Erzurum Haber

Borsa’nın akil insanı olacağım

Borsa’nın akil insanı olacağım
503 Kez
06 Mayıs 2013 - 11:45

Dile kolay tam 25 yıldır Erzurum Ticaret Borsasını yönetiyor. Zaman zaman sivri çıkışları ile tanınan, kendi tabiri ile Borsanın Akil İnsanı İsmail Hakkı Hınıslıoğlu ile geçip giden 25 yılı konuştuk. Bugüne kadar yaptıkları ve yapmayı istediği projeleri tartıştık. Kaç yıl oldu diye söze girince Hakkı bey her zamanki kıvrak zekası ile cevap verdi. ‘En az sizin kadar eskiyim Sevda Hanım’ dedi. Doğru bende meslekte nereden baksak 20 yılı geride bırakmaya hazırlanıyorum. Şüphe yok ki bir sivil toplum örgütünü 25 yıl yönetmek herkese nasip olmaz. Bilgi, beceri ve liderlik gerektiren özelliklere sahip olmak lazım. Son kez aday olacağını belirten Hakkı Hınıslıoğlu, ‘Bundan böyle Borsanın Akil İnsanı olacağım’ diyor.

Sahi kaç yıl oldu Ticaret Borsasını yöneteli?

(Gülüyor) Ben Erzurum Ticaret Borsası Başkanlığına 1988 yılında seçildim. O günden beri bu kurumu yönetiyorum. Belki de görevim çocuklarımdan daha eski. Göreve geldiğimizde şuan oturduğunuz bu bina yoktu. Her şey darmadağınık bir haldeydi. Kısıtlı bir bütçe ile yapılacak binlerce iş vardı. Sadece 12 çalışanı olan, kimse tarafından tam anlamı ile bilinmeyen bir kurumdu. 25 yıla dönüp baktığımda neler yapmışız neler. Dün 12 olan çalışanımız bugün 30’a çıkmış. Dün adı sanı bilinmeyen bu önemli sivil toplum örgütünü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde söz sahibi yapmışız. Erzurum’un en önemli sorunlarını çözmede lokomotif görev almışız.  Hiç kimseye kaşı gözü için 8 yıl TOBB yönetim kurulunda görev vermezler. Başarı, beceri ve temsil kabiliyeti şarttır. Bu görevimi de layığı ile yerine getirdim.

Çok şeyler yaptık dediniz, neler yaptınız?

Erzurum Ticaret Borsası Erzurum’un en önemli sivil toplum kuruluşlarından biridir. Bu sorumluluğu her daim taşıdık. Bu kentte yapılan her türlü projenin içinde yer aldık. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile yürütülen projelerde yer alıp borsamızın gelirlerini artırdık. Dünya değişiyor ve gelişiyor. Bu gelişmelere kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Bu nedenle Türkiye’nin belki de en kapsamlı ürün analiz laboratuarını kurduk. Ve yeterlilik belgelerini aldık.  Ticaret ve Sanayi Odası ile ortaklaşa ABİGEM’İ kurduk, aynı anda Kredi Garanti Fonunu oluşturduk. Yıldızkent’te İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına bir lise yaptırdık. Erzurum Toptancılar Sitesini iyileştirdik. Yine KOSGEB ile birlikte Uygulamalı Girişimcilik Eğitim Projesi yaptık. Tarımda ciddi çalışmalarımız oldu. İstanbul Belediyesi halk ekmek için ürününü Erzurum’da alıyordu. Ancak ürünün kalitesinde sıkıntılar vardı. PH değeri düşüktü. Bu nedenle üretici düşük maliyetle ürününü pazarlıyordu. Trikale projesi ile ürünün protein değerini artırdık. Şimdi alanda satanda memnun, birinci kalite ürün elde ediyor çiftçi. Ekolojik tarım için girişimler başlattık. Modern Hayvan Pazarı Projesi devam ederken, bölgemiz için çok ama çok önemli bir girişim ile markalaşmaya başladık. Eğer bir kentin markası yok ise o kentte gelişmişlikten bahsedemezsiniz. Bakın baklavayı Yunan’a kaptırdık. Hiç unutmam Sayın Süleyman Demirel’e gümüş bir plaket vermiştim. O resim albümümde hala vardır. Sayın Demirel plaketi alınca bana sert biz yüz ifadesi ile ‘Gümüş nerden çıktı. Erzurum’da gümüş mü üretiliyor, neden kendi şehrinizin ürünü ile bir şey yapmıyorsunuz?’ dedi. Haklıydı, buradan yola çıkarak borsa olarak coğrafik işaret belgesi aldık. Bu belge altında civil peynirimizi, kadayıf dolmamızı garanti altına alıp marka yaptık. Bu belgenin ne olduğunu bilen birçok firma borsamıza başvurdu. Gerçi hala direnen birkaç firma var ama onlarla mücadele etmek için reklamlar hazırlayıp bilinçlendirme çalışmamız hala devam ediyor.

