Erzurum Haber

146 Kez
02 Eylül 2013 - 14:39

Tek sıkıntımız tiyatro salonumuzun yeri. Cadde üzerinde çok sayıda bar ve meyhane var. Bayan seyirciler ve aileler rahatsız olabiliyor.

Erzurum sosyal yaşam anlamında çok da alternatifli bir kent değil. Yazın yapacağınız yalnızca birkaç şey var; aile çay bahçesinde oturmak, alışveriş merkezini gezmek,  belki sinema ya gitmek. Kışın ise kar ve soğukla mücadele etmenin yanı sıra kayak biliyorsanız Palandöken’e çıkmak, kafede oturmak, yine AVM’ye gitmek, sinema v.s. Oysa Erzurum’da birde Devlet Tiyatrosu var. Her yıl en az 4 oyunun sahnelendiği ‘Devlet Tiyatroları şehrin sosyal yaşamına nasıl bir katkıda bulunuyor?’ dedik ve bu hafta Erzurum Devlet Tiyatrolarına konuk olduk. Üç yıldan beni Erzurum’da yaşayan, Erzurum Devlet Tiyatrosu Müdür Vekili ve aynı zamanda sanat yönetmeni olan Levent Aras ile konuştuk

Erzurum Devlet Tiyatrosu ne zaman kuruldu?

1997 yılında açıldı. O yıldan beri her sezon en az dört büyük oyun, iki de çocuk oyunu ile Erzurum’da perde diyoruz. Geniş sanatçı kadromuzla Erzurum sosyal hayatına katkıda bulunuyoruz. Bugüne kadar birçok özel oyun şehrimizde sergilendi ve büyük beğeni topladı.

Tiyatronun izleyici kitlesini Erzurumlular mı yoksa öğrenci kesimi mi oluşturuyor. Böyle bir istatistik yapma şansınız oldu mu?

Erzurum Devlet Tiyatroları’nın geçmişi sohbetin başında da söylediğim gibi çok eski değil. Ama çok yenide sayılmaz. Benden önceki arkadaşlar belki ilk yıllarda tiyatroyu şehirle bütünleştirmek için zorlanmış olabilirler. Ama ben 2010 yılında sanatçı olarak bu kentte geldim. Ve o yıldan beri yaptığım kişisel gözlem ve çalışmalarda şunu söyleyebilirim ki; bizim seyirci kitlemiz yalnızca üniversite öğrencilerinden oluşmuyor. Ciddi oranda yerli halka da oyunlarımızı izlemeye geliyor. Bir keresinde hiç unutmam sahnede iken gözüm üç kişiye takıldı, ön sıralarda oturuyorlardı. Orta yaşta bir hacı bey, yanında iki çarşaflı hanım vardı. Oyunu pür dikkat izlediler. Oyun sonunda yanlarına gittim. Sonuçta bu tarz izleyiciye her zaman rastlayamazsınız. Öğrendim ki Erzurum’un bir ilçesinden gelmişler ve her iki çarşaflı hanımda o beyin eşleriymiş. Ama öğrenci kitlesini de küçümsenmeyecek ölçüde.

Sizce tiyatro kendini şehre  iyi anlatabildi mi?

Bunu ölçmenin bir tek yolu var, gişe rakamları. Gişeye bakınca ‘evet yeterince anlatmış’ diyebiliriz. Çünkü bir sezonda öyle oluyor ki kapalı gişe oynuyoruz. Demek ki kendimizi iyi anlattık. Küçük şehirlerde sosyal yaşam hep kısıtlıdır. Belki metropol kentlerde tiyatronun haricinde yapılacak çok şey olabilir. Anadolu kentlerinde sinema ve tiyatronun başka bir yeri, işlerliği var.

Senaryolara bakarken bir süzgeçten geçiriyor musunuz? Mesela cinsel içerikli sahneler makas yiyor mu tarafınızdan?

Yapmıyoruz desek pek doğruyu yansıtmış olmayız. Elbette seyirci kitlesinin yapısı önemli. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir de buna gerek duyulmuyor olabilir ama biz daha duyarlı olmak zorundayız. Örnek verecek olursak, bir oyunda hikaye genelevde geçiyorsa ister istemez gerçeğe yakın olması için kostümler ona göre oluyor. Biz ne yapıyoruz, mini etek yerine tayt, iç çamaşırı yerine askılı ya da kısa kollu tişörtler giydiriyoruz oyuncularımıza. Burada elbette asıl olan senaryo ve oyuncuların performansıdır ama bazı detaylara da dikkat etme zorunluluğumuz var.

