Erzurum Haber

97 Kez
15 Temmuz 2013 - 11:28

Erzurum’u terk etmeyi hiç düşünmedim

Bir sivil toplum kuruluşu yöneticisinden ziyade adeta bir tarihçi gibi düşünen, hareket eden ve araştıran Erzurum Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Güzel ile Ramazan’ın ilk günü biraya geldik. 8 yıl önce ERVAK Başkanı olan Erdal Güzel ile beklide ilk defa bu kadar uzun süren bir sohbet gerçekleştirdik. Kimi zaman güldük, kimi zaman duygulandık. Aristokrat bir aileden geldiğini anlatan Güzel, her söyleminin içinde mutlaka Erzurum sevdasını dile getiriyor.

ERVAK serüveni nasıl başladı?

Benim yüreğimde, aklımda hep vardı bir vakıf kurmak ve o yolla memleketime hizmet etmek. Ben ve arkadaşlarım çok okuyan bir grubuz. Sık sık biraya gelir beyin fırtınası yaparız. Onlarda benim bu isteğimi bilirlerdi. Bir gün Necati Bölükbaşı geldi ve ‘ERVAK Başkanlığına aday ol’ dedi. O yıllarda o görevi kendisi yönetiyordu. Bende hiç tereddüt etmeden kabul ettim ve aday oldum. Seçim günü üye arkadaşlarımıza bir konuşma yaptım. Dilimiz yeterince dönmüş olacak ki kabul gördüm ve Başkan oldum. Şimdi bakıyorum da tam 8 yıl olmuş, ilk günden bu güne çok zaman geçmiş. Artık görevi yeni arkadaşlara devretme günü gelmiş çatmış.

Tekrar aday olmayacak mısınız?

Ben yeter diyorum. Zira bu görevler yürekle, fedakarlıkla yapılan işlerdir. Bir Ticaret ve Sanayi Odası ya da Ticaret Borsası gibi kuruluşlar değildir. Onların üye sayıları fazla ve bütçeleri çok yüksek. Bizde tam tersi, bizim kasamız cebimiz. Kendi cebimizden harcama yaparız. Yani para almaz, para veririz. Haliyle böyle bir kuruma herkes aday olmak ister mi bilemiyorum. Ama ben bir kan değişiminin olmasından yanayım. 8 yıla çok ciddi işler sığdırdık. Sultan sekisi toplantılarının 20.sini geçen hafta Oltu’da yaptık. Konumuz Oltu Şura Hükümeti olunca Sultan sekisi toplantısını Oltu’da yapmak elzem oldu. Bugüne kadar yaptığımız Sultan sekisi toplantıları sayesinde kamuoyunda farkındalık yarattık. Daha önce yapılan Sultan sekisi toplantıları daha farklıydı, şehir dışından işadamları gelirdi.

Amaç Erzurum’a yatırım ağını sağlamaktı değil mi?

Evet, o amaçla planlanan bir toplantı şekliydi Sultan Sekisi. Ama ben bunu değiştirdim. 2005 yılından buyana artık şehir dışından birilerini davet etmiyoruz. Bu kararda bana tepki gösterenlerde oldu ama kimse kusura da bakmayacak. Erzurum dışında yaşayanlar Erzurum’a ‘seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli’ mantığını güdüyorlar. Buraya gelip yiyip içip gidiyorlardı. Belki aralarında ciddi dosyalarla gelen olmuştur ama yatırıma dönüşemedi. Baktık ki bu yolla hiçbir şey olmayacak bu gidişata dur dedik. O kadar insanı ağırlayacak paramızda yok zaten. Çalışmalarımızı belki yatırıma dönüştüremedik ama bir vakıf olarak çok iyi işler yaptık. Bakın 2012 yılı resmi rakamlarına göre Erzurum dışında yaşayan Erzurumluların sayısı 980 bin 581’dir. Bunların arasında hali vakti iyi olanlarda var. Ama buradan öyle bir gitmişler ki dönüp arkalarına dahi bakmamışlar. Bir vefa örneği gösterip şurası baba evi kalsın dememişler. Şimdi biz bu insanlara da gelin bu şehre yatırım yapın diyoruz. Yatırım ticari bir durumdur, sonuçta gelirine giderine bakacaklar tabi ki, ona bir şey diyemem. Fakat hiç değilse bir yurt, bir okul, bir çeşme ne bileyim bir kültür merkezi yaptırsınlar memleketlerine. Erzurum’u asri mezarlıktan ibaret görenler var. Bu doğru değil. Kent dışında yaşayan bu insanlarımızın birçoğu ölünce buraya gelmek istiyor.

