Erzurum Haber

Kılıç önemli açıklamalarda bulundu…

Kılıç önemli açıklamalarda bulundu…
118 Kez
11 Mart 2013 - 11:21

2009 Yılında AK Parti Erzurum İl Başkanı olan Murat Kılıç ile sahibi olduğu ARZEN’de bir araya geldik. 34 yaşında güçlü bir partinin temsilcisi olan mavi gözlü, sert bakışlı Kılıç ile Erzurum’u konuştuk. Siyasi kimliği nedeniyle her ne sorsak konuyu AK Parti’nin başarısına getiren genç işadamı, sorulan tüm soruları ince eleyip sık dokuyarak cevapladı.

Murat Kılıç’ın siyasi geçmişi nedir, ilk olarak hangi partiye gönül verdiniz?

Aslında aktif siyasete AK Parti’de başladım denilebilir. Önce partinin bazı yetkili organlarında görev aldım. 2009 yılında da aynı partinin İl Başkanlığı görevine getirildim. (Devreye giriyorum. Yani yerli  AK Partilisiniz, doğru mu?) Kişi olarak evet ama aile olarak değil. İlk siyasetle tanışmamız babamın Anavatan Partisi’ne gönül vermesi ile başladı. Bende siyaset kültürü ile büyüdüm, politikanın, siyasetin asla yabancısı olmadım. AK Parti’de yoluma severek devam ediyorum.

Siyaset denince aklımıza nedense hep oturaklı, yaşlı kimseler geliyor. Oysa artık gençler boy gösteriyor bu arenada, size bakınca da aynı şeyi görüyorum. Zor mu bu yaşta siyasetin ayak oyunlarına katlanmak? Ya da şöyle sorayım. ‘Keşke işadamı olarak kalsaydım’ dediniz mi?

Siyaset ile iş dünyası aslında birbirine çok yakın kavramlar. Her ikisi içinde dürüstlük ön plana çıkıyor. Eğer siz sattığınız malda hile yapmaz ve kimsenin hakkına girmez, kaliteli mal satarsanız uzun ömürlü olunursunuz. Siyasette böyledir. Seçmene doğruları söyler, yalan ve riyadan kaçarsanız insanların sizi kabullenmesi o kadar kolay ve uzun vadeli olur. Elbette siyasetin zor yanları çok fazla, ama zamanla bunları içinize sindiriyorsunuz. Ancak hiç keşke demedim. Çünkü ben siyaseti bir meslek olarak görmüyorum. Siyaset bir iştir, meslek değildir. Böyle bir partide siyaset yapmak, başarılı olmak ve uzun ömürlü olmak için mangal gibi yürek lazım. Yürekler lazım. (Yani mangal gibi yüreğim var diyorsunuz, gülüyor) Sadece kendimi demiyorum. Bu işi yapan, yapmak isteyenler için o terimi kullanıyorum.

Siyasetçi denince iyi yalan söyleyen kişi gelirdi akla eskiden. Ama siz sadece doğru söylemek lazım diyorsunuz, seçmen profili mi yoksa siyasetçi profili mi değişti?

Kesinlikle seçmen profili de siyasetçi profili de değişti. Bu algı hep vardı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu algıyı tamamen ortadan kaldıran bir politika geliştirdi. Tüm gerçekleri halkı ile konuştu. Samimi bir profil çizdi. Bu ülkenin insanları neden Tayyip Bey’i bu kadar sevdi zannediyorsunuz? Yalanı ve riyayı reddettiği için kabul gördü. Koca bir lider halk gibi düşündü, halk gibi hareket etti. Bakın muhalefete, onlar hala eski siyasi çizgi üzerinden ilerliyorlar. Artık halk yalan üzerine siyaset istemiyor. Gerçeği biliyor ona göre şekil alıyor. Biz bu yapının yansımalarına birebir şahit oluyoruz. Biz halkla içice yaşıyoruz.

Peki. Erzurum seçmenini nasıl yorumlarsınız. Bugüne kadar hep iktidardan yana oy kullanmış bir il. Nasıl oluyor da iktidar olacak partiyi hissediyor?

Erzurum siyasi tarihini incelediğinizde böyle bir tablonun ortaya çıktığı kesin. Erzurum muhafazakâr, milliyetçi bir il. Sol partiler bu şehirde yeteri kadar taban edinememiştir. Erzurum tercihini hep sağ partiden yana kullanmıştır. Rüzgârı iyi yakalayan bir seçmen yapısı var. AK Parti’yi her seçimde birinci parti olarak belirlemiş bir il Erzurum. Tabi ki bunda liderin rolü çok büyük, hiç kimse bunu göz ardı etmemeli. Yapılanları iyi analiz ediyor. Sesiz bir çoğunluğa sahip bir kent, bu nedenle tercihini hep doğru kullanıyor.

AK Parti vizyonu ile Erzurum’u değerlendirirsek, yaklaşık 9 yıldır yerelde iktidarsınız. Sizce başarılı mısınız?

