Erzurum Haber

ERZURUM`DA YAŞAMAK

ERZURUM`DA YAŞAMAK
915 Kez
07 Ağustos 2013 - 20:52

ERZURUM`DA YAŞAMAK

Yüce Allah bayram hediyesi olarak ailemize bir melek gönderdi.

Dünya tatlısı bir torunum oldu.

Beni tutana aşk olsun.

Soluğu Ankara`da aldım.

Tarifsiz mutluluklar içindeyim.

Ayaklarım yerden kesik, adeta uçuyorum.

Günler nasıl geçiyor farkında değilim, ama bir yanımdan da bir sızıduyuyorum.

Belli ki Erzurum`u özlüyorum.

Buse hanım yani torunum daha birkaç günlük, ayrıca çocuklar çalışıyor.

Yoksa hepsini alıp, bir saniye durmadan memlekete döneceğim.

Ufaklığın hatırına katlanıyorum.

Arada bir başkent sokaklarını dolaşıyorum.

İnsanı rahatsız eden çok şeye tanık oluyorum.

Erzurum ile Ankara`nın kentsel sorunlarının çok farklı olmadığını gözlemliyorum.

Dost meclislerinde ve katıldığım toplantılarda Erzurum`a dair acımasız eleştirilerim aklıma geliyor.

Memleketime haksızlık ettiğimi düşünüyorum.

Beşir Ayvazoglu ‘Şiir ve Şehir’ başlıklı yazısında diyor ya; “Şehir-şair ilişkisinin bir aşk-nefret ilişkisi olduğu da söylenebilir. Şair şehirle çekişe çekişe sevişir; şehirden nefret ettiğini, tabiatı ve kır hayatını özlediğini söylerken bile aslında şehre ilân-ı aşk etmektedir…

Bizimki de öyle bir şey.

İtirazımız Erzurum`a olan sevdamızdan kaynaklanıyor.

Yoksa ne gam.

Kendimle hesaplaşırken yaşanmış iki olayıanımsıyorum.

Hoşunuza gider düşüncesiyle bu anılarısizlerle paylaşmak istiyorum.

Torunlarımızı Erzurum anıları ile büyütüyoruz

birgün, dogu`da biryerde, bir üniversite” isimli Atatürk Üniversitesi belgeselini hazırlamak için yollara düşmüştük.

Yıl 2007.

Türkiye`yi baştan başa dolaşmış, kapısını çalmadık üniversite bırakmamıştık.

Atatürk Üniversitesinin kuruluşunda rol almış, burada görev yapmış ve daha sonra Erzurum`dan ayrılarak başka üniversitelere gitmiş 300`e yakın bilim insanı ile görüşmüştük.

Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş, Arş. Gör.Erhan Mutlugün ve Arş.Gör.Okan Toker`le birlikte bu röportajları yaparken duygu dolu unutulmaz sahneler yaşamıştık.

Ünlü tiyatro sanatçısı ve sunucu Kenan Işık`ın ağabeyi Prof. Dr. Fahri Işık, Erzurum anılarını anlatırken gözyaşı dökmüştü.

Prof. Dr. Hanife Ünal, Prof. Dr. Seçkin Ergin ve daha nicelerinin gözleri dolmuş, konuşurken sözcükler boğazlarında düğümlenmişti.

Söz birliği etmişçesine hemen hemen hepsinin ağzından“Şu anda bulunduğumuz yerlerde aradığımız, ama bulmakta zorlandığımız; dostluk, mertlik, güven, dayanışma ve paylaşma gibi değerleri bize doya doya yaşatan Erzurum`u hiç unutmadık.Çocuklarımızı Erzurum terbiyesi ile yetiştirdik.Torunlarımızı da Erzurum anıları ile büyütüyoruz.Şartlar zorlamasaydı Erzurum`dan ayrılmazdık” şeklindeki cümleler dökülmüştü.

Bu insanların tamamına yakını Atatürk Üniversitesinin kuruluşunun 50.yılı kutlamaları sırasında koşa koşa Erzurum`a gelmiş, anılarını tazeleyerek mutlu olmuşlardı.

Erzurum`dan ayrılmam

Şimdi de tanıdık bir ailede yaşananbir olayı anlatayım.

Eminim ki ilginç bulacak, inanmakta zorlanacaksınız.

Okuyacaklarınız hikaye ya da kurgu değil.

Hayata dair bir gerçek.

İkisi de Erzurumlu değil.

İkisi de kamu görevlisi.

İki çocuklu mutlu bir aile.

Yolları yedi yıl önce Erzurum`a düşmüş.

Geliş o geliş.

Ayrılmaya niyetleri yok.

İkisi de Erzurum`da emekli olmayı planlıyor.

Ancak beklenmedik bir gelişme oluyor.

Aile reisinin tayini Ankara`ya çıkıyor.

Durdurma çabaları sonuç vermiyor.

Başkente gitmekten başka çare kalmıyor.

Arkadaşım kara kara düşünürken,

Eşinden bir itiraz yükseliyor.

Hem de ne itiraz.

“Ben Erzurum`dan ayrılmam. Planlarını buna göre yap”

Hayda!

Gel de çık işin içinden.

Çocukların geleceği, Ankara`nınimkânları, ailelere olan yakınlık vs. vs.

Beyefendi ne dese, ne kadar dil dökse boş.

Hanımefendi Nuh demiş, peygamber demiyor.

Kararlı mı kararlı.

Başlıyor kocasına sıralamaya;

-İşimden ve çevremden çok memnunum.

-Büyük şehirlerin koşturmacası burada yok.

-Hayat çok kolay.

-Sanki her sey elimizin altinda.

-Çocuklarımı Erzurum`da büyütmeye kararlıyım.

-Burada çocukları bekleyen tehlike ve tuzaklar daha az.

-Onları her türlü kötülükten korumak, kontrol altında tutmakzor değil.

-Gelecekleri ile ilgili de kaygım yok.

-Okul, hastane ne ararsan hepsi var.

-Sosyal yaşam dersen kışın Palandöken dünyaya bedel.

-Yaz mevsimi anlatılmaz güzel.

-Burada kendimi ve çocuklarımıgüvende hissediyorum.

-Daha ne isterim.

-Erzurum`dan ayrılmam.

Aslında beyefendi de aynı fikirde ama çaresiz.

Sonunda ortak karar çıkıyor.

Arkadaşım Ankara`da bir yıl görev yapıp, emekli olacak.

Sonra?

Sonrası belli.

Aile Erzurum`a yerleşecek.

İşte böyle.

Elin oğlu Erzurum`a hayran, Erzurum’da bulmuş huzuru.

Ya biz!

Memleketimizin farkında değiliz.

Artılarımız neler bilmiyoruz.

Eksilerimizi gidermek için bir çabamız yok.

Peki ne yapalım?

Gelin avantajlarımızın farkına varalım.

Gelin kendimizle yüzleşelim.

Üzerimize düşen sorumluluğu bilelim.

Gelin kısır cekişmeleri, ucuz hesapları bir kenara bırakalım.

Gelin el ele, omuz omuza daha güzel, daha yaşanılabilir bir Erzurum için kafa yoralım.

Gelin her günü kendimize bayram edelim.

Bayramınız kutlu, yarınlarınız mutlu olsun.

Kalın sağlıcakla.

 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.