Erzurum Haber - 20 Ekim 2018, Cumartesi

Duygulandıran mektup

12 Mart 2014, 11:15
Duygulandıran mektup

Erzurum’un kurtuluş gününde polis müdürü olarak görevlendirilen ve Ermeni mezalimini birebir  tespit ederek tutanak altına alan Kantarcızâde Hacı Mustafa,  hatıratında şunları kaydetti: “Erzurum dahilinde yaptığım, bu fecayinin kurbanı ilanların miktarı 9562 nüfustan ibaretti. Kaza ve köylerinde tahminen bunun iki katı tahakkuk etmiştir. Şehitlerimizi günlerce her taraftan toplattırılarak, bunların hemen hemen onda birisinin kefini bile olmamıştı. Kanlı elbiseleri ile defin edilmişlerdi.”

İrfan TARAKÇIOĞLU/ERZURUM

Erzurum, son kez 1916’da uğradığı işgalin ardından, Rus ordunun çekilmesiyle Emreni komitacıların zulmü altında inlerken, yaşananlar aradan 96 yıl geçmesine rağmen gözleri yaşartıyor.

Tarihçilerin , Erzurum kurtarıldıktan sonra Polis Müdürlüğü görevine getirilen Kantarcızâde Hacı Mustafa’nın hatıratına dayandırarak verdiği bilgilere göre:

i kaynaklara göre, Rus Ordusu’nun Erzurum’a girdikten üç ay sonra Şark-ı Türkistan ve Kafkas Türkleri tarafından teşkil olunan büyük bir cemiyet tarafından toplanan, Erzurum ve kazalarında esir kalan Türklere hem iaşe yardımı olmak ve hem de İslam Milletine tez sahiplik etmek üzere Milletvekili (Seyidof) namında bir şahıs marifetiyle Erzurum’a göndermiştiler .

Seyidof, Erzurum ahalisine dağıtılmak üzere getirmiş olduğu iaşe miktarı (62000) telis un, arpa, buğday, mısır, mercimek vesaire ile (13252) telis ve sandık içerisinde kadını erkek ve çocuk elbise ve kundura da yanında getirmiş.

Duygulandıran mektup

Erzurum Belediyesi’ne hitaben şöyle bir kağıt yazmıştılar:

“Asırlardan beri sizlerden ayrı düştüğümüzden, bugüne kadar da babalarımızdan, annelerimizden, duygulu sözlerle, tarihlerimizin yazılışından, eski haritaların çizgisinden anlıyoruz ki bu bizler sizin haritanızdan çıkarılmış bugün Rus elinde yaşamaktayız. Zaman gelir ki bu harita yine birleşerek sizinle birlikte bir harita olarak görüneceğiz. Elli yüz sene evvel bizlerin başına geçen felaket bugün de sizin başınızdadır. Bu acılı feryatları duydukça iki kol açarak birisi: Türkistan, Kafkasya, Azerbaycan Cemiyetleri siz kardaşlarımıza yardım için büyük cemiyetimizden siz İslam kardaşlarımıza iane olarak gönderilen bu hediyeleri alınız, halkın ihtiyacı olanlarına tevzi ediniz.

İkinci kolumuz, düşmanlarınız sizlere bir dakika olsun değil böyle bir yan bakarlarsa, oraya gönderilen bu vekilimiz Seyidof’a hemen malumat veriniz. Vekilimiz derhal bizleri haberdar eder. Bu iki kol kapanmaz. Sizin gibi Türk kardaşlarımızın istirahatını bekler bir cemiyettir. Bütün özlemlerimiz halkla birlikte selamlar. İmza/Kafkas İslamlar Cemiyeti Reisi”

Seyidof kimdi

Bu Milletvekili Seyidof ,genç, çalışkan, cesur bir Türk evladı idi. Rusların Erzurum’da bulunduğu bir sırada Rus ve Ermeni askerleri olsun ufak bir müdahale edenleri hemen en büyük kumandanlarına gider söyler, müdahale edenleri mesul ederlerdi.

Bir Türk’ün burnunun kanamamasına çalışırdı. Hatta çarşılarda gezerken bir Ermeni bir Türk’e ufak bir harekette bulunduğu vakit bu Ermeni’ye karşı koyar, bağırır ve söylerdi ki “Şarktaki büyük Türkistan, Kafkasya, Azerbaycan buradaki Türk kardaşlarına sahiptirler. Bunlar mevkien Çar Rus hükümetine esirdirler. Ey adbal mel’un Ermeniler, bunlar size esir değildirler. Ve size hiçbir vakit Türk esir olamaz” diye çarşılarda gezerken, bu gibi münazaa yerlerinde Ermenilerin yüzlerine karşı bağırırdı.

