Erzurum Haber

Aynı zihniyet!

Aynı zihniyet!
501 Kez
22 Haziran 2015 - 14:37

Hoşgörü ayının ilk gününde yine şehri Erzurum’da oruç yiyene müdahale haberleri güne damgasını vurdu.
Cadde üzerindeki bir alışveriş merkezinin önünde sigara içen kadın iki erkeğin sözlü ve fiziksel saldırısına uğradı. Haber ajansları olayı işte bu başlıklarla servis etti.
Elbette şaşırmadım zira şehrimizin gelenekleri arasında oruç tutturma baskısı yeni bir durum değil.
Her zaman illaki biri çıkar oruç yer, birileri çıkar ona had bildirir!
Bu nedir ya, hadi o sigarayı uluorta yerde içen kişinin oruç tutan kişilere saygısı yok. Peki, oruç’un anlamını bildiğini düşünen kişilerin oruca saygısı var mı? Onunda yok, olsa ‘niye oruç yiyorsun, bu şehirde böyle şeyler olmaz’ diyerek tepki vermez.
Ne oldu şimdi sigara içenin ve ona tepki gösterenlerin başı göğemi erdi. Oruç tutanın hanesine çok büyük sevaplar mı yazıldı. Ne oldu bilmem ama Erzurum bir kez daha bağnaz, gerici ve yobazların kenti olarak hafızalara kazındı.
Oysa Ramazan denince akla Erzurum gelmeli. Çünkü mübarek Ramazan Ayına en fazla hürmetin gösterildiği bir kenttir. Ramazan Ayının tüm güzelliklerini bir arada yaşandığı nadir illerden biridir Erzurum. Bu muhteşem varlığımızla gündeme gelmek varken neden hep oruç yiyene dayak attılar haberleri ile anılalım? Anlamış değilim.
Dün yaşanan olay için demiyorum ama şunun bir kez daha hatırlanmasında yarar var. Oruç tutmak İslam’ın şartıdır. Ve ancak Müslümanlar bu ibadeti yerine getirmekle yükümlüdür.
Karşınızda tepki gösterdiğiniz kişi bir gayrimüslim olabilir. İslam’a ve oruca özenmesini sağlamak yerine neden nefret ettiresiniz?
Bunun seferisi var, hastası var, yolcusu var. Anlamadan dinlemeden bu tepki niye?
Oruç demek nefsi terbiye demektir. Eğer nefsinle hala baş edemiyorsan, karşında orucunu yiyen biri seni tahrik edebiliyorsa bence biz hala orucu anlamadan tutuyoruz demektir.
İslamiyet yüce bir din, nice güzellikleri var. Onları yaşayıp yaşatmamız gerekirken bu ısrarla yaptığımızın nasıl bir karşılığı var ki kaç yıllardır bu yanlışımızda ısrar ediyoruz. Teşbihte hata olmaz ama yanlışta ısrarın bizi götüreceği hiçbir yer yoktur. İşte kısadan bir hisse:
İki keşiş nehir boyunca giderken, nehrin karşısına geçmek için yardım bekleyen bir kadına rastlamışlar. Kadın yüzme bilmiyormuş ve bu yüzden çok korkuyormuş.
Keşişlerden genç olanı kadına yardım edemeyeceklerini çünkü inançları gereği kadınlarla temas kurmalarının yasak olduğunu söylemiş. Fakat yaşlı olan keşiş genç kadına yardım edeceğini söylemiş ve kadını sırtına alarak nehrin diğer yanına geçirmiş. Diğer keşiş bu durumdan hiç memnun olmamış. Ama kadın keşişe yardım ettiği için çok teşekkür etmiş, şükranını göstermek için tekrar tekrar önünde eğilmiş.
Keşişler yollarına devam etmişler. Yol boyu genç keşiş kendi kendine söyleniyormuş. Yaşlı keşiş dayanamayıp yaklaşık bir mil sonra sormuş:
Neden hala söyleniyorsun, bir sıkıntın mı var?
Genç keşiş kızmış olarak cevap vermiş:
Biz keşişiz; bir kadını sırtında taşıyıp karşıya geçirmek şöyle dursun, kadınlara bakmamız bile yasak. Nasıl böyle bir hareket yapabildin?
Diğer keşiş gülümseyerek cevap vermiş;
Ben o kadını bir mil geride bıraktım sen neden hala sırtında taşıyorsun?
Artık bu yükü atalım üstümüzden de dinimizin gereğini yaşayalım…

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.