Erzurum Haber

“Ben ilklerin kadınıyım”

“Ben ilklerin kadınıyım”
1.209 Kez
25 Mart 2013 - 11:20

Erzurum’un en sevilen kadın yüzü Zekiye ÇOMAKLI, PUSULA Gazetesi Genel Koordinatörü Sevda GÜNEŞ’e konuştu. Bu özel röportaj size www.zirve2000.com aracılığıyla…

Herhalde Erzurumlu olup ta onu tanımayan yoktur. O, herkesin Zekiye ablası, Mehmet Çomaklı’nın hanımı, Şafak ve Ela’nın annesi. O’nun yaptığı işleri, ilkleri yazmaya kalkarsak galiba gazetenin tamamını ona ayırmak gerekecek. Zira o bu toprakların hep ilklerini yapan kadınları arasında yer aldı. Birçok kadını yüreklendirdi. Bazı erkeklerin korkulu rüyası oldu. Onunla tanışan hanımlar aktif bir hale geldi. Eee birçok Erzurumlu Beyler eşlerini yalnızca ev ve çocuklarına ait bir varlık olarak gördükleri için Zekiye abladan korkmaları normaldi. Ama baktılar ki hanımları hem hayır işlerine hem de evlerine zaman ayırıyorlar. Onlarda Zekiye Çomaklı’yı sevdiler. Şüphe yok ki bu dünyada en çok Mehmet Çomaklı onu sevdi. Zekiye ablaya yalnızca kalbini açmadı. Ona destek oldu, yüreklendirdi. Asla ‘eşimin ismi benim ismimin önüne çıkıyor’ diye düşünmedi. Aslında “eğer ortada bir başarı varsa bunun büyük bir kısmı Mehmet Çomaklı’nın katkısıdır” diyerek Zekiye ablayla söyleşimize devam edelim.

Eşiniz Mehmet beyle nasıl tanışıp evlendiniz?

Ben küçük yaşta görücü usulü ile evlendim. Ne yalan söyleyeyim o yıllarda çok güzel bir genç kızdım. Doğal olarak taliplim çoktu. Her ikimizde Aşkaleliyiz. Aileler bizi birbirimize uygun gördü ve evlendik. O yıllarda Mehmet Bey İller Bankası’nda görevliydi. Haliyle bizde evlenince Erzurum’da bankanın lojmanlarına yerleştik. Aşkale Lisesi’nden yeni mezun olmuş bir genç kızdım. Ev çok büyüktü. Tek yaşamaya gönlüm razı olmadı. Validem ile kayınbabamı da yanımıza aldık ve koca bir aile olduk. Bakmayın siz şimdiki gençliğe, bizde ata baba dörttür.

Eşinizden sosyal hayat anlamında hiç veto yediniz mi?

Asla. Mehmet Bey hiç özünü bozmamış ama yüzünü batıya dönmüş bir beydir. Aksi bir durum söz konusu bu konuda. Çünkü beni yüreklendiren ve topluma mal olmuş işleri yapmama vesile olan tek kişidir. Gençlik yıllarından beri hep derdim, Mehmet Bey falan hanım şöyle bir iş yapmış ne güzel değil mi? O hemen bana döner “O ne ki, sen daha iyilerini yapabilirsin” derdi. Üzerimde baskı hiç kurmadı. Ben onun bilgisi dışında bugüne kadar tek bir adım atmadım. Hem sevgisi hem de bilgisi ile beni büyüttü. O kadar hırçın bir kızdım ki evlendiğimde çevremizde ‘bu kız idare edemez, kesin üç günde geri döner’ diyenler oldu. Yapılan evlilik doğru olunca bu kez evliliğimize herkes imrendi.

Sizin birçok işiniz var ama siz en çok yazar kimliğinizle tanındınız, bu işe nereden başladınız?

Liseden beri edebiyatım ve kalemim çok güçlüydü, amatörce bir şeyler karalar notlar alırdım. İşe önce yazarlıkla başladım. “Dobra dobra” köşe yazısı ile Erzurum’un ilk kadın yazarı oldum. Daha sonra şiir, araştırma ve belgesel kitapları çıkardım. Erzurum’da şiir dinletileri yaptım. Bugüne kadar 7 ayrı kitabım çıktı. Tüm bunların yanında ev hayatımı asla ihmal etmedim. Çocuklarımın eğitimi ile yakından ilgilendim. Eşimin siyasete girmesi ile birlikte bir dönem eşimin yanında yer aldım. Ama yazmaya hiç ara vermedim. Öyle ki gece herkes uyurken ben daktilomun başında sabahlara kadar yazardım. Hiçbir zaman sıradan biri olmadım. Erzurum’da ilkleri hep ben yaptım. Yurtdışına konuşmacı olarak davet edilen ilk kadın oldum.

