Erzurum Haber

140 Kez
18 Mart 2013 - 11:29

RÖPORTAJ: SEVDA GÜNEŞ- ÖZEL

 

Yakutiye Belediye Başkanı Ali Korkut ile kent konseyi binasında biraya geldik. Başkan beni beş çayına davet etti. İnce belli bardakta demlemiş çay, birbirinden lezzetli kuru pasta, kuruyemiş ikram etti. Güneşin batışı ile sohbetimiz Erzurum üzerineydi.

Mimardınız, belediye başkanı oldunuz. İlk icraatınızda mesleğinize yakışır bir iş oldu ve Yakutiye Kent Meydanını düzenlediniz. Nasıl başardınız?

Ben uzun yıllar Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nde görev aldım. Her yıl sadece Erzurum ‘da değil birçok ilde bulunan tarihi eserlerin restorasyonu için Ankara’dan olur istiyorduk. Ancak bürokraside işler biraz tuhaf  ilerliyor. Bazen öyle yerler için ödenek çıkıyordu ki insanın inanası gelmiyordu. Hani ‘kuş uçmaz kervan geçmez’ yerler denir ya, tam da öyle yerler için. Bu tür durumlarda hep icra makamı olmayı istemişimdir. Şimdi bakıyorum da demek ki bunun adı belediye başkanlığı imiş. Ama biliyorsunuz benim gönlümde yatan yer Ilıca ilçesiydi. Çünkü, termal tesisler istenilen düzeyde hiç olmadı, hala değil. Ben sırf Ilıcayı turizme kazandırmak için belediye başkanı olmak istiyordum. Ama bize Yakutiye’de hizmet etme imkanı sunuldu. Bizde seve seve bu görevi kabul ettik.  Yakutiye Medresesi’nin önünü açmak benim için çok zor bir olay değildi. Yaptığımız işlerin yanında en kolay iş bu oldu. Ama çok riskli bir durumdu. Belediye başkanı olur olmaz bu projemi dönemin Erzurum Valisi Cellalettin Güvenç’e açtım. Vali bey hiç de sıcak bakmadı. Galiba gelecek tepkileri göğüslemek istemedi. “Ağaç kesilecek, hedef oluruz” dedi. Ama ben kararlıydım ve hiç kimseyi dinlemedim. Eserin önünü açtık.

Tam olarak yapmak istediğiniz proje bumuydu?

Hayır, benim Yakutiye meydanında yapmak istediğim, hem Mumcu Caddesi’nden hem de Lalapaşa’nın yan kısmını oluşturan Menderes Caddesini de içine alan komple bir çalışma yapmaktı. Kot farkını yükseltip meydanı genişletmekti ama olmadı. Sadece Yakutiye Medresesi’nin önünü açarak meydan haline getirebildik. Hatırlayacaksınız, daha önce Yakutiye’nin Mumcu Caddesine bakan kısmında çeşmeler vardı. Vatandaşlar bu çeşmelerin kaldırılmasını istedi, bizde kaldırdık. O alana lostra salonu yapmak istedik ancak bu kez de cadde de ayakkabı boyacılığı yapanlar istemedi. ‘Orada iş yapamayız’ dediler.

Erzurum’da lakap kültürü oldukça yaygındır. Sizinde bir lakabınız var. Özellikle Yakutiye Meydanı’ndan sonra size bu lakap takıldı. Gözünüzün kara olmasından dolayı olsa gerek size ‘Deli Ali’ diyorlar, biliyor muydunuz?

(Kahkaha ile gülüyor) Evet biliyorum. Bir gün Lalapaşa’nın önündeki alanı incelerken vatandaşın biri yanıma geldi ve “Başkan her şey güzel oldu hiç lafım yok ama cami bahçesinin duvarı ile cenazelerin konulduğu alanın arası çok bitişik, burası ne olacak? Bir değişiklikte burası için yapın” dedi. O an fark ettim ortadaki acayipliği. Hemen çalışmaya başladık ve vatandaşın işaret ettiği garipliği gece çalışarak sabaha kadar ortadan kaldırdık. Aslında ‘deli’ denmesi beni hiç rahatsız etmedi. Kişiliğimde de var. Eğer bir şeye karar vermişsen asla yolumdan geri dönmem, gözüm karadır yani.

Üç Kümbetleri kapsayan cazibe projesinde hangi aşamaya gelindi, durum nedir orada?