Bunun analizini yapmak için geçmiş dönemleri iyi irdelemek lazım. Belediye başkanlarımız göreve geldiğinde, özelikle ilçe belediye başkanları yüzlerce işçi fazlalığı ile karşı karşıya kaldılar. Bırakın yatırım yapmayı çalışanların maaşlarını ödemek bile büyük bir sorundu. İşçilere çözüm bulmak epey bir zaman aldı. İlçe belediye başkalarının çalışmaları bana göre çok başarılı (Peki Büyükşehir?)

Büyükşehir Belediyesi çok önemli hizmetlere imza attı. Erzurum’da cazibe merkezi projesi uygulandı. İşte geçenlerde siz de gidip gördünüz, dev arıtma tesisi yapıldı. Kentsel dönüşüm uygulandı. Daha önce ülkede kentsel dönüşüm diye bir şey mi vardı? Bakın, Aziziye ilçesinde, Yakutiye bölgesinde, Palandöken ilçesinde dev kentsel dönüşümler yapılıyor. Ve uygulanan projeler tamamlanınca ortaya başka bir kent çıkacak. Bu büyük bir riskti, AK Parti bu riske girdi ve başarılı oldu. Erzurum’un altyapı sorunları çözüldü. Eskiden yapılanlarla şimdi yapılanları karşılaştırmak lazım. Belediyelere ‘başarısız’ demek büyük haksızlık olur. Ama tanıtımda, anlatımda eksiklik yok mu derseniz kesinlikle var? Belediyelerimiz yaptığı çalışmaları yeteri kadar halka anlatamadılar. Ben açık yüreklilikle söylüyorum, arkadaşlarımız çok başarılı. Ama daha iyisi olamaz mıydı? Tabi ki her zaman her şeyin daha iyisi vardır.

Belediye başkanları arasında çıkan huzursuzluklar sürekli basına yansıdı. Sizinde müdahaleleriniz olduğu biliniyor. Nedir bu işin gerçeği, sorunları çözebildiniz mi?

Gerçek hayatta hiçbir sorunun yüzde yüz çözümü yoktur. Partimizin grup toplantılarında bu konular elbette masaya yatırıldı. Grup kararları alındı. Bunları zaten biliyorsunuz, sizlere de yansıdı. Zaman zaman sayın başkanlarla biraya gelindi. Bir dönem yaşananlar basına kadar ulaştı. Ama bunlar büyük sorunlar değildi. İş tartışması her yerde olabilecek sorunlardı. Belediye başkanları arasındaki kendi çalışma alanını daha iyiye götürme arzusu rekabeti olağan bir durumdur. Bizim olaylara bakış açımız da budur. Rekabetin olduğu yerde başarı olur. Kimsenin kimse ile özel bir sorunu ya da hasımlığı söz konusu değil. Her ilde yaşanabilecek küçük mevzulardır. İstişare, fikir alışverişi her zaman insanı doğru yola götürür. Bizde o günde bunu yaptık.

Her seçim dönemi mutlaka konuşulur, İl başkanlarının seçim arifesinde adaylığı gündeme gelir. Siz Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday mısınız?

(Mavi gözlerini açıyor) Siz şimdi benden ne bekliyorsunuz?( Sorulara hep yuvarlak cevap veriyorsunuz, buda öyle olacak herhalde)

(Peki, cevabı biliyorsunuz o zaman’ diyerek gülüyor, sonra söze devam ediyor.) Peşinen söylemeliyim ki benim böyle bir fikrim yok. Ama Sayın Başkanımız böyle bir görev verirse, halk isterse elbette o zaman adaylığımız söz konusu olacaktır. Bana ne görev verilirse ülkem için şehrim için seve seve yaparım. Sayın Başbakanımız bunların hiç birini layık görme yedebilir. Buna da saygı duyarım. Ama bu işler gönül işidir, hesap kitap işi hiç değildir. Benim siyasetten bir beklentim yok. Ben ne veririm ona bakarım. Biz il başkanlığı görevine geldiğimizde partimizin üye sayısı 25 bin civarında idi, şimdiler de bu rakam 95 bine kadar çıktı. Hedefimiz 120 bin. Sözlerimin başında dediğim gibi bu bir meslek değil, iştir ve biz yaptığımız işi çok önemsiyoruz.(İyi de siz böyle çalışırsanız Başbakan size başka görev verir mi?)

(Gülüyor) Vermesin, biz gönüllüyüz, talebimiz yok.

Erzurum’da sizin işiniz biraz daha zor, zira kent milliyetçi yapıya hakim. İmralı açılımını anlatmakta zorlanıyor musunuz? Halk ne diyor?

Erzurum farklı bir il. İnanın bugüne kadar tek bir çatlak ses duymadık. Bu ülkenin kanayan yarasıdır terör. Elbette sağduyulu halkımız bunun çözülmesini istiyor. Şu an sadece olayları izliyor. Fazla yorum yapmıyor. Bu ülkenin milliyetçi teminatı biziz diyen, bu odaklardan oy devşiren bir muhalefete kulak bile asmıyor. Düşünün ana muhalefet DKPC terör örgütüne sahip çıkıyor. Halk bunları ne diye dikkate alsın. Hatırlayın, bir referandum süreci geçirdik. Muhalefet meydanda ‘bu işi bizi bölecek’ diye bas bas bağırdı. Bu halk ne yaptı, %88 üzerinde ‘Evet’ oyu verdi. Üstelik  evet diyenlerin arasında solcusu da vardı milliyetçisi de. Kimse bu işin altında başka bir iş aramasın. Şimdi bu halkın yarısından fazlasının güvendiği bir Başbakan mı milliyetçi, yoksa ‘biz milliyetçiyiz’ diyenler mi? Bir dünya lideri var karşımızda, sorun nasıl çözülürse çözülsün, Başbakan tek bayrak, tek dil şiarından asla vazgeçmeyecek. Tüm bu gelişmeleri halk yakından izliyor. Sessiz çoğunluk neyin ne olduğunu biliyor. Sandıkta bunların cevabını da ağır şekilde verecektir. Bu ülke bir tek vatan evladını artık kaybetmek istemiyor, tek gerçek budur.

MHP belediyeleri kazanır mı? Bu seçimde alır mı elinizden?

Bizim hiç öyle bir kaygımız yok. Yapamayacağımız hiçbir işin altına imza atmadık. Her şey seçmenin takdiridir. (Bu sözünüzden MHP’yi dikkate almıyorsunuz diyebilir miyiz?)

Tabi ki hayır, biz seçmeni çantada keklik görmüyoruz. Aksine aldığımız oy çokluğuna rağmen hala yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Kapı kapı dolaşıp çalışmalarımızı anlatıyoruz. Bakın kim seçmenin ayağına gidiyor?  Muhalefet partisinin milletvekili mi ? Hayır. Yine iktidar milletvekilleri gidiyor. Biz sadece seçim döneminde diğer partiler gibi seçmen kapısını çalmıyoruz. Aksine her gün her daim yanlarındayız. Hiçbir oy oranı bizle halkın arasına girmiyor. Biz sessiz çoğunluğun sesini dinliyoruz. Onlarla sandıkta buluşup sonra vedalaşmıyoruz. Onlar bizi anlıyor, anlattıklarımızı yaptıklarımızı görüyor. Biz bunlara güveniyoruz.

Yani bu durumda ‘kimi koysak kazanırız’ diyorsunuz?

Elbette. Liderimize olan teveccüh ortada, kimse kalkıp bunu yalanlayamaz. Fakat ‘kimi koysak kazanırız’ açıklaması yanlış bir açıklama olur, gerçekçi olmaz ve aday arkadaşımıza da büyük ayıp etmiş oluruz. Adayın hiç etkisi olmaz demek yanlıştır. Zira, etkisi olmayan bir kişi partimizce aday gösterilmez zaten. Hem güçlü bir lidere olan güven, hem de adayımızın etkinliği birbirini tamamlayan unsurlardır. Bunu böyle görmek en doğrusudur.

Kadın hakları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkede kadın hakları yasalarla belirlenmiştir. Türkiye’de kadın istenen noktada mıdır? Tabi ki hayır. Ama son yılarda kadına olan şiddet arttı demekte doğru değildir. Çünkü Türkiye de kadına şiddet her zaman vardı. Aksine giderek artmıyor, düşüyor. Bizim dönemimizde artık hiçbir şey saklı kalmıyor. Zira hükümetimiz bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor. Medya farkındalık oluşturmak için bunları kamuoyuna sunuyor. Yani daha fazla yaşanan şiddet duyulmaya, gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu konuda ciddi çalışmalar var. İstiyoruz ki sadece kadına değil bu ülke de hiç kimseye karşı şiddet uygulanmasın. Uygulayanlara ciddi cezalar verilsin. Çalışmalar tamamlanınca bunların yaptırımlarını da hep birlikte göreceğiz inşallah.

Arzen’in alt katında bir araya geldiğimiz Murat Bey ile sohbetimiz yaklaşık 2 saat sürdü. Bize taze sıkılmış portakal suyu ve çay ikram etti. Sohbet boyunca hep dikkatli ve yuvarlak kelimeler seçmeyi tercih etti. Gazeteci tabiri ile ‘çok iyi malzeme verdi’ diyemem. Ancak gördüğüm tek şey, siyasette iyi yetişmiş bir isim olduğu idi. Ağzından çıkacak her kelimenin ilerde kendisi aleyhine kullanılacak olması gerçeğinin farkında, ama bir o kadar da kendine güvenen bir isim. ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ sözünün sıkı uygulayıcılarından biri olan Murat Kılıç’a teşekkür ediyor, son kare için objektife poz verip Arzen’den ayrılıyoruz. 

Sitenin tüm hakları zirve2000.com'a ait olup, izinsiz alıntı yapmak yasaktır.