ERVAK’ın başına geçeli tam 8 yıl olmuş, artık görevi başkasına devretmek lazım. Kan değişimi lazım.

Ne yapmak lazım peki, neden biz böyleyiz?

Neden mi? Nedeni şu; Biz birimizi sevmiyoruz, saygı duymuyoruz. Birlik ve beraberlik ışığında yürüyemiyoruz. Biz halk olarak hamasetten besleniyoruz. Hiç unutmam, belki sizde yakından tanıyorsunuzdur. Meslektaşınız Tayfun Talipoğlu bir gün bana dedi ki, ‘Ben sizi anlamıyorum. Çeçenistan’da bir şey oluyor, Erzurum ayakta. Bosna’da, Filistin’de bir şey oluyor Erzurum ayakta. Ama kendi yerlerde sürünüyor. Kendine sahip çıkamıyor’. Haklıydı, aynen bizim durumumuz bu. Ne zaman ‘ben değil, biz’ dersek birbirimizi sever ve saygı duyarsak o gün bu kentte bir şeyler değişecektir. Biz Sultan sekisi toplantılarını genellikle bu konular üzerinden yapmaya çalışıyoruz.

Arkadaşlarımızla çok okuduk, çok araştırmalar yaptık. Bir toplantımızda Kara Fatma’yı anlattık. Kara Fatma üsteğmen bir hanımdı. Sayısız harplere katıldı. Bir dönem İzmir’de bulunmuş bu hanım. Biz kendi değerlerimize sahip çıkamadık ama İzmir bağrına bastı bu asil kadını. Yaşamının sonu çok hazin, son yıllarda çöplerden ekmek toplayarak karnını doyuruyordu. Dönemin Milletvekilleri meclis kararı ile kendisine maaş bağlamış ama o kabul etmemiş. Biz tarihimizi bile merak edip araştırmıyoruz. Bizim toplantılarımız sonrasında ünlü yazarlar Kara Fatma’yı yazdı. Yakında belgeseli çekilecek. Bir gün Çılgın Türkler kitabını okurken, Nafiz Kotan ismine rast geldim. İki satıra sığdırılmış bir isimdi. Araştırdım ki Erzurumlu olan bu beyin ismi tarihin sayfalarında silinip gitmiş. Sayın Kotan’ı gündeme getirdik. Erzurum Havaalanına ismi verilsin istedik, olmadı. Ama halk da bir şekilde Nafiz Kotan’ın tarihte bu topraklar için neler yaptığını öğrenmiş oldu.

Sultan Sekisi toplantılarının konusuna kimler karar veriyor?

Elbette ki yönetim kurulumuz bu kararları verir. Ciddi bir ekiple çalışıyoruz. Her yıl özel konular seçiyoruz. Bu kimi zaman şehrin sosyo-ekonomik durumu oluyor, kimi zaman kültür konularını içeriyor. Biz vakıf olarak gündeme getirdiğimiz birçok konuyu sonuçlandırdık. 2011 Dünya Kış Oyunları daha bize verilmemişken, biz bu oyunlar için toplantılarımızı yapmış kararlarımızı almıştık. Bu kentin kurtuluşu ‘turizm dedik’ herkes bize rüya gördüğümüzü söyledi. Şimdi sanayi diyoruz, burada olmaz diyorlar. Niye acaba, İsviçre Erzurum’dan daha mı sıcak bir ülke? Dünya’nın diğer bir ucundaki Çin’den Erzurum’a tekstil ürünleri getirilip satılıyor. Demek ki ulaşım o kadarda büyük bir sorun değil. Geçmişe şöyle bir bakıyoruz. Erzurum hükümetlerden ciddi destekler almış. Yapağı ve yün fabrikası, sigara fabrikası, un fabrikaları en 15 ayrı işletme sayabilirim. Ama ne olmuş? Hepsi teşvik almış ve işletmeler açılmadan kapanmış. Şimdi size sorarım, böyle bir şey Kayseri’de olsa, Antep’te olsa, halk buna müsaade eder miydi? Hesap sorardı, kimin parası ile hak yiyorsun derlerdi. Ama biz diyoruz ki, bize değmeyen yılan bin yıl yaşasın.

Biraz diliniz sivri mi? Düşündüğünüz şeyi anında söylüyorsunuz. Oysa günümüzde STK temsilcileri daha dikkatli konuşuyor. Zarar görüyor musunuz bu tavrınızdan dolayı?

