Erzurum Haber

Daldala verdiler….

Daldala verdiler….
2.177 Kez
07 Mayıs 2015 - 11:32

Eğer aklınızdan henüz yeni siyasetçi, İstanbul’ da yetişmiş, partisi sırf ‘bir kadın aday olsun’ diye onu listeye koymuş diye geçiriyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü siyasete genç yaşta Refah Partisi’nden girmiş, teşkilatçılığın ne olduğunu biliyor. İyi bir eğitim almış, siyaseti birçok erkekten daha iyi bilen bir kadın ile karşı karşıya geldik. Kendinden emin, dersine iyi çalışmış, genç dinamik bir isim Zehra Taşkesenlioğlu. Sorularımıza içtenlikle cevap veren, kaçak güreşmeyen, hiçbir sorudan kaçmayan Zehra hamınım cevaplarını olduğu gibi yazsaydım her halde sayfalar yetmeyecekti. En kısaltılmış hali ile hanımefendiyi takdimimdir.

RÖPORTAJ: SEVDA GÜNEŞ

İstersen önce biraz çocukluğunuza inelim. Zehra Taşkesenlioğlu kimdir, Erzurum ile bağlantısı nedir?
İlkin söze köklerimi anlatmakla başlayayım. Çünkü benim Anadolu’da çok sevdiğim bir söz var. Derler ki; Her ot kendi kökü üzerine büyür. Benim anne ve baba tarafım yaklaşım 350-400 yıldır bu topraklardalar. 1700’lü yıllardan itibaren burada özellikle o dönemde medrese açarak ilim ve irfan anlamında çalışmaları olmuş, hem anne hem de baba tarafımın. Baba tarafım bir dönem Tekman’ın Taşkesenli köyünde yaşamış. Ancak bir dönem sonra 1800’lü yıllarda Erzurum’a göç ederek ilim ve irfan çalışmalarına burada devam etmişler. O dönemdeki medreseler hani benden daha iyi bildiğinize inanarak söylüyorum. Bir talebenin icazet alabilmesi modern tabirle diploma alabilmesi için 15 -20 sene geçmesi gerekiyor. İşte hem anne hem de baba tarafım bu sistemin başındaki insanlardı. Yıllarca talebe yetiştirmişler. O talebeler burada Anadolu’nun çeşitli illerinde sadece din âlimi olarak değil aynı zamanda bilim insanı olarak hizmet etmişler. Anne tarafım Köprüköy ilçesine bağlı Kayabaşı köyünden. Onlar da yine Köprüköy, Horasan ve Pasinler bölgesinde etkin olan bir aile. Ben bu kökler üzerine yetiştim.
Rahmetli babam Mahzar Taşkesenlioğlu Hoca yine bu toprakların yetiştirdiği ve Türkiye’de dini ilimler konusunda katkı sağlayan bir insandı. Farklı kitapların tercümesi ve yazarlığını yapmıştır, Elhamdülillah.1982 yılında babamın görevi dolayısıyla biz İstanbul’a göç edene kadar yani on yaşıma kadar Erzurum’da yetiştim. Benim için bu süre çok önemli. Çünkü bir çocuğun asıl yetişme çağı 0-12 yaş aralığıdır. Kültürel kodlarını aldığı, dinsel ritüellerini öğrendiği, karakterini şekillendirdiği dönemdir. Karakterinizi salt ailenizden almıyorsunuz, kültürel atmosfer de sizi şekillendiriyor. Toplum töresi, gelenekleri size şekil veriyor. Bende o süre içinde tüm bunları bu şehirden aldığıma inanıyorum. 1982 yılından 2015 Şubat’ına kadar söylediğim bir söz vardı, gurbetteydim. Tekrar kendi şehrime, vatanıma dönmüş oldum.
sev
Akrabalarınız hala burada sanırım?
Hem anne hem de baba tarafımın tamamı burada. Bir tek teyzem bizim gibi İstanbul’da ama baba tarafımın hepsi bu şehirde yaşıyor.

