Erzurum Haber

Ciğerimiz Yandı Sedat

Ciğerimiz Yandı Sedat
Sevda GÜNEŞ
Sevda GÜNEŞ( sevdagunes@zirve2000.com )
1.384 Kez
16 Şubat 2021 - 12:57

Tarih, 14 Ağustos 2015 sabah saatleriydi, telefon sesine uyandım. Arayan Show TV yurt haberler müdürüydü.

Sevda, “ Diyarbakır- Bingöl karayolunda PKK terör örgütü militanları yol kesip Erzurumlu bir eri kaçırmışlar. Bütün bilgi bu kadar, bir araştırır mısın” dedi.

Kısa bir araştırmadan sonra teröristlerin kaçırdığı erin Erzurumlu Sedat Sorgun olduğunu öğrendim. Kaçırılan erin soy ismi hiç yabancı değildi. Bir yerlerden hatırlıyorum ama nereden?

***

Araştırmayı derinleştirince Sedat Sorgun’un babasına ulaştım. O gün kanım dondu dersem yeridir. Çünkü hem Sedat’ı hem de babası Nihat Bey’i tanıyordum.

Nihat Sorgun, Çaykara caddesinde erkek kuaförlüğü yapıyordu. Aynı zamanda kameramanım olan eşim Cihat İncesu ile birçok gazeteci Nihat Bey’e tıraş olurdu. Son derece hoş sohbetli ve gündeme dair mutlak bilgisi olan biriydi.

Bugün şehit haberini aldığımız Sedat Sorgun ile kuaförün önünde karşılaşırdık.

***

Şimdi o genç acımasız hainlerin elindeydi ve babası perişandı.

Sedat, Nihat Bey’in 4 çocuğundan ikinciydi.

Vatani görevini yapan Sedat, Şanlı Urfa’nın Viranşehir ilçesindeki teyzesini ziyarete gitmiş, baba ocağına dönerken Diyarbakır’ın Lice ilçesinde PKK militanları tarafından otobüsten indirilerek kaçırılmıştı.

Acı haberi alan Nihat Bey yıkıldı. O günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Oğlunu bulabilmek için çalmadığı kapı kalmadı. Ama evladına dair tek bir iz bile bulamadı.

***

İyi giden işleri bozuldu, sağlık sorunları baş gösterdi. Dağ gibi adam çöktü.

Sedat’ı en son gören Urfa’da yaşayan Teyzesi Halime Şehitoğlu oldu. Annesini küçük yaşta kaybeden Sedat, teyzesini annesi gibi seviyordu. Terhis olunca elini öpmeye gitmişti.

Teyze Halime Şehitoğlu da yiyenini bulabilmek için yoğun çaba sarf etti. İki yıldan beri her gün Diyarbakır HDP binası önünde nöbet tutan annelerin yanında yer aldı. Elinde yeğeninin fotoğrafıyla gece gündüz nöbet tuttu. Umudu vardı, Sedat bir şekilde o terör örgütünün elinden kurtarılacaktı.

HDP binası önünde terör örgütüne, “ Yeğenimi bırakın beni alın, o öksüz” diye haykırmış tüm Türkiye’yi gözyaşlarına boğmuştu. O ölmedi hissediyorum yaşıyor diye sürekli kendine telkinde bulunuyordu.

***

Teyze anne yarısıydı ve yüreği doğru söylüyordu. Sedat, Irak’ın Gara bölgesinde yanında 12 masum insan ile bir mağarada tutsak edilmişti. Eğer adına yaşamak deniliyorsa yaşıyordu…

Halime Şehitoğlu, diğer aileler ile birlikte haberi HDP önünde nöbet tutarken Diyarbakır’da aldı. Yıllardır, “Oğlumun ya ölüsünü ya dirisini bulun” diye çalmadık kapı bırakmayan Nihat Bey ise acı haberi evine gelen askeri yetkililerden öğrendi.  Umut bitmişti, biricik evladı Sedat Şehit düşmüştü…

Ah Nihat Bey, bizim ciğerimiz yandı, seninki eminim dağlanmıştır.

Elbette isimlerin önemi yok. Sedat, Semih, Süleyman fark etmez, hepsi masum, hepsi savunmasızdı.

Bu işte ihmali bulanan kim var ise bedelini ödemeli. Bırakın Gara’yı Kandil’de taş üstüne taş, omuz üzerinde baş bırakılmamalı.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.