Her oyuncu mutlaka İstanbul’da, İzmir’de, ya da Ankara’da sahneye çıkmak ister. Doğu’ya gitmem diyen oyuncular oluyor mu?

Tiyatro aşkı böyle bir şey değil. Sinema sanatçıları belki böyle kaprisler yapabilir ama özelikle Devlet Tiyatroları’nda böyle bir düşünce yapısında oyuncular olmaz. Kaldı ki bizler sınava giderken bize nereye gideceğimiz en başta söyleniyor. Van, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon biliyorsunuz en başından hangi ile gideceğinizi. Mesela ben 2010 yılında Erzurum’a geldim ve en başından beri buraya geleceğimi biliyordum. Ben İzmirliyim, elbette İzmir’den sonra Erzurum’da yaşamak benim açımdan ilk günlerde kolay olmadı, ama alıştım. Ben eşimi de alıp Erzurum’a yerleştim, evimde burada. Gayet iyi yaşıyoruz, çok büyük problemlerimiz yok. Erzurum tiyatro ekibimde yıllardır görev yapan oyuncu arkadaşlarımız var. Hepsi de durumlarından son derece memnun.

Doğu’ya özel oyun yapılmıyor sanki. Birkaç oyun konuluyor, o da çok uzun perdeleniyor, yanılıyor muyum?

Hayır, kesinlikle öyle değil. Evet, belki ilk kez Erzurum’da ya da Van’da perde diyen oyunlar olmuyor ama diğer kentlerde oynanan oyunlardan da farklı oyunlar seçilmiyor. Yaklaşık iki aydan beri bu sezon perde diyecek oyunların senaryolarını bizzat ben okudum. 5 Eylül’de perde diyecek oyunumuz ‘Meraki’. Bu oyun 70’li yıllarda sahnelenmiş bir oyun. İçinde bol görseli, çalgısı, çengisi olan bir oyun. Kolay oyunlar değil yani. Bir sezonda en fazla 5 oyun sahneleyebilirsiniz. Bir oyun haftalarca sürebilir. Çünkü tüm izleyicinin o oyunu izleme hakkı vardır. Belki bu yanı ile size öyle gelmiş olabilir. Bizim işimiz bu kentte olan tüm insanları eğlendirmek, bazen güldürüp bazen düşündürmek. Eğer hep aynı oyunlar oynansa seyirci gelmez, bizde gişe yapamayız. Batı’daki tiyatrolar bir sezonda 10 belki 15 oyun sergiliyor olabilirler, buna tüm tiyatrolar dâhildir. Ama ona göre de izleyici kitlesi vardır. Bizim için tüm şehirler ve tüm seyirci aynı derecede önemlidir.

Devlet Tiyatrolarında çalışan oyuncuların dizilerde   ve sinema filmlerinde rol almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir tiyatrocu olarak gerek dizilerde ve gerekse sinema filmlerinde tabi ki eğitimli oyuncuların görev almasından yanayım. Sadece Devlet Tiyatroları Sanatçılarının değil özel tiyatrolarda çalışan arkadaşlarımızın da bu projeler içinde olması memnuniyet verici. Tabi bunları söylerken manken, ses sanatçısı arkadaşları da hor görmek istemem, bu işler yetenek meselesidir. Devlet Tiyatroları Sanatçıları dizi ya da sinema filmlerinde oynarken film şirketi ile yaptığı sözleşmenin en altına şöyle bir madde ekler. ‘Tüm bunları kabul ediyorum, ancak tiyatrodaki görevimi aksatmamak şartı ile’. Yani eğer ben oyuncuma ‘gel provan var’ dediğimde o oyuncu benim setim var derse olmaz. Bugüne kadar da böyle bir olay yaşanmadı. Her oyuncu arkadaşımız görevinin farkındadır ve tiyatrodaki görevini aksatmaz. Erzurum ekibinde yer alan en eski oyuncular arasında Eylem Yıldız, Burak Altay ve daha birkaç arkadaşımız yıllardır dizilerde rol alır. Kendi işlerini hiçbir şekilde aksattıkları görülmemiştir.