İsminiz açıklanınca şehirde kıza süreli bir şaşkınlık yaşandı. Hatta ithal yorumları yapıldı. Siyasette çok fazla tartışmalı bir durum bu ithal kelimesi, buna katılıyor musun?
İki nedenden dolayı ithale katılmıyorum. Genel siyaset kavramı gereği de ithale katılmıyorum. Çünkü bu ülkenin her bir santimetre karesi önemli ise ha Şırnak’ta yetişmiş Erzurum’a hizmet etmeye gelmiş, ha Erzurum’da yetişmiş İstanbul’a hizmet etmeye gitmiş. O zaman biz İstanbul, Ankara ve ülkenin dört bir yanındaki sanayiciye, bürokrata ithal diyelim. Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Erzurum içinde söz konusu değil. İthal kavramı belki insanların tanımaması ve bilmemesinden kaynaklandı. Buna da hak veriyorum ama ikinci anlamda da kültürel kodlarını buradan almış biri olarak bu kelimeyi doğru bulmuyorum. Kaldı ki aynı zamanda bir teşkilat olarak düşündüğümüzde burası AK Parti teşkilatı, 81 ilde 3 bin küsur ilçesinde ciddi anlamda güçlenmiş bir teşkilat. Şimdi ben AK Parti ailesinden isem ha ben amcamın evinde hizmet etmişim ha gelip baba evimde hizmet etmişim, ne farkı var? Bizim için İstanbul teşkilatından Ankara teşkilatına geçmek evin bir odasından diğerine geçmek gibidir. Siz evin salonundan mutfağına geçtiğinizde kendinizi ithal mi ediyorsunuz? Benim için hiçbir teşkilatın bir diğerinden farkı yok. Tek fark benim için il başkanlarının isimleri.
Şimdi Erzurum’da becerisi ile tüm teşkilatlara nam salmış, Ankara’nın onlarca övgüsünü almış Fatih Yeşilyurt var. Biz bir aileyiz, bir mahalleden diğer mahalleye geçtim. İl anlamında düşündüğüm de böyle, ülkem adına düşündüğümde de böyle. İthallik bizim ülkemiz içinde kullanılacak uygun bir tabir değil. Rahmetli Turgut Özal Malatya’dan Ankara’ya gittiğinde İthal miydi?

Genel başkanlık, Başbakanlık başka bir durum. Ama yerelde seçmen için illaki bu şehirde yaşayan, beni temsil etsin isteği öne çıkabiliyor.
Yerel siyaseti konuşursak bu istek anlamlı olabilir. Çünkü yerel siyaset birazda o kentin dinamikleri ile hareket eder. Ama biz aynı zamanda genel siyaset ile de ilgilenmeliyiz. Eğer bir kanun çıkacaksa bu Erzurum içinde eşit şartlarda çıkmak zorunda Antalya içinde Iğdır içinde eşit şartlarda çıkmak zorunda. Çok yakında hepimizi sevindiren benim için çıkmasını çok istediğim, merakla beklediğim ilgi ile izlediğim iç güvenlik yasa paketi. Erzurum’da yaşayan insanın iç güvenliğini sağladığı, İstanbul’ da yaşayanların da iç güvenliğini sağladığı bir yasa paketi bu. Önemli olan şu; ülkenin hangi kesiminden olursanız olun, kendi ülkenizin töresine kendi ülkenizin kültürüne yabancılaşmayın.
ZEHRA
Erzurum’a bugüne kadar İstanbul’dan bakıyordunuz. Şimdi kentin içindesiniz ve sorunları çözmeye taliplisiniz. Nasıl bir fark var arada? İstanbul’dan gördüğünüz bir şehrimi buldunuz?
Kısmen evet kısmen hayır. Evet kısmı şu; Erzurum sıcakkanlılığı ile yüreğini açmasıyla, candanlık diye kavram varsa bu Erzurum için söylenmiş kabul edebiliriz. Diğer bir özelliği yardım ve iyiliksever olması, bunu buraya gelince hemen görebiliyorsun. İstanbul’dan gördüğüm Erzurum kendi geleceklerine, manevi değerlerine bağlı ve bağlılığı bağnazlık olarak yapmayan aksine aydınlanma olarak yapan ilim ve irfan yetiştiren bir şehir. Bugün hangi ile nasip olmuş İbrahim Hakkı Hazretleri gibi Ömer Nasuhi gibi çok önemli şahsiyetleri doğurmuş, bu ülkeye mal etmiş.
Ama İstanbul’dan bakıp burada olmasını istediğim en önemli yönü ekonomik ve sosyal yönü. Maalesef son 20 senedir genel bir kanı var. Bazı şehirler ileri giderken bazı şehirler yerel ekonomik kalkınmayı gerçekleştirememişler. O yüzden öğrenilmiş çaresizliğin içine düştüğümüzü düşünüyorum. İstediğimiz her şeyi yapabiliriz. Nene Hatun onbeş yaşında bu ülkeyi korumuş ise benim şu anda koruyacağım en önemli şey yine ülkem. Elimde satır değil aklımdaki projeler ve elimdeki kanun ile bunu yapabilirim. Yani bu öğrenilmiş çaresizliği yıkmamız lazım. Bize Kayseri örnek veriliyor. Biz Kayseri’den Antep’den daha iyisini yapabiliriz. Erzurum bir dönemin Paris’i olarak biliniyordu. Erzurum artık Türkiye’nin New York’u olacak.