Bu proje benim için çok önemliydi. 28 projeyi arkasında bırakıp ortaya çıkan bir proje. Proje üç aşamada gerçekleşecek. İlk etapta, kamulaştırma çalışması yapılıyor. Bu etabın sonuna gelindi. Cazibe projesine başlandığı dönemde biz Kalkınma Bakanlığına şöyle bir teklifte bulunduk. “Siz kamulaştırma bedelini ödeyin, biz kalan kısmını belediye bütçesinden yaparız ”dedik. Ama ödemelerde sıkıntılar oluyor tabi. Hak sahipleri ile anlaşıyorsunuz, nakit bedel ödemek gerekiyor. Dönüyorsunuz kasada para yok. Ne yapacaksınız? ‘Hak sahibine itiraz edin’ diyoruz süreyi uzatıyoruz. Üç Kümbetler projesi yapılırken Büyükşehir Belediyesi de kalenin etrafını açma çalışması içine girdi. Hali ile o işte bu proje dahil edildi. Kaldı ki kalenin etrafının açılması çok önemliydi. Bir ilçe belediyesinin bütçesi ile biz bu işi yapamazdık. Bu konuda Ahmet Küçükler’e teşekkür etmek gerekir. Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki; Üç Kümbetler Projesi tamamlandığında Erzurum başka bir kent olacak. Cazibe projesinin içinde yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlar, butik tarzında oteller, yaşam merkezleri olacak. Projenin tamamlanması ile o bölge çok farklı bir yapıya kavuşacak. Bunun için önümüze engellerde çıksa yolumuzdan dönmüyoruz. Örneğin bölgede caminin hemen yanında Emirşeyh kebap salonu var. Biz o bölgeyi tamamen kaldıracağız. Alt taraftaki bina tescilli olduğu için bir şey yapamıyoruz, ancak üst kısımdaki bahçeli bölümün olduğu yer kalkacak. Kalkmaması için baskı yapıldı tabi ama biz doğru bildiğimiz yoldan dönmeyiz. O bölge kalktığında tarihi Emirşeyh Caminin de etrafı açılmış olacak.

Öyle görünüyor ki yaklaşan seçimlerde tekrar aday olacaksınız?

(Hiç düşünmeden cevap veriyor.) Evet tabi ki bir dönem daha projelerimi tamamlamak için başkan olmak istiyorum ama bu işler nasip işidir. Biz aday oluruz ama partimizin görüşü de önemli, tekrar aday etmek isterler mi bilemem ama benim gönlümde bir dönem daha yatıyor.

Başarılı bir belediye başkanıyım diyor musunuz?

Buna cevap ben veremem, vatandaş bu değerlendirmeyi yapmalı. Ama kötü bir çalışma sergilemedim. Bakın ben Yakutiye Belediye Başkanlığı görevine geldiğimde Telafer gibi harap olmuş bir belediye devraldım. İşçilerin maaşları ödenmemiş, piyasaya trilyonlarca borç vardı. Kasa tam takırdı. 5 yıl hiçbir şey yapılmamıştı. Fazla personelde işin cilvesiydi. Bu konuda sayın Bakanımız Recep Akdağ’ın yardımlarını asla unutamam. İşe önce personel yükünden kurtulmakla başladık. Bazı mülkleri satıp paraya çevirdik. Borçları ödedik. Belediyeyi nefes alır hale getirdikten sonra çalışmalarımıza başladık. Türkiye’de daha kentsel dönüşüm yokken biz şehrin içini şantiye haline getirdik. Yeni yollar açtık. Bunlar öyle sıradan çalışmalar değildi. Sonuçta bir ilçe belediyesiyiz biz. Çapımızın çok üstüne çıktık, hedef olduk. Bir yerleri düzeltirken geçmişte yapılan haksızlıkları yapmadık. Mesela 189. maddeyi uygulayabilirdik ama yapmadık. Vatandaşın hak ettiğinin üstünde rakamlar verip evlerini istimlâk ettik. Hak yemedik. Eğer yeni Belediyeler Yasası çıkmamış olsaydı bizim bütçemiz Büyükşehir Belediyesinin üzerine çıkacaktı.

Pişmanlık duyduğunuz olaylar oldu mu?

