Erzurum Haber

Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak

Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak
2.780 Kez
30 Nisan 2013 - 17:59

Ülkemizin en büyük eğitim öğretim kurumlarından biri hiç kuşkusuz Atatürk Üniversitesi’dir. Birçoğumuz, özellikle genç kuşaklar bu üniversitenin Erzurum’da nasıl kurulduğunu, bu yolda kimlerin nasıl mücadele verdiğini, bu mücadelenin nasıl kazanıldığını pek bilmeyiz. Bu soruların cevaplarını öğrenebilmek için merhum Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak’ı tanımak gerekli.

Hayatı

Rıfkı Salim Bey 2 Nisan 1913 tarihinde Erzurum’un Ali Paşa mahallesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Erzurum’da okuduktan sonra mülkiyeye girdi ve 1937 yılında mezun oldu. Meslek olarak akademik kariyeri seçti. 1950 Genel seçimlerinde Demokrat Parti’den Erzurum milletvekili seçildi ve siyasi hayatı 1960 yılına kadar sürdü. Birinci Adnan Menderes kabinesinde önce Gümrük ve Tekel, sonra Milli Eğitim bakanlıkları yaptı. 27 Mayıs ihtilâlinden sonra 1,5 yıl Yassıada’da, 1 yıl da Kayseri cezaevinde kaldı. Kamu haklarının iadesiyle 1966’da yeniden öğretim üyeliğine döndü. Ankara ve Adana’daki yükseköğretim kurumlarında siyasi tarih ve devrim tarihi derslerini okuttu, 1983 yılında Gazi Üniversitesinden emekli oldu. Daha sonra 4 Yıl YÖK üyeliği yaptı. Bir süre Demokratlar Kulübü Başkanlığı görevinde de bulunan Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak; “Türk-Rus-İngiliz Münasebetleri”, “İnönü ve Demokrasi”, “Yassıada ve Öncesi”,”Türkiye’de Demokrasiye Geçiş”, “Moskova Görüşmeleri ve Dış Politikamız Üzerindeki Tesirleri”, “ Türkiye’de Askeri Müdahalelerin Düşündürdükleri”, “27 Mayıs Üzerine Görüşler”, “Türkiye’de Milli İradenin Zaferi”, “İdamların iç yüzü”, “Demokrat Parti’nin Politika Hayatına Yeniden Girişi” ve “On yılın anıları” isimli kitapları yazdı.

Mütevazı bir kişilik

Bulunduğu her ortamda Erzurumlu olmakla övünen Rıfkı Salim Hoca, sohbetlerinde ne yapar eder sözü mutlaka Erzurum’a getirir ve “Erzurum, tarihimizin her sayfasına kahramanlıkları, yiğitliği ve vatanperverliği ile geçmiş çok güzide bir şehrimizdir. Erzurum insanı da mert ve yiğittir. Bu nedenle Erzurumlular, gittikleri her yerde ayrı bir ilgi ve sevgi görürler” diyerek, doğup büyüdüğü topraklara ve hemşehrilerine methiyeler düzerdi.

Merhum Başbakan Adnan Menderes ile ayrı bir hususiyeti olan Rıfkı Salim Bey’in siyaset yaptığı dönemde Erzurum’a önemli hizmetler getirildi. Önce Atatürk Üniversitesi kuruldu, ardından Erzurum Şeker Fabrikası ile Tortum Hidroelektrik Santralı yapıldı. Erzurum-İspir ve Erzurum-Muş karayolları açıldı. Erzurum şehir plânı yeniden çıkartıldı, içme suyu şebekesi genişletildi. Bu hizmetlerin öncüsü hep Rıfkı Salim Burçak oldu, ama o her zaman, her ortamda “Bizler aziz şehir Erzurum’a hak ettiği hizmeti veremedik” diyerek, hep mütevazı davrandı.