Bu benim karakterim. Birilerine hoş görüneceğim diye gerçekleri görüp susamam. Bu yapımdan dolayı çok eleştirildiğim oluyor. İnsanlar önce yadırgıyor ama söylediklerimi düşününce hak veriyorlar. Şimdi bakın ezan okumanın bir tarzı var. Allah kullarını yaratırken işitme duyumuz belli bir desibele kadar yaratılmıştır. Bir insanın taşıyabileceği ses oranı en fazla 60 desibeldir. Ama siz tutar 120 desibel ses verirseniz insan sağır olur. Bazı camilerde ezan 120 desibele çıkıyor, ben buna nasıl sessiz kalayım şimdi? Ben doğru bildiğimden şaşmam.

Siz eczacısınız aynı zamanda. Vakıf işleri ile ilgileniyorsunuz, tuhaf ama sizi birçok kişi tarihçi biliyor.

Sevda hanım ben çok araştıran ve okuyan biriyim. Erzurum’un yerli çocuğuyum ve aristokrat bir aileden geliyorum. Benim annem son derece bilgili, görgülü, okuyan ve bir yabancı dili olan bir hanımdı. O dönem aslında yerli birçok Erzurumlu bu yapıdaki insanlardan oluşuyordu. Ben tarihe meraklı biriyim. Ben ve arkadaşlarım çok okur, çok araştırırız. En az tarihçiler kadar bir bilgiye sahibizdir. Tarih bilgim tamamen meraktan dolayı oluştu. Çok genç yaşlarından beri gezmeye, araştırmaya ve okumaya ilgim var. Bugüne kadar sayısız yurt dışı ziyaretlerim oldu. Gittiğim her yerde bir şey öğrendim, bilgi dağarcığım gelişti.

ERVAK para ile idare edilen bir sivil toplum kuruluşu değildir. Bizim kasamız kendi cebimiz. Bugüne kadar yaptığımız çalışmaların para diye bir karşılığı yoktur. 

Hiç Erzurum’dan gitmeyi düşündünüz mü?

(Hiç düşünmeden cevapladı.) Hayır, hiçbir zaman düşünmedim. Ben dilde değil, gerçekten yürekten bu şehri seviyorum. Bu şehrin geçmişi ile gurur duyuyorum. Bu şehirde doğmaktan ve yaşamaktan son derece mutluyum. Zaman zaman çok bunaldığım oluyor ama benim bu kentten başka gidecek yerim yok. Bir taş daha nasıl koyarım ona bakıyorum. Bir dönem bu şehrin eğitimi ile ilgili olarak çalışma yaptık, gördük ki 60. sıralardayız. Bunun için ne yapabiliriz dedik ve bir takım araştırmalar yaptık. Türkiye’nin en iyi hocalarına ulaştık. Şehrimize davet ettik. Onlar bile çok şaşırdı, ‘bizi nasıl buldunuz’ dediler. Valilik ile ortaklaşa çalışmalar yürüttük. 25. sıraya kadar çıkmayı başardık. Ben ve arkadaşlarım artık kendimizi bu şehre adamış insanlarız. Burada doğduk, burada öleceğiz. Öyle bir Erzurum hayal ediyorum ki herkesin herkese saygı duyduğu, tüm toplumun birbirini sevdiği, ben değil, biz diyen bir şehir düşlüyorum.

Uzun süredir eşiniz rahatsız diye biliyorum, nasıl durumu şimdi?

(İçini çekti.) İşte burası çok ilginç. Biz ERVAK olarak meme kanserinde farkındalık yaratmak için hanımları taramadan geçirdik. Eşimde bu ekipte görev alıyordu. Tarama bittikten bir dönem sonra rahatsızlandı ve bir takım tetkiklerden geçti ama bir şey bulanamadı. O biliyordu ne olduğunu. Şehir dışında bir tahlil daha yaptırdı ve acı gerçek kapımız çaldı. O çok metanetli bir hanımdır. Hiç tereddüt etmeden ameliyatını oldu, tedavisini gördü. Geçen ay kontrolde diğer göğsün dede bir hareketlenme oldu. Tekrar ameliyat oldu ve o göğsü de alındı. Ben ameliyattan çıktından sonra Oltu’daki Sultan sekisine katılmak için yanından ayrıldım, Erzurum’a döndüm, şuan durumu iyi.

Oruçlu halde yaptığımız görüşme yaklaşık bir saat sürdü. Elinde iftarlığı ile gazete merkezine gelen Erdal Güzel’e bu güzel görüşleri için teşekkür ettik ve eşi için acil şifalar diledik. ‘İnanmak başarının yarısıdır’ sözünün asla öylesine söylenmiş bir söz olmadığını Erdal Bey’i dinlerken daha iyi anladım. Eğer bir şeye kalpten inanırsanız, gerçekleşmesi için hiçbir engel yoktur.

 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.