(Bir süre sessiz kaldı.) Tüm samimiyetimle söylüyorum, hayır hiç pişman olmadım. Geceleri uyumadığım günler çok oldu. Muhasebemi iyi yaptım. Hasan-i Basri’de, Veyisefendi’de, Kırmacı’da ve birçok dönüşüm yaptığımız yerde hedef oldum. Vatandaş makam odamı bastı. Tehdit edildim. Zor günler, saatler yaşadım ama geri adım atmadım. Recep Akdağ Caddesini açarken tüm bu sıkıntıları unuttum. Bugün olsa yine aynı şeyleri yaparım. Çünkü buraları yaparken hak yemedim, yedirmedim. Sayın Recep Akdağ dışında kimseden yardım görmedim.

Büyükşehir Belediyesi’nden maddi hiç yardım almadınız mı?

Hayır, tek kuruş yardım görmedim. Böyle bir talebimde olmadı. Ahmet Bey’in böyle bir yaklaşımı da olmadı zaten. Her belediye kendi yağı ile kavruldu.

Seçimler yaklaştıkça anketlerde hız kazandı. AK Parti’nin yaptırdığı son ankette Erzurum’da en başarı belediye siz çıkmışsınız, doğru mu?

Evet, yapılan anket sonuçlarını gördüm. İlçe belediyelerin içinde ilk sırada en başarılı belediye biz olduk. Türkiye genelinde de iyi bir sıralamada yer aldık. Çalışmalarımızın halk tarafından beğenilmesi büyük bir mutluluk. Anketler hep yapılır, ama siz gerçeği halkın gözünde görürsünüz. Biz halkımızın gözünde bu memnuniyeti elbette görüyoruz. Bir kere Sayın Başbakanımıza büyük bir teveccüh var. Belediye başkanı kim olursa olsun. Bu su götürmez bir gerçektir. İlçe belediye başkanları arasında % 59 oranında en fazla oyu ben aldım ama halk benden çok Başbakanımıza oy verdi. Bunun aksini iddia eden biri varsa, ‘halk bana oy verdi’ diyenler çıksın bağımsız aday olsunlar, bizde görelim.

Parti teşkilatı ile bazı çalışmalarınızdan dolayı ters düştüğünüz iddia edildi. Bu doğrumu?

Ne? Hiç öyle bir durum olmadı. Bir belediye başkanı partisinin teşkilatı ile nasıl ters düşebilir. Böyle bir durum olamaz. İl Başkanı Murat Kılıç bugüne kadar bizden hiçbir talepte bulunmamıştır. Bu kişilikte bir yapısı da yoktur. Belediye başkanlığı siyasi kimlikte bir konumdur. Başarının sırrı teşkilatlanmada gizlidir. Partimi yok sayamam, onlarda beni yok sayamaz, aksine benim ilişkilerim gayet iyidir teşkilatımla.

Bayan işçinizi çöpe gönderdiniz, bu kararınızdan hiç pişman oldunuz mu?

Bu çok farklı bir durumdu. Biliyorsunuz belediyedeki fazla işçilerin diğer kurumlara geçmesi için yoğun çaba harcandı. Şahsen ben bir buçuk yıl Ankara’da kalarak mücadele ettim. Biz bu insanlara maaş veremiyorduk. Sistem devreye girince geri dönenler oldu. Ben kendilerine söyledim. Eğer gelirseniz sizi çöpe göndermek zorunda kalırım. Bunun bayanı erkeği yok. İzmir’de Ankara’da çöpte kadınlar çalışıyor. Bu arkadaşlarımız inat etti. Geri geldiler. Eğer biz o gün bu kararımızda dik durmasaydık, birçok kişi geri gelecek ve belediye iş yapamaz hale gelecekti. Bizim bu tutumumuz diğer belediyeler içinde örnek oldu. Bu nedenle geri dönmek isteyenlerin gözü korttu ve göreve geri dönmekten vazgeçtiler. Elbette üzüldüm bir insan olarak. Başka çarem de yoktu. Basına çok kötü malzeme olduk ama geri adım atmadık.

İki saat süren sohbetimizde zaman zaman çok komik anlarda oldu. Ara sıra yazılmamak kaydı ile kelimeler dökülse de başkanın ağzından, verdiğimiz sözü tutup o konuşmaları es geçtik. Bardağımızda son çayı yudumlayıp sayın başkana veda ettik. Kendileri nezaket edip bizi otomobilimize kadar uğurladı.

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.