İlk demişken sizin bir de Batman’dan Milletvekili adaylığınız olmuştu değil mi?

(Kahkaha ile gülüyor) Evet, doğru, bak buda ilkti. Milliyetçi Hareket Partisi’nde ilk defa delege oyu ile listede yer alan ilk kadın milletvekili adayı oldum. Ben Erzurum’u bekliyordum. Ama Rahmetli Alpaslan Türkeş beni yanına çağırdı ve dedi ki “Sana Batman’da ihtiyacım var. Gider misin?” Hiç düşünmeden “evet giderim” dedim. “Ama orası çok zor, seçilmeme ihtimalinde var” dedi. “Olsun” dedim. Mesajı almıştım. Benim için vatanın her toprağı kutsal diyerek Batman’da seçim çalışmalarına başladım. Parti teşkilatı bana silah vermek istedi. Koruma tayin ettiler. Bunların hiç birine gerek duymadan köy kent demeden çalıştım. Batman’da belki istenilen oyu alamadık ama hem ilk kadın aday hem de gözümüzün karalığı sayesinde partimizden ve ismimizden çok söz ettirdik.

Hala siyasete göz kırpıyor musunuz?

(Elini kaydırıp asla diyor ve ekliyor) Asla istemiyorum. Siyaset falan o defteri kapatalı çok oldu. Halkıma, hemşehrilerime hizmet etmek istiyorum. Bunun yolu sadece siyasetten geçmiyor. Şuan da Doğu Anadolu’da tek olan Erzurum Girişimci Kadınlar Derneği’nin Genel Başkanlığını yürütüyorum. Sayısız güzel işler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Hanımlara iş sahalara açıyoruz. Belki siyasette olsak bunları yapamazdık. En son Avrupa Erzurumlular Federasyonu tarafından en faal Erzurumlu STK Başkanı olarak ödül aldım. Berlin ödülleri kapsamında Avrupa Edebiyat Ödülü ve Avrupa Liyakat Nişanı adaylığına kabul edilen tek Dadaş kızıyım. Bunlar benim için çok şey, siyaseti başkaları yapsın.

Son kitabınız Beyaz Şehrin Sultanlarını hazırlarken zorlandınız mı? Malum, aile fotoğraflarını kullanmışsınız.

Zorlanmadım dersem yalan söylemiş olurum. Bu resimlere ulaşmak, resim sahiplerini ikna etmek güç oldu. İnsanlar hatıralarını paylaşmak istemiyor doğal olarak. Ama bunların arasında seve seve resimlerini benim önüme serenler oldu. Bu kitap Erzurum’un aile yapısını sosyo-ekonomik boyutunu o kadar net bir şekilde ortaya koyuyor ki. İnsan bu şehir nasıl bu hale gelmiş demekten kendini alamıyor. O dönemin hanımlarının tamamı ev hanımı ama bakın kıyafetlerine, hanımların saçlarına, hepsi yapılı şık kıyafetler içindeler, her daim eşlerinin yanında yer almışlar. Ata binen genç kızlarından tutun da, gece kıyafetleri ile davetlerde arzı endam eden hanımlar var. Sosyal hayatı oldukça aktif bir kentmiş. Bu resimleri görüp kamuoyu ile paylaşmak olmazdı. Bir gerçek var. Biz adeta mutasyona uğramışız. O günlerden bugünlere nasıl gelindi. Kadın sadece evde iş yapan dünyaya dair bir fikri olmayan bir kavramın içine sokuldu. Kızlar okutulmadı. Üniversiteye giden erkekler aileleri tarafından halasının, amcasının, teyzesinin kızları ile evlendirildi. Okuyan gençlerimiz iyi yerlere geldi. Ama kadınlar evden dışarı çıkmayan, gece gündüz temizlik yapan, sosyal hayatı sadece ev gezmesi olarak bilen insanlar olarak kaldılar. Haliyle beyler eşlerini, kendilerini temsil edemez diye hiçbir davete, hiçbir açılışa götürmedi. Bakın şimdi Erzurum’da yapılan gecelere, kaç kişi eşi ile katılıyor, bu geceler bir elin parmaklarını geçmez. Bunun nedeni eşlerini kıskanmaları değil anlattığım sebeplerdir.