Nasıl olacak?
Farkına varmamız lazım. Erzurumluyum, yapabilirimi geliştirmek lazım. Üzerimizdeki negatifliği üfleyip atmamız lazım. Buna inanmamız lazım, aslında Elhamdülillah böyle bir istek var, ben bunu gördüm.
Erzurum’un kendi ekonomik değerlerine önem vermesi lazım. Üç önemli temel ekonomik değeri var şehrin. Hayvancılık, Tarım bunun içinde meracılık var. Alan yakınlığı düşünülerek bölgesel merkez haline getirilmesi lazım. Bunu sadece taşımacılık için söylemiyorum. Ben İran ile sınırlarımı kaldırdım. İran, Gürcistan ve Ermenistan’ı bu üç ülkeyi topladığınızda yaklaşık 100 milyonu geçen bir nüfustan bahsedeceksiniz. Bu ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının imzalanması, vergi muafiyet anlaşmalarının imzalanması, sınır kapılarındaki işlemlerin çabuklaştırması ve sınır kapılarının artırılması lazım. Bunların olabilmesi için Ankara’da yoğun çalışma yapılacak.

Erzurum’un sorunlarını nasıl tanımlıyorsunuz?
Erzurum’un temel sorunları Türkiye’nin temel sorunları ile aynı. Ekonomik olarak daha hızlı olabilmek. Aslında İstanbul’da da işsizlik var. Erzurum’da işsizlik rakamları Türkiye’de ki işsizliğin çok gerisinde. Küçük bir şehir olduğumuz için, ağızdan ağza dertleştiğimiz için o rakamlar bize devasa geliyor. O yüzden imalat sanayiyi, tarımı ve hayvancılığı burada güçlendirmemiz lazım. Ben tarım ile uğraşan bir ailenin kızı olsaydım şunu yapardım; Kendi işimin patronu olurdum. 10 hayvanın olsa kendi patronunuz oluyorsunuz. Önemli olan bunları ekonomiye katma değer olmasını tekrar göstermemiz lazım. Niye ilçelerdeki mahallelerde kooperatifler kurulmuş olmasın. Köylerde süt ayrı satılırsa başka bir şey topluca satılırsa başka bir şey. Topluca besicilik yapmak başka bir şey tek tek yapmak başka bir şey, bunu Düzce başardı mesela. Toplulaştırılmış ahırlar var. İneklerin kimin olduğu belli, küpeli hepsi. Bu yolla maliyetleri etkin hale getirmemiz lazım. Dolayısıyla bu projeleri hayata geçirmemiz lazım. Tarım da ise önemli olan azalan maliyetler kanunu işletebilmeniz lazım. Bu ekonomi sadece bizde değil, başka ülkeler tarımla kalkınmışsa bende kalkınabilirim. Sanayileşmiş tarım toplumunu icat etmemiz lazım. Erzurum’da bunu başarabiliriz.

