca da istenen başarı elde edilemiyor. Bir Federasyon Başkanı olmak için o sporu iyi yapmanıza gerek yok. İyi bir yönetici olmak sorunu çözüyor zaten. Eğer Dağcılık Federasyon Başkanı olacaksanaz süper bir tırmanışçı, dağcı olmanıza lüzum yok. Zira bu kurumlar yöneticilik vasfı ve vizyonu gerektirir. Bizde tersi bir durum söz konusu, bunu doğru bulmuyorum. Ama işleyişini bilmediğim bir kurum içinde çok iyi ya da kötü diyemem.

 

 

Dağcılık sporunu yapan kişiler genelde arama kurtarma derneklerinde görev alıyor. Dağcılar bunun eğitimini mi alıyor?

Bu sadece bizim ülkemizde böyle, evet tabi ki bir dizi eğitim alıyorsunuz, ama özellikle arama ve kurtarma eğitimi almıyoruz. Bu dağcılık sporunun doğasında var. Bir dağa tırmanırken o dağın yapısını biliriz. Nerede buzul var, nerede sert kaya var, nerede ayağımız kayar, bunları biliyoruz. Doğal olarak kurtarma becerimizde buradan geliyor. Fakat arama ve kurtarma başka bir eğitim gerektiren bir durumdur. Özetle her dağcı iyi bir arama kurtarma elemanı değildir.

 

Genç nesillerin Dağcılığa bakışı nasıl?

İnanılmaz bir talep var diyemem. Ama çok uzun yıllar önce birçok ilde dağcılık adına hiçbir gelişme yoktu. Birkaç gündür Erzurum ve çevresinde bir takım incelemelerim oldu. Birçok kulüp açılmış. Birçok dağcı arkadaşlarımızın öğrencileri var. Açılan Üniversitelerde dağcılık branşları oluşturulmuş. Elbette bunlar iyi gelişmeler, ama yeterli değil. Daha fazla çalışma yapmamız lazım. Türk insanı olarak o kadar çok bu spora yatkınlığımız var ki anlatamam. Bana göre bu spor yeterince anlatılmıyor ve geliştirilmiyor.

Çoğu kez başka milletlerden gelen sporcularla tırmanış yaptınız. Onların ülkesinde sporculara verilen değer nasıl?

Amerika ve Avrupalılarda farklı bir durum görmedim. Belki ülkelerinde taltif ediliyorlardır. Bu konuda en fazla İranlılar gözde. Onlar gerçekten bu işi çok önemsiyorlar. Her tırmanışın sonunda sporcuları bekleyen heyetler oluyor. Madalyalar, teşvik primleri veriliyor. Onların dışında başka bir ülkede bu tür yaptırımlara şahit olmadım. Ama güzel şeyler, elbette her sporcu teşvik edilmek ister. Dediğim gibi o kadar kendiişlerimle meşgulüm ki başka ülkeler ile bizi mukayese edemiyorum. Şu sıra 14 x 8000 projesini yarıladım, onu tamamlamaya çalışıyorum. Bu iş bittiğinde Dünyada 27 sporcuya bir Türk daha eklenecek.

 

Gazete merkezinde gerçekleştirdiğimiz bu röportajda bir şeyi daha keşfediyorum. Sadece medyada yer alan sporcuları tanıyoruz. Oysa yıllardır kendi çabası ile başarıdan başarıya koşan, ülkemizi uluslar arası platformlarda temsil eden Tunç Fındık gibi sporculara biraz haksızlık etmiyor muyuz?

 

Tunç Fındık kimdir.

TED Ankara Koleji ve Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Türkiye Dağcılık Federasyonu ve AKUT Arama Kurtarma Derneği’nde aktif görevlerde bulundu, Zirve Dağcılık Kulübü üyesi. Dağcılık konusunda birçok kitabın Türkçeye çevirisini yapmanın yanı sıra, kendine ait 5 adet özgün kitabı bulunmakta. Türkiye ve dünyada tırmandığı yüzlerce zirvenin, yeni tırmanış rotalarının ve ilk kış çıkışlarının yanı sıra, 2001 ve 2007’de Everest’e iki kez çıktı, bunu yapan ilk Türk oldu. 14×8000 projesi dâhilinde (Dünyada 8000 metrenin üzerindeki en yüksek 14 zirvesine tırmanmayı içeren proje) 2 kere ve farklı rotadan Everest’e, Lhotse, Cho Oyu, Dhaulagiri, Makalu ve Kanchenjunga zirvelerine tırmandı. Broad Peak, Shishapangma ve K2 zirvelerine tırmanış denemesi olmuştur. Mustafa Kalaycı ile birlikte Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 100. yıl kutlamaları kapsamındaki Fenerbahçe Dünya Zirvelerinde projesi bağlamında 2007 yılında oluşturulan dağcılık ekibinde yer aldı. Ekip, proje kapsamında Ağrı Dağı, Arjantin’de bulunan Aconcagua Zirvesi, Tacikistan’daki Somoni Zirvesi, Fransa’daki Mont Blanc Zirvesi ve Tanzanya’daki Kilimanjaro Zirvesine tırmanarak Türk ve Fenerbahçe bayraklarını dalgalandırdıktan sonra, dünyanın en yüksek dağı Everest’in zirvesine 21 Mayıs 2007 tarihinde ulaşarak Türk ve Fenerbahçe bayraklarını diktiler.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.