Oyuncu olmak için eğitim görmek tek başına yeterli midir?

Tabi ki değil, bazı meslekler vardır ki doğuştan yetenek gerektirir. Mesela eğitim alarak ressam olabilir misiniz? Olamazsınız, mutlaka bir kabiliyet gerektirir. İşte oyunculukta böyle bir şeydir. Zemin mutlaka olmalıdır. Yeteneğin ardından eğitim gelir. Bu eğitimin içinde kulağınızın iyi olması, sesinizi iyi kullanma yeteneği ve her şeyden önce hayal gücünüzün çok ama çok gelişmiş olması lazım. Çünkü size bir rol verildiğinde sadece kâğıtta yazanı okumazsınız, o karaktere can vermek için hayal gücünüzü konuşturursuz. Eğer sesinizi kullanamıyorsanız, aldığınız şan dersleri hiçbir işe yaramaz. Yani özetle oyuncu olunmaz doğulur.

Tiyatro merkeziniz yeterli mi?

Esasında biz sahnemizin bulunduğu salondan çok memnunuz. Seyirci ile oyuncular çok iyi iletişim kurabiliyorlar. Akustiği mükemmel. Sahnede kısık sesle bile konuşsanız en uç noktada oturan izleyici sizi duyabiliyor. Samimi bir ortam oluşuyor, çok fazla teknik sorunla karşılaşmıyoruz. Tek sıkıntımız, binamızın bulunduğu Aşağı Mumcu Caddesi’nde son yıllarda çok fazla bar, meyhane tarzı yerler açıldı. Hanım seyirciler oyun çıkışında caddeye çıkana kadar çeşitli sorunlar yaşıyorlar. Tek bayan seyirciler belirli saatlerdeki matinelere gelmek istemiyor. Oyuncu arkadaşlarımız servis beklerken bazı sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Bana göre tek sorun bu, onun dışında salon bize yetiyor. Kaldı ki biz salonumuzu beğenmesek bile Erzurum ekibi olarak yapacak bir şeyimiz yok. O iş Genel Müdürlük ve Valilik arasında çözülmesi gereken bir sorun diye düşünüyorum.

Üç yıldan beri Erzurum’da yaşıyorsunuz, nasıl sorunlarla karşılaştınız, ya da bu şehrin en çok sevdiğiniz yönü nedir?

Çok ciddi sorun yaşadım dersem yalan söylemiş olurum. İlk yıllar soğukla bayağı mücadele ettik ama alıştık. Elbette İzmir’deki yaşam standardımız burada yok. Ama buranında kendine has özellikleri var. Herkesi tanıyorsunuz, bir yerden bire en fazla 6 dakikada ulaşıyorsunuz. İnsanları çok sıcak ama teknik altyapı olarak pek Büyükşehir gibi değil. Teknik servisler çok yetersiz. Evime spor yapmak için çalışma alanı yaptırmak istedim, o alanı kuracak teknik servis bulamadım. Ancak bunlarda büyük sorunlar değil. Erzurum yeni gelişmekte olan bir şehir, zamanla herhalde bazı şeyler yerine oturur diye düşünüyorum

Bu sezon kaç oyun perde diyecek?

Şu ana kadar ‘Nasrettin Hoca’nın İnadı’ adlı bir çocuk oyunu netleşti. Bir oyunun senaryo okuma çalışmaları devam ediyor. 5 Eylül’de ‘Meraki’ perde diyecek, ardından ‘Maskeliler’, ‘Seksen Günde Devri Alem’ ve bir oyunda bunlara eklenecek. Yani 4 büyük oyun, iki de çocuk oyunu sergilenecek. Tüm Erzurumluları oyunumuza bekleriz, tabi ki sizi de.

Kendimde çok genç sayılmam ama büyüklerimizden Erzurum’un sosyal hayatına dair geçmiş yıllarda neler olduğunu dinlemişliğim vardır. Hatta bir çoğunuzda aynı şeyleri duymuşsunuzdur. Erzurum’da sinema, tiyatro işleri pek yoğunmuş, kadınlar matinesi varmış. Yeniden o sosyal hayat renklenir mi bilmem ama tiyatro, insanı dinlendiren, güldüren aynı zamanda düşündüren bir faaliyet. Bu sohbet için Levent Aras’a teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

 

 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.