Demokrasi aşığı

Rıfkı Salim Burçak’ın öğretim üyeliğine başladığı yıllar, Türkiye’nin sancılı dönemi ve zor yıllarıydı. O dönemde Türkiye’de çok partili hayat ve demokrasi tartışılıyordu. Rıfkı Salim Bey gerek yazılarında ve gerekse konuşmalarında hep demokrasiden yana tavır sergiliyordu. Çünkü onun demokrasi inancı çok sağlamdı. Her defasında “ Demokrasi, bu rejime kendi şerefi gibi sahip çıkan ve üzerine titreyen insanlardan oluşan bir idare tarzıdır. Toplum, her kesimi ve her ferdi ile rejimi koruma yükümlülüğü altında bulunduğunun idraki içerisinde olmalıdır. Böyle toplumlarda buhranlar ne kadar şiddetli, sarsıntı ve çalkantılar ne kadar büyük olursa olsun rejim buhranlardan yara almadan çıkabiliyor” şeklindeki görüşlerin savunucusu oldu.

Demokrat Parti’den 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Erzurum Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren Rıfkı Salim Burçak, bilgisi ve birikimi ile dikkatleri üzerine topladı. Ciddiyeti, donanımı, zekâsı ve yüreğindeki sevgi ona ayrıcalık kazandırdı. Önce DP genel idare kurulu üyesi seçildi. Ardından 1951’de Gümrük ve Tekel, 1953’te de Milli Eğitim Bakanı oldu.

Atatürk Üniversitesinin kuruluşu

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, 1 Kasım 1937 tarihinde yaptığı meclis konuşmasında Doğu’da bir üniversite kurulmasını tavsiye etmişti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, 1 Kasım 1950’de bu vasiyeti tekrar Meclis gündemine taşıdı ve bu vasiyetin mutlaka yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. Bunun üzerine 2. Menderes Hükümeti, Doğu’da bir üniversite kurulmasını programına aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşturulan 15 kişilik bir heyet, 1951 yılında Doğu illerinde bir inceleme gezisine çıktı. Heyet; Van, Diyarbakır, Elazığ ve Erzurum’u dolaştı. Her vilayet, bu üniversitenin kendi şehrinde kurulması için maddi ve manevi fedakârlık yarışına girmişti. Sonunda heyet, beklenen raporunu verdi. Raporda, Erzurum ve Diyarbakır’da hayvancılık ve tarım araştırmaları ile bazı istasyonların kurulması isteniyor, üniversitenin bu illerde kurulamayacağı vurgulanıyordu.

Bu tartışmaların yaşandığı dönemde Rıfkı Salim Bey Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi. Rıfkı Salim Bey’in ilk işi, üniversite konusuna el atmak oldu. Yeni bakana göre, bilim heyetinin üniversite için yer seçimi isabetli olmamıştı. Bunun üzerine aralarında Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Reşat Tardu’nun da bulunduğu 16 kişilik yeni bir heyet kuruldu. Bu heyet, 1953’ün Temmuz ayında Doğu illerinde inceleme gezisi yaptı. Ankara’da Milli Eğitim Bakanı Rıfkı Salim Burçak’ın başkanlığında toplanan bu heyetin raporunda da Erzurum’da bir üniversitenin kurulması öngörülmedi. Erzurum’da sadece veteriner, tıp ve güzel sanatlar fakültelerinin açılması önerildi. Bundan sonrasını Rıfkı Salim Bey, yazdığı kitapçıkta şöyle anlattı:

“Doğu üniversitesinin kuruluş safhası başlamıştı. Müsteşar Reşat Tardu ile istişare ettik. Üniversitenin adının ‘Atatürk Üniversitesi’ olmasını kararlaştırdık. Fikrimizi Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a arz ettik, uygun bulundu. Ancak, üniversitenin tüm birimlerinin bir merkezde toplanması mı, yoksa değişik illere dağıtılması mı şeklinde tartışma devam ediyordu. Sonunda üniversitenin tüm fakülteleri ile bir merkezde açılması fikri ağırlık kazandı. Lâkin bu merkez neresi olacaktı? Çünkü iller arasında çok büyük rekabet vardı. Kesin karar Başvekil Adnan Menderes’e kalmıştı.

