Erzurum Haber - 24 Eylül 2018, Pazartesi

BİR KAHRAMAN VE ERZURUMLU BİR KAYMAKAM

19 Mart 2018, 10:24

Çanakkale Deniz Zaferinin 103. yıldönümünde, ulusumuza bu gururu yaşatan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.

Türk tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin siyasi ve askeri boyutu ile sonuçları hakkında medyada çok şey söylendi, yazıldı ve çizildi.

Ben, bu zaferin kahramanlarından biri olan Seyit Onbaşı’nın hazin hikâyesini ve yıllar sonra onu hatırlayan Erzurumlu bir kaymakamın yaptıklarını anlatmaya çalışacağım.

Asıl adı Seyit Ali Çabuk. Namıdiğer Koca Seyit.

Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Manastır köyünde 1889’da dünyaya geldi.

Mavi gözlü, ufak tefek yapılı Seyit Ali bir Yörük çocuğudur.

Bir orman köyü olan Manastır’da keçi güden, ormandan kaçak kestiği odunlardan kömür yaparak geçimini sürdüren Seyit Ali 1909’da askere gider ve 1912’de patlak veren Balkan savaşına katılır. Daha sonra 1914’de Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesine topçu eri olarak gönderilir.

Müttefik donanması 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçip, bir an önce İstanbul’a ulaşmak ister. Türk birlikleri top atışları karşısında çaresizdir ve ümitler giderek tükenmektedir. İşte tam bu sırada olağanüstü bir gelişme yaşanır ve bunun sonucunda savaşın seyri değişir. Rumeli Mecidiye Tabyasında asker olan Seyit Ali 276 kiloluk mermiyi tek başına sırtlayıp, vinci bozuk olan topçu bataryasına yerleştirir ve İngiliz zırhlısını dümeninden vurarak batırır. Bundan sonra düşman donanması bir daha kendini toparlayamaz. Kara savaşlarında da Mustafa Kemal önderliğindeki Mehmetçik karşısında bozguna uğrayan müttefik kuvvetleri Çanakkale Boğazı’ndan çekilmek zorunda kalır.

Çanakkale Zaferindeki kahramanlığından ötürü onbaşı rütbesine yükselen Seyit Ali’nin askerliği tam 9 yıl sürer ve 1909’da gittiği askerden 1918’de terhis olur.

Tezkeresini alan Seyit Onbaşı, Çanakkale’ye 145 kilometre uzaklıktaki köyüne yürüyerek 13 günde varır. Köyüne varmasına varır ama hemen evine gidemez.

Çünkü köyde herkes onu “öldü” bilmektedir.

Acaba çok sevdiği karısı başkasıyla evlenmiş midir?

Askere giderken, hamile bıraktığı eşi doğum yapmış mıdır?

Çocuğu olmuşsa cinsiyeti nedir?

Beynini kemiren bu sorularla dışarıda uykusuz bir gece geçiren Seyit Ali, sabah olunca koyunlarını otlatmaya çıkaran bir akrabasını görür.

Seyit Ali hatırlamıştır, ama akrabası onu tanımaz. Aralarında şu konuşma geçer;

-Sen kimsin?

-Ben Seyidim.

-Allah Allah biz seni öldü biliyoruz.

-Gördüğün gibi sağ döndüm. Benim hanım başkasıyla evlendi mi?

-Evlenmedi, bir de kızın oldu.

Bu müjde üzerine Seyit Onbaşı, heyecanla kapıyı çalar ve karısına adıyla seslenir. Dönüşünden ümidini kestiği kocasını karşısında görünce şaşkına dönen kadın, 8 yaşındaki kızını babası ile tanıştırır. Sonrasında bu üçlünün hayatı yokluklar içinde büyük bir sıkıntıyla sürüp gider.

ATATÜRK HATIRLAR
Hem Balkan, hem de Çanakkale savaşlarında ölümlerden dönen Seyit Onbaşı, yaşadıklarını kendine saklar ve kimselere fazla bir şey anlatmaz. Atatürk, 1929’da bir açılış için o vakitler nahiye olan Havran’a gelir. Açılıştan sonra nahiye müdürüne “Buralı bir Seyit Onbaşı olacaktı. Onu görmek istiyorum. Bulun getirin” diye talimat verir. Sorulup soruşturulduktan sonra Manastır Köyüne iki jandarma gönderilir. Jandarmaları karşısında gören Seyit Ali, kaçak ağaç kestiği için gözaltına alındığını sanarak telaşlanır. Gerçeği öğrenen Seyit Onbaşı, huzuruna çıktığı Mustafa Kemal’in övgü dolu sözleriyle rahatlar. “Sen büyük bir kahramansın. Neye ihtiyacın var? Ne istersen iste. Sana maaş bağlatalım” diyen Atatürk’ün teklifini, “ Paşam görevimizi yaptık. Maaş istemiyorum. Ben dağda kaçak odunla kömür imal edip, Havran ve Edremit’te geceleri kaçak satıyorum. Emir verin ormancılar baltamı almasın, rahat çalışayım. Bundan başka bir şey istemem” diyerek cevaplar. Atatürk’ün verdiği emir üzerine iki yıl rahat eder. İki yıl sonra nahiye müdürü değişince yeni gelen müdür, emri uygulamaz. Ormana çıkamayan Seyit Onbaşı sıkıntıya düşer. Havran’daki bir zeytinyağı fabrikasında hamallığa başlar. Sıkıntılar artmış, hayat çekilmez hale gelmiştir. Sonunda zatürreye yakalanarak 1939’da 50 yaşında hayata veda eder. Cenazesi Manastır’daki köy mezarlığında toprağa verilir.

KADİRŞİNAS KAYMAKAM
Aradan yıllar geçer. Seyit Onbaşı, sonradan adı Koca Seyit olarak değiştirilen köyünde bile zor hatırlanır. Sadece Çanakkale zaferinin yıldönümlerinde yad edilir. Bu vefasızlık 2003 yılında Havran’a Erzurumlu bir kaymakamın atanması ile son bulur. Kaymakam Ali Murat Kayhan, ününü tarihten öğrendiği bu kahramanın adını yaşatmayı ve bu vesile ile Çanakkale Zaferini yeni kuşaklara aktarmayı görev sayar. Hazırlattığı projeyi hayata geçirir. Kaymakamlık imkânlarıyla ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Koca Seyit Mahallesinin en yükseğinde ormanların çevrelediği bir alana, hem de Seyit Onbaşı’nın mezarının hemen yanına 2006’da “Koca Seyit Anıtı ve Müzesini” yaptırır. Kaymakam Kayhan, görenlerin hayran kaldığı anıtla bir kahramanı ölümsüzleştirmeyi başarır.

Ali Murat Kayhan Kimdir?
Erzurum’un Kavak Mahallesinden olan Ali Murat Kayhan ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra 1991’de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı. Daha önce 2 kez yılın kaymakamı seçilen Ali Murat Kayhan 2017 yılında bu ödüle 3. kez layık görüldü. Evli ve 2 çocuk babası olan Ali Murat Kayhan halen Sarıçam Kaymakamı olarak görev yapmaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*