Bunların yanı sıra Türkiye Odalar Borsalar Birliği’nin ülke genelinde kurduğu ticari şirketlerin hapsine ortak olduk. Bunların içinde en önemlisi Gümrük Ticaret İşletmeleridir. Bu şirket Türkiye’de gümrük kapılarının modernizasyonunu yapıp işleten bir firmadır. Türkiye’de en fazla para kazanan firmalar içindedir. Biz verdiğimiz sermayeyi iki yıl içinde kar payı olarak geri aldık.  Şu anda bizim bölgemizde bu şirketimiz Doğubayazıt Gürbulak Sınır Kapısını modernize etti. Aktaş ve Dilucu Sınır Kapısı’nın modernizasyonunu programa aldı. Bunun dışında Batı Anadolu Lojistik Organizasyonu adında demiryolu ile konteynır taşımacılığı yapan bir şirkete ortak olduk. Bu şirket sayesinde ihracatını küçük ölçekte yapmayı hedefleyenler yararlanacak. Merkezi İzmir’de ve Avrupa seferleri başlamak üzere. Bizim talebimiz doğuda İpek Yolu vasıtası ile şirketin Erzurum’u da içine alan bir güzergah yolunu bünyesine alması.

Çalışmalarını yazmaya kalkarsak öyle görünüyor ki tüm gazete sayfalarını size ayırmamız gerekecek. Ben şu et fiyatlarına gelmek istiyorum. Erzurum Türkiye’nin canlı hayvan deposu, ancak besici de dertli, tüketici de.

Doğru, bakın Erzurum her anlamda artık değişmeli, bizde yapılan besicilik aile işletmesi olarak çalışıyor. Bu sistemle bir yere gitmemiz mümkün değil. Her hükümet kendi politikası ile bu işi yürütmeye çalıştı. Ama 2002 yılından buyana sistemde ciddi bir değişim yaşanmadı. Aksine istikrar ve güven ortamı tesis edildi. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de kişi başına yılda tükettiğimiz kırmızı et oranı 9 kilo, oysa beyaz et oranı 25 kilolar da. Biz beyaz et üretimine hiç girmedik. Durum böyle olunca üretim fazla, tüketim azalınca ortaya böyle bir durum çıktı. Şimdi yapmamız gereken kişi başı 9 kiloyu 20 kilolara çıkarmak.

Yağışların az olması nedeni ile kuraklık var bölgede. Ot ve samanda bir kriz bekliyor Türkiye’yi. Geçtiğimiz yıl yine aynı olmuştu. Bir kriz daha yaşanmaması için tedbir aldınız mı?

Elbette alıyoruz. Ama samanda ciddi spekülatörler var. Asıl önemli olan biz neden hala saman kullanıyoruz? Dünya’da saman hayvan yemi olarak artık kullanılmıyor. Karadeniz ot ihyacının büyük bir bölümünü Doğu Anadolu Bölgesi’nden karşılıyor. Otu veriyoruz ısrarla saman kullanıyoruz. Besicimiz daha yeni yeni silajı öğrendi. Tüm bunlara rağmen ot ve saman ithalatı yapılmasını biz Başbakan’a ve bakanlara önermiştik. Erzurum’dan gider gitmez ot ithalatını serbest bıraktılar. Demek ki onlarında gündemlerindeymiş. Ben hükümetin bu işlere müdahil olmasını da doğru bulmuyorum. Devlet bu işin içinde doğrudan olmamalı, denetleyici ve teşvik edici rol üstlenmeli. Serbest ekonomi diyoruz fakat müdahil oluyoruz. İki sistem çakışıyor ve hata veriyor. Türkiye’de saman sıkıntısı var dendi. Rezervlere bakıyoruz. Yüzde 10 veya yüzde 15 açık veriyor. Bu oranla kriz çıkar mı? Hayır, demek ki speküle edenler var. Erzurum’da besici hayvan yemi olarak çeşitli yollara başvurdu. Bir sektör oluştu, mesela mısır, patates gibi. Patatesin püre haline gelmesi için makineler icat edildi. Yan sanayi yani kötü mü? Silaj çalışması yapıldıktan sonra ette artırım oldu. Eskiden bir hayvanın karkas kilosu 150 -200 kilo iken bugün 400 kiloya çıkan hayvan var. Demek ki sistemimizi değişmemiz elzem. Şirketleşmemiz lazım. Aile ahırları ile bir yere gitmemiz mümkün değil. Kıskançlık ve çekememezlik duygularını söküp atmamız ve birbirimize güvenmemizi sağlamamız lazım. Bizim kalkınmamız birlik olursak mümkün olacak çünkü.

Bu işlerin buraya kadar gelmesinde siz eskilerin hiç suçu yok mu? Kendinize pay çıkarıyor musunuz bu gidişattan?