Osmanlıdan beri Doğu’da ki şehirlerin özel bir teşvik isteği var. Bu konuda bir çalışmanız olacak mı?
Bölgesel endeksli kalkınma teşviklerinin çıkması lazım. Düzce’nin kalkınma mihenk taşı farklı Kars’ın farklı, Erzurum’un farklı. Sadece coğrafik özellikleri dikkate alarak değil insan yapısını, sınır özellikleri, ürettikleri ekonomik değerlerden bahsediyorum. Bunu sadece bugün savunmadım iki yıl önceki teşvik paketi çıktığında da savundum. Mesela diyor ki; Ben sadece Erzurum şeker fabrikasına destek veriyorum. İyide ben sadece onu kurmayacağım. Ben et entegre tesisi kuracağım. Buradaki tesis Kocaeli’nden farklı olmak zorunda, o yüzden eğer hayvancılık ve tarımı geliştireceksem bu anlamda teşvikler çıkmak zorunda.

Kadınların ekonomik hayata kazandırılması için bir çalışmanız olacak mı?
Biz Nene Hatun’un torunlarıyız, iki şeye önem vermeliyiz. Bir elimizdeki değerlerin yani sadece kültürel değerlerimiz değil sosyal ve ekonomik değerlerin kadın olarak ta farklı işlemesi lazım. Kadın dediğiniz geleceği şekillendiriyor. Eşini umutlandıran ve çocuğunu yetiştiren yine kadın. Erzurum’un değerlerinin içine bunları da koymalıyız. Şimdi bunu sembolik olarak söylemiyorum, Nene Hatun 15 yaşında düşmana karşı koymuşsa bugün düşmanımız işsizlikse buna bizde karşı koyabiliriz. İşsizlik sadece devletin işe alması ile çözülecek bir sorun değil. Kadın evinde de üretebilir. Bunun mekanizmalarını biz koyacağız onlar üretecek. Bölgesel iş geliştirme merkezlerinin kurulması lazım. Bizim sadece birlikteliğe ihtiyacımız var. Erzurumluların güzel bir lafı var, “Daldala duralım” Sırtımız açık rüzgâr alıyoruz. Biz onlara dal olmaya geldik. Yeter ki bizden talep etsinler.

AK Parti’nin oyları eriyor yorumları var, sizce nasıl durum?
Bu yorumu yapanları anlamıyorum, onlar herhalde bu ülkede yaşamıyor. Eğer ben Ruanda’da yaşasaydım buna katılabilirdim. Çünkü gerçeği görmüyorum, insanlara dokunmuyorum yakın değilim. Ama hem burada hem de İstanbul’da gördüğüm erime yok artma var. Erime olması için bu iktidarın hizmet etmemesi lazım, böyle bir şey yok. Ama bugüne kadar AK Parti’nin yaptıkları yeterlimi? Tabi ki hayır, biz eşrefi mahlûkat olan insan, yaratılmışların en değerlisi olan insan daha iyi şeyleri hak ediyor. Daha iyisi olacak. Erzurum’un tüm ilçelerini gezdim. 7 Nisan’da karargâhıma teslim oldum. Bunu bir askerlik olarak demiyorum, hedefi olan bir insan olarak diyorum. Hedefimiz Türkiye’nin önünü açacak yeni Anayasa için 400 milletvekili çıkarmak. Bunu diyenler Karaçoban’a, Karayazı’ya, Tekman’a gitsin koca devlet hastanelerini görsünler. Kızların okullu olma sayısı artmış, gitsin okulları görsünler. Bizim her bireye dokunmuş hizmetlerimiz var. Onların akıllarında zaten başka bir parti yok. Altı sıfır yapacağız. Bunu sembolik olarak söylemiyorum. Ülkem bizden memnun, başka partiler boşuna para harcamasın. Bu şehir 2002 yılında partim kurulunda hiç bir hizmet görmeden bizi tercih etti. Bugün hizmeti gördü, dokundu ve memnun kaldı. Her açıdan etkilendiği güçlü bir yönetim var. 2002’de bizi tercih eden Erzurum 2015’de yine AK Parti diyecek.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.