Bu kadar hareketli hayat sizi yormuyor mu, birde torunlar var?

Onlar benim ciğerim, asla yorulmuyorum. Çok tempolu bir hayatım var. Biz ailece geleneklerimize çok bağlıyız. Her ne olursa olsun aile hayatımızı her şeyin önünde tutarız. Ben kayınvalidem ile aynı evde yaşadım. Şimdi gelinimde benimle aynı evde yaşıyor. Gelinim Kütahyalı olmasına rağmen bize o kadar güzel uyum sağladı ki, sanırsınız Dadaş kızı. Oğlumun iki tane dünya tatlısı evladı var. Ben ve annesi onların üzerine çok titriyoruz. Birde kızım Ela’nın bir evladı var. O uzakta, zaman buldukça onunda yanına gidiyorum. Bunlar aksine benim yorgunluğumu alıyor.

Bu son kitabınız olmayacak değil mi, sırada ne var?

Hayır, tabî ki son olmayacak. Anılarımı yazmak istiyorum. Bugüne kadar yaşanmışlarım var. Okurlarımla onları paylaşmak istiyorum.

Roman tarzında mı?

Hayır, tam bir roman diyemeyiz. Şuan kafamda oluşturduğum bir tarz yok ama uzun zamandan beri bu yönde bir isteğim var. Her şeyin ilkini yaptık diyoruz ama bunları gerçekleştirmek öyle kolay olmadı. Hepsinde bir anı, bir hatıra var. Onları kaleme dökmek istiyorum. Bu anılar aynı zamanda sonraki nesillere bir kılavuz olsun istiyorum. Alt yapı çalışmalarını tamamlamak üzereyim. Anılarımın toplanacağı kitap çok kapsamlı olacağı için günlük hayattaki işlerimi yoluna koyduktan sonra bir geri çekilme evresi yaşayıp bilgisayarımla baş başa kalmam gerekecek. Zira çok zamanımı alacak.

Bir kadın olarak çok idealistsiniz, ancak garip bir çıkışınız oldu. Kadından Vali, Kaymakam olmaz dediniz, tepki çektiniz. Neydi anlatmak istediğiniz?

Çok açık konuştum aslında. Kadının fiziki yapısı belli, yapacağı şeyler belli. Kadın yapısı gereği narindir. Yürekte güçlüdür ama fiziksel olarak zayıftır. Bu yaradılış meselesidir. Bir kadın madende çalışabilir mi, çalışamaz, fiziki koşulları müsait değil. Valilik, Kaymakamlık sert bir yapıya sahip olmayı gerektirir. Yumruğunu masaya sert vurmayı gerektirir. Kafası kızan vatandaş kaymakam hanımın üstüne yürüse ne yapacak. Evet günümüzde bayan Vali, Kaymakam yok mu var. Ama bir erkek meslektaşları kadar “bu işi yapabiliyorlar mı” diye bir düşünmek lazım. Tüm bunların yanında bir kadın bir işe mecbur kalırsa elbette layıkı ile yapar, bu bir istisnadır. Sonuçta bu benim görüşüm, katılır ya da katılmazsın.

Zekiye Çomaklı ile gazetede bir araya geldik. Limonlu çay içip zaman zaman eski günleri yad ettik. Herkesin seveni kadar sevmeyeni elbette vardır. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki, Zekiye Çomaklı bu kenttin dünyaya açılan kadın yüzüdür. Bu işi de layıkı ile yerine getirmektedir. İyi bir milliyetçi ve vatanseverdir. Bu güzel söyleşi için kendisine teşekkür edelim ve güzel sözlerinden bir bölümü ile söyleşimize son verelim.

“KADIN” ayağı altına cennet serilen yegane varlık. Ailenin temel taşı, evlatlarının anası, eşinin yoldaşı, ana-babasının biricik sahibi. Çocukların talim ve terbiyesinden, yuvasının nizami huzurundan sorumlu “İnsanlık mektebinin ilk hocası” kadın. Erkekler “karım yerine “ailem” diyerek ailenin bütününü kapsayan bir kelime ile eşlerini tanıtırlar Anadolu’da..Yani ailenin tamamıdır kadın.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.