Belki de haklısınız, bizim de var tabi. Biz de bu kısır döngü de rol aldık. Şimdi eskiden olsa ABİGEM, Kredi Garanti Fonu’nun Ticaret ve Sanayi Odası’nda bulunmasına itiraz edebilirdik. İlla bizim çatımız altında olsun diyebilirdik. Garip kıskançlıklar gösterebilirdik. Nereden dönersek kardır. Bugün artık ben demiyorum biz diyorum. Bu şehir için hepimizin güçlerini, sermayelerini birleştirmemiz lazım. Sadece tarımda hayvancılıkta değil, her iş kolunda bunu yapmamız gerek. Geçen gün ulusal bir haber kanalının programına konuk olduk. Sevgili ETSO ve ERÇİMSAN Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik’e yayın esnasında söyledim. ERÇİMSAN bu bölgenin en büyük firması, ön ayak olsun başka alanlarda da sanayi tesisleri kuralım. Sadece çimento ile kalınmasın. Kendiside bu fikrin doğruluğunu teyit etti. Diyorum ya değişim şart, güçlerimizi birleştirmemiz lazım. Tüm sivil toplum kuruluşlarının bu amaç doğrultusunda çalışması gerekiyor. Eğer bu işi başarabilirsek fazla değil 5 yılda Erzurum sanayi kenti olur. Konya KOMBASSAN’la büyüdü, Kayseri Boydak’ la, Gaziantep SANKO ile. Biz niye ERÇİMSAN’ın ön ayak olduğu bir sistemde büyüyüp kendi ekonomimizi yaratmayalım.

Bir seçim var önünüzde, tekrar adaysınız sanırım.

Ticaret Borsası benim için çok önemli bir yerdi. Kolay değil ömrümün yarısı burada geçti. Hiçbir zaman kolayı seçmedim. Çok büyük mücadelelere girdim. Erzurum önemli bir kent, bu şehirde özünüzü bozmadan yüzünüzü batıya dönmeniz gerekir. Bunu da herkes başaramaz. Hakkımızda iyi şeyler kadar kötü şeylerde yazıldı. Kimi zaman iftiralara maruz kaldım. Haksız eleştirilerin hedefi oldum. Tabii doğru eleştiri, olumlu eleştirileri ayrı tutuyorum. Sistem içinde kavgalarımız, barışlarımız, başarısızlıklarımız ve ciddi başarılarımız oldu. Ama bu kadar yıl sonra anladım ki en büyük zararı bu şehirli olarak biz birbirimize veriyoruz. Başarılı insanları taltif etmek yerine alaşağı ediyoruz. Daha ileri nasıl gidebiliriz demek yerine ileri gideni de tutup bırakmıyoruz. Bunları bizde yaptık. Demek ki sistem böyle işliyordu, ama yanlıştı. Önümüz açık, biz istersek bu şehri yeniden şahlandırıp layık olduğu yere getirebiliriz. Sorunuza gelince ben son kez aday olacağım. Görevimi bıraktıktan sonra başta bu şehrin birliği için çalışacağım. Mesleğimde akil insan olacağım. Her mesleğin akili oluyor da borsada niye akil insan olmasın. Ben akil borsacı olacağım ve bundan sonra görev alacak arkadaşlarımın yanında yer alarak tecrübelerimi gençlere aktaracağım. Şunun altını çizmekte fayda var, bu kendini beğenmişlik olarak, kibir olarak asla değerlendirilmesin. Ben Hınıslıoğlu soyadını borsada almadım. Borsa bana değil, ben borsaya bir şeyler yaptım. Asla mütevazılığimden ödün vermedim. Tüm bu davranışları bazen analiz ettiğimde acaba yanlış mı yaptım diye düşünmediğim olmuyor değil.

Meslek hayatımda Hakkı beyle sayısız röportajım olmuştur. Çalıştığım televizyon kanallarında  çok sayıda haber yapmışlığım var kendisi ile. Belki de ilk kez farklı bir Hakkı Hınıslıoğlu gördüm karşımda. Asla insanları konuşmayan, ben değil sürekli biz diyen. Bu şehri bir adım daha nasıl ileri götürebilirimin cevabını arayan. Tüm mevkidaşlarına ılımlı bakan bir insan gördüm. İçimden şöyle geçirdim. Neyi nasıl kabul ederseniz edin. Hakkı Hınıslıoğlu bu kentin sadece Borsa Başkanı değil aynı zamanda kanaat önderlerinden biri. Keşke 10 sene önce böyle düşünüp harekete geçselerdi. Belki bugün bu şehirde çok ortaklı şirketler görür, bir şehrin kalkınması için devlet yatırımlarının yeterli olmadığını kavrardık.  Yine de bazı şeyler için hakkı beyin dediği gibi geç kalmış sayılmayız. Yeniden küllerimizden doğup ele ele verip Erzurum’u Doğun’un Paris’i yapabiliriz.

GÜNLÜK HABER AKIŞI
58 YILDIR HİZMET VERİYOR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
KOP DAĞI’NDA MAHSUR KALDILAR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
BB ERZURUMSPOR TUR ATLADI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
PERSONELE TAM DESTEK
GÜNLÜK HABER AKIŞI
HDP’Lİ ALÇAK!
GÜNLÜK HABER AKIŞI
ÖLÜMLE DANS
GÜNLÜK HABER AKIŞI
OTOMOBİL ŞARAMPOLE UÇTU

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.