Başbakanı iyi tanıyordum. Bu nedenle keyifli bir zamanını kolladım. O sırada Bağdat Paktı hazırlıkları yapılıyordu. Gelişmeler Adnan Bey’i memnun ediyordu. İşte bu ortamda randevu aldım. Milletvekili arkadaşlarım Rıza Topçuoğlu ve Sabri Erduman beylerle birlikte Başbakan’ın kaldığı İstanbul Park Otel’e gittik. Önce dış politika konuları konuşuldu. Adnan Bey çok sevinçliydi ve ortam çok sıcaktı. Bunu fırsat bilerek sözü üniversite olayına getirdim. Üniversitenin Erzurum’da kurulmasını önerdim. Bu önerim kabul gördü. Başbakan, ‘Rıfkı Salim Bey, bilirsin Erzurum’u çok severim, bağrıma basıp öpesim geliyor. Seçim kampanyalarımı oradan başlattım, bana hep uğur getirdi. Oraya her şeyi yapacağız, üniversiteyi de orada kuracağız. Benim kararım budur. Şimdilik meseleyi gizli tutalım. Ben, Cumhurbaşkanını ve bakanları bu konuda ikna ederim.”

Rıfkı Salim Burçak ve arkadaşları büyük bir memnuniyetle Başbakan’ın yanından ayrılır. Kendi aralarında adeta bayram yaparlar. Sonunda bu karar Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 37. yıldönümü olan 12 Mart 1955 günü Başbakan tarafından açıklanır: “ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNİN ERZURUM’DA AÇILMASI KARARLAŞTIRILMIŞTIR…” Sonuç olarak Rıfkı Salim Burçak’ın saygınlığı ve o dönem Milli Eğitim Bakanı olması bu üniversiteyi Erzurum’a kazandıran en önemli etken olmuştur.

Nasıl bir eş?

Rıfkı Salim Bey’in 55 yıllık hayat arkadaşı Dilşâd Hanım, evliliğinden bahsederken,”Rıfkı Bey o yıllarda Siyasal Bilgiler’de doçent idi. Evlilik plânları yapıyormuş, ama mutlaka bir Erzurumlu hanım ile hayatını birleştirmek istiyormuş. Piyango bana nasip oldu. Birlikte 55 yıl yaşadık. Bu değerli insanı kaybettikten sonra teselli bulmak için onunla ilgili olumsuz şeyler aradım. Şerefimle temin ederim ki hoşnut olmadığım bir hatıra bulamadım” diye konuşarak mutlu evliliğini özetledi.

Rıfkı Salim Burçak, sadece iyi bir eş, iyi bir baba değil, aynı zamanda hayırlı ve iyi bir evlat oldu. Ömrü boyunca annesi Rukiye Saniye Hanım’a bir kez olsun saygısızlık etmedi, gönlünü incitmedi. Rıfkı Bey’in bu yanını da kıymetli eşi Dilşâd Hanım şu cümlelerle anlattı:

Rıfkı Salim Bey annesine son derece bağlı idi. Evlendiğimizde bana  ‘Dilşâd ben annemi hiç incitmemeye, kırmamaya ahdettim. Lütfen bana yardımcı ol’ demişti. Ben bu isteği büyük bir titizlikle yerine getirdim ve kayınvalidemi hiç üzmedim. Zaten Rukiye Saniye Hanım olgun, vakur ve son derece bilgili bir Türk anası idi.”

Bir anı

Rıfkı Salim Burçak, hem siyasi yaşamında, hem de bakanlık yaptığı dönemlerde hep ilkeli davrandı. Asla yalana, dolana tevessül etmedi. Memleket meselelerini hep ön plânda tuttu, şahsi işlerini hep öteledi. Torpil olmadı, tavassutla iş yapmadı. İşte bunun somut bir örneği, işte Dilşâd Hanım’ın bir hatırası:

“Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı sırada kız kardeşim öğretmen okulunu bitirmişti. Kurada Ağrı’yı çekti. Üzüntüden ağladı. Çünkü Erzurum’u çok istiyordu. Kardeşimin bu halini gören kayınvalidem, ‘oğlum bu çocuk senin namusun değil mi?’ deyince, Rıfkı Bey ‘anneciğim onunla birlikte kura çeken her evlat benim namusum’ diye cevap verdi. Böylece kardeşim Ağrı’da göreve başladı ve 3 yıl orada kaldı.”

Erzurum’un yetiştirdiği büyük devlet ve siyaset adamı Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak’ın vatan, millet ve hizmet aşkı ile çarpan kalbi 1998 yılında durdu. Ankara’da toprağa verildi.

Sağlığında tanışma ve kendisini dinleme fırsatı bulduğum Rıfkı Salım Burçak’ı saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun, nur içinde yatsın.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.