Seyidof, bir kır ata binerdi, üzerinde fişenklik ve belinde gümüş kama ve büyük bir tabancası var idi.

Bir günde çarşı mahallatı yüz defa gezer, halkın istirahatını temin için çalışırdı. Seyidof’un bu hareketinden böyle halka iane getirip dağıtılmasından, İslam milletinin birbirlerine yardım etmesinden, çarşı ve mahallatı gezip ufak ufak teftişinden Ermeniler hoşnut değildiler. Yavaş yavaş kuşkulanmağa başladılar. Ellerinden gelse biran evvel bu adamı parça parça edeceklerdi. Lakin korkuları da yok değildi. Ermenilerin bazıları Seyidof’a Taşmağazalar Çarşısı’nda gözümün önünde hücum etmek silaha davranmak istedilerse de Seyidof göğsünü açarak kabara kabara Ermenilere söyledi ki “Ben bir tek adam, bana karşı gelmek hatta Erzurum’da Türk kardaşlarıma ve bana ufak bir hareketiniz, sonra sizin başınıza gelecek felaket olur, güneşin doğduğu tarafa bakın oradan (100) milyon İslâm tarafından sadaya karşı perişan olursunuz” der, bağırırdı.

Polis Müdürü’nün tespitleri

Kurtuluş günü Polis Müdürü olarak görevlendirilen Kantarcızâde Hacı Mustafa,  o günü şöyle anlattı: “Şehri işgal ve istirdat eden fırka kumandanları tarafından, şehrin Polis Müdür Vekilliği’ni idare etmem emir buyruldu. Bu emir ve vazifeyi deruhte ederek, 185 fahri gönüllü polis kadrosu yaparak şehrin vezaif-i emniyetini temin eylemiş ve şehitlerimizin cenazelerini muhtelif sokaklardan toplattırdığım mevcudu tespit ederek, bir taraftan Maksut Efendi Mezarlığı’nın şimalinde büyük kabristanlar kazdırarak o biçare şehitlerimizi defin ettirdim, diğer taraftan şehrin temizlik asayişini temin ettirdim.

10 bin şehit

Erzurum dahilinde yaptığım, bu fecayinin kurbanı ilanların miktarı 9562 nüfustan ibaretti. Kaza ve köylerinde tahminen bunun iki katı tahakkuk etmiştir. Müteaddit balta ve süngü ve kurşun yarası alıp ta, şehitlerin aralarından toplattırdığım ve hastahaneye sevk ettirdiğim 212 nüfustu. 44 nüfus; kadın ve bir kadının şehit olmasıyla bacakları arasında 2 yaşında oğlan çocuğu yalnız kolundan vurulmuş, şehit olan anasının bacakları arasında sağ olarak çıkarılmış, hastahaneye sevk edilmiş, beş ay sonra iyi olmuş, bugün hayatta ve Kağızman’da askerdir. Şehitlerimizi günlerce her taraftan toplattırılarak, bunların hemen hemen onda birisinin kefini bile olmamıştı. Kanlı elbiseleri ile defin edilmişlerdi.

Kurtuluş tarih gibi okunmalı

O gün burayı geri alan kahraman Türk Ordusu’nun bir tabur kumandanı bu fecayii görmekle, halka hitaben sözlerini şu suretle bitirmişti.

“Erzurumlular, kardaşlar, hemşehriler, gördüğüm bu fecaat manzarasının bir eşinin, bütün dünyanın en eski devirlerinde bile tarihlerinin sahifelerinde mevcut olmadığına şüphe etmeyiniz” diyerek şehit başında ve şehitlerin kanlı yüzlerine sahipleri tarafından sarılıp öpüşenleri görmesiyle saatlerce hüngür hüngür ağlayan tabur kumandanı, merakından 20 gün hastalanmıştı.

Ey Erzurumlular! Bugünkü vak’ayı unutmayınız. Evladınıza çok canlı olarak anlatınız. Geçmişte bir faide yoktur. Gelecekte bütün gayret alınız. Bu arz ettiğim Erzurum tarihinde ciltler dolusu birkaç cilt olarak yazılabilecek vak’aların bir tek yaprağıdır.

Ey vatanın gelecekte bir çok ümit verici, bilici yurtlarında okuyan genç yavrular!

Ey Erzurumlular! Bu büyük günde size hitap ediyorum. Bütün Türk tarihindeki şehit babalarımızın, şehit kardaşlarımızın, şehit annelerimizin, şehit bacılarımızın, şehit küçük yavrularımızın o mübarek ruhları, bizim şimdi üzerimizde uçuşup diyorlar ki, kurbanı olduğumuz Erzurum’un Kurtuluş Günü hayatta kalan ecdadımıza, hemşehrilerimize aydın olsun. Bugünü unutmasınlar. Tarih gibi okusunlar.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*