Erzurum Haber

EĞİTİM ŞART!

EĞİTİM ŞART!
724 Kez
04 Aralık 2012 - 15:46

EĞİTİM ŞART!

Ünlü bir komedyenin dilinden alışık olduğumuz bir söylem oldu bu “Eğitim şart!” İyi de bu eğitim, öğretim yerleri neden bu kadar beceriksiz ya da hangi sistemin arızası, en önemli ihtiyacımız olan eğitim de sürekli patlak veriyor? Tarihinde en çok üzerinde değişiklik yapılan konulardan biri olan eğitim neden bir türlü istenilen ray üzerinde götürülemiyor? Bu konu üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyor. Eğitimin en önemli sorunu süresi ya da kılık kıyafet miydi ki 4+4+4  geldi, kılık kıyafet serbestisi geldi? Çok daha acil olan, “Gençliğimiz ne eğitimi alıyor, neyi idealize ediyor, nasıl yetişiyor’ gibi konular üzerinde neden bir çalışma yapılmıyor? Neden kazanılmaya çalışılmıyorlar?

Atatürk, Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye’nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Öyle mi çalışıldı, öyle nesiller mi yetişti?

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin kuruluş amacı, Mustafa Kemal Atatürk tarafından beyan edildiği şekliyle, dil yani Türk dili ve tarih konularında araştırma ve inceleme yapmak ve bu alanlarda Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’na uzman ve bunun yanı sıra “muallim” (öğretmen) yetiştirmekti. Peki bugüne gelindiğinde ‘bu amacına ne kadar sadık kalınabildi’ diye düşünmeden edemiyor insan? Atatürk’ün böyle bir bilim yuvasını önerirken bugün ki yaşanan öğrenci olaylarını öngörememiş olması onun mu ayıbı acaba? Değil elbette; bu, kuruluş amacını, misyonunu taşıyamayanların ayıbıdır kuşkusuz.

3 Aralık günü Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yaşanan olaylar da farklı değil aslında. Şart olarak gördüğümüz eğitim yuvalarımızın, kimler tarafından depremlere maruz bırakıldığı, maddi manevi hasarlara uğratılmaya çalışıldığı özellikle akıllarda tutulmalıdır. Kelam yerine küfür, sevgi yerine nefret tohumlarının ekilmesine fırsat verilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve kamu teşekkülleriyle elbette bu tür olaylarla baş edebilecek erktedir, ancak burada düşünülmesi gereken nokta; eğitim, öğretim yapılan bu kurumlarda öğrencilerin eğitimden başka nelerle meşgul olduklarının görülmesidir. Eğer gençlerimizi, biz eğitemiyorsak kim, nasıl eğitiyor?

Eğitim, literatürde yazanın uygulamaya konması değil elbette. Onlara vatandaşlık, aidiyet duygusu aşılayabilmektir önemli olan. Eğer onlara biz ulaşamazsak, onları ait oldukları yere tutunduramazsak, sözde kurum kuruluşlar bu görevi devralıyor, ait oldukları yere tehdit olarak getiriyor.

Muallimlerimizin ! sadece bilgiyi vermekten öte sorumluluklarının olduğunu  göz önünde bulundurmaları gerekiyor ve belki eğitimcilerin eğitimi mantığıyla, sürekli özel EĞİTİM‘lerle motivasyon teknikleri uygulanarak; onların öğrencilerini  ilim, irfan kadar insanlık erdemleriyle de vasıflandırmalarını mümkün hale getirmeleri gerekiyor.

Bunu gerçekleştirmek; milletimizin bağımsız yaşayabilmesi, kalkınıp güçlenmesi bakımından hayatî önem taşıyor. Nitekim Atatürk  bu konuya şöyle işaret ediyor.”En önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir”. Çünkü, “eